Masumiyet müzenizde neler var?

Yayın Tarihi: 17/04/22 09:30
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Orhan Pamuk’un en güzel eserlerindendir ‘Masumiyet Müzesi’. Türkçe ve İngilizce versiyonunu ikişer kez büyük bir zevkle okudum.

Pamuk ta başlangıçtan, romanın yanısıra temaya uygun bir müze de tasarlamış. Kitapdaki karakterlerin kullandığı objelerden oluşan orijinal bir müze.

Masumiyet Müzesi, İstanbul’un Çukurcuma Caddesi, Beyoğlu semtinde, romanın yayınlanmasından 4 yıl sonra, 2012 yılında hayata geçirildi.

Masumiyet Müzesi 2014 yılında Avrupa Müze Forumu tarafından “Avrupa Yılın Müze Ödülü”ne laik görüldü.

Kitap aynı zamanda “Hatıraların Masumiyeti” ismiyle beyazperdeye aktarılarak Venedik Film Festivalinde seyircilerle buluştu.

Bir kitap, bir film ve bir müze. Bir proje, üç ayrı şahaser. Orhan Pamuk böyle biri işte.

İstanbul’a ne yazık ki yıllardır gitmedim. İlk fırsatta gittiğimde ilk durak yerlerimden biri olacak Masumiyet Müzesi.

Sevgili okurlar, Orhan Pamuk gibi bir “masumiyet müzesi” açma şansınız olsaydı, o müzeye kendinize ait ne gibi objeler koyardınız?

Ben kendi adıma hayalimde müzemi açtım. İçine koyduğum objeleri öğrenmek istemez misiniz?

Tüm objeler çocukluk yıllarıma ait. Derler ya, insan yaşlandıkça çocukluk yıllarına özlemi artar. Nostaljik anılarla yoğrulduğu günler artar. İşte hayalimdeki müzemdeki bazı objeler:

Tropen dolma kalemim: Mürekkep kokusu öğrencilik yıllarımızın belleğemizde en fazla kalan kokularındandır. En azından benim için öyledir. En kıymetli şeylerimizden biri de dolma kalemimizdi benim öğrencilik yıllarımda. Tropen marka dolma kalemimi yanımdan ayırmazdım. Babam onu okula götürme yasağı uygulamış, ama dinlememiş ve götürüp kaybetmiştim. Ağladığımı hatırlarım bu yüzden. Işittiğim azar ayrı.

Melodikam: Hemen hemen her öğrencinin çoğu zaman yeşil, beyaz renkli üfleyerek çalınan melodikası vardı 60lı yıllarda. Müziğe yatkın olduğumdan bana da almışlardı. Melodi çıkarmayı becerene kadar mahalleyi bıktırmıştım acemice çaldığım sözde müziklerle. Sonradan çok sevdiğim müzik öğretmenim Yıldan Taner hanım sayesinde güzelce öğrenmiş, hatta orkestrada yer alıp Zafer Sinemasında konser veren öğrenciler arasında olmuştum. Uzun yıllar her gittiğim yere taşıdım sevgili melodikamı. 2019 yılında işyerimden ayrıldığımda iş arkadaşlarımın bana hediyesi bir melodika oldu. Çünkü sıklıkla bahsetmiştim onlara anılarımdan.

Lingiri değnekleri: Şimdilerde bilmem ama yaşıtlarım arasında, 60lı yıllarda kız olsun, erkek olsun lingiri oynamayan oynamayan Kıbrıs’lı çocuk yoktur. Bundan çok eminim. İki taş üzerine konulmuş küçük bir değneğin daha uzun bir değnekle kaldırılıp mümkün olduğu kadar uzağa fırlatılması ile oynanılan, kökeni İngiliz icadı “kriket” olan çok zevkli bir oyun. Lefke’deki mahallemizde bulunan eski mezarlığın boş alanında saatlerce oynardık bu oyunu. Çoğu zaman sonucu beğenmeyenler kavga çıkarır, saç saça, baş başa gelirdik. Masumiyet müzemde lingiri değneklerinin olmaması düşünülemezdi.

Plakçalarım: Almanya’ya yerleşen teyzelerim tatile geldiklerinde bana ağızdan dolma yeşil renkli bir plakçalar getirmişlerdi. 45lik plağı plakçaların ağız kısmından iterkenden çalmaya başlardı. Biriktirdiğim kendi paramla aldığım ilk iki plağı hala dün gibi hatırlarım. Elvis Presley’in “Blue River”, ve Beatles grubunun “Come Together” plakları  idi. Lefkoşa’nın Rum semtine geçip oradan aldığımı hatırlarım plakları. Plakçalarımı Londra’ya geldiğimde beraberimde getirdim, ve onu yıllarca burada da kullandım.

Değerli okurlar, geçmişe kısa bir nostaljik yolculuk yaptım. Size de aynı şeyi öneririm. Eminim siz de masumiyet müzenize koyacağınız çok şeyler bulacaksınız. Göreceksiniz, bundan çok zevk alacaksınız.

Not: Bu yazıyı geçen yıl Sanat Kıbrıs Gazetesi için yazmıştım.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ertanç HİDAYETTİN yazıları