23 Nisan ama hiç neşe dolamıyor insan

Yayın Tarihi: 24/04/22 12:15
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

23 Nisan hep çocuk bayramı olarak düşünülür ve kutlanır. Çoğu zaman günün esas önemi unutulur, gider.

Tam 102 yıl önce, 23 Nisan 1920 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) açıldığı gün olduğu es geçilir. TBBM’nin açılışı Türkiye Kurtuluş Savaşının başlangıcını tetikleyen çok önemli bir olaydı.

Üç yıl sonra, 29 Ekim 1923 yılında emperyalistler güçler TBBM’nin ilk Başkanı Atatürk’ün liderliğinde ülkeden atılıp Türkiye Cumhuriyeti ilan edilecekti.

O dönem her zaman “Türk Milletinin şanlı sayfası” olarak konuşulur. Tarih kitaplarımız öğrencilere bunu vurgular. Aksini tartışmaya cesaret etmek ancak çok da uzak olmayan bir zamanda başladı.

Örneğin, Türkiye’de yaşayan herkesin Türk olarak kabul edildiği, dolayısıyle bazı kesimlerin kendi özlerinin, kimliklerinin inkar edilip bastırılması o zamanlardan başlayarak hala bugün de devam etmektedir.  Batılılaşma sürecinde 1932 yılında başlayan Dil Devriminin dili, kültürü fakirleştirdiği de bugün tartışılan konular arasındadır.  Tahsin Yücel – Dil Devrimi ve Sonuçları (Can Yayınları). Günümüzde Türk dilinin düşürüldüğü duruma bakıldığında katılmamak elde değil.

Türk milliyetçiliğinin doğuşu bu zamana rastlar. Bunlar yapılmasaydı belki de Kurtuluş Savaşı başarılı olmaz, Cumhuriyet döneminin başlaması zorlaşırdı diye düşünür bazı kesimler. Bu tezin ne kadar doğru olduğunu bilemem. Bırakalım tarih, tarihçiler yargılasın. Ama objektif olarak.

***

Bu önemli günü Atatürk çocuklara armağan etmişti. Üç yıldır Covid buna izin vermiyor, ama tüm dünyadan çocuklar da gelip birlikte kutlarlardı Çocuk Bayramını.

Siyasiler çocuklara verdikleri sözde önemi vurgulamak için seçilmiş çocukları birkaç dakika makam koltuklarına oturturlar, onlarla boy boy fotoğraflar çekerler bu günde. Saraylarını, ofislerini ziyaret eden okul kafilelerini ağırlarlar. Etrafa sahte gülücükler saçarak.

Bu yıl bazı fotoğraflara bakarım da içimden “bırak o çocuğu devamlı o koltukta kalsın. Ülkeyi senden çok daha iyi idare edecek” düşüncesi geçer aklımdan.

Çocukken okuduğumuz bir şiir vardı: “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan”. Belleğimde hala taptaze duruyor. Ancak hiç de neşe dolmuyor insan çocukların gerek kendi coğrafyamızda, gerekse tüm dünyada maruz kaldıklarını düşündükçe.

Burada geçmişte yaptığım gibi uzun uzun istatistikler vermeyeceğim. Merak edenler “Türkiye’de Çocuğa Karşı Şiddet -2020 Durum Raporu”nu okuyabilir. Link aşağıda: 

http://www.cocukhaklariizleme.org/storage/app/uploads/public/5fc/746/7d5/5fc7467d5fc0c660761537.pdf

Yazımı yıllar önce “Çocuklara Mektup” başlığı altında yazdığım yazımdan bir bölümle bitireceğim. Çünkü yazımda belirttiklerim hala geçerli ne yazık ki.

“Sevgili çocuklar, zaman zaman Afrika'da açlıktan, gıdasızlıktan, savaşlardan, AIDS canavarı yüzünden yaşamlarının daha ilk yıllarında dünyaya veda etmeye zorlanan masum yavruları düşünürüm. Hindistan'da spor ayakkabı fabrikalarında ilkel şartlar altında çalışan ve emeklerinin karşılığı birkaç rupee alan, sefalet içinde yaşayan çocukları. Brezilya'da öksüz köprü altı çocuklarının faşist polisin kurşunlarından yalın ayak kaçışlarını görür gibi olurum. İstanbul'un tozlu sokaklarında, beş yıldızlı otellerin hemen ötesinde engelli analarını, babalarını ve kendilerinden küçük kardeşlerini geçindirmek için günde 12 saat ayakkabı boyayan, mendil satan küçük Osmanlara, Ayşelere takılır aklım. Güney Afrika'da anneleri AIDSden ölmeden önce onlarla hazırladıkları hatıra kutularını karıştıran küçücük çocukları hayal ederim.

Sevgili çocuklar, bunları sizi üzmek için yazmıyorum. Ama istiyorum ki sizler mutlu yuvalarınızda çocukluğunuzun tadını doyasıya çıkarırken dünyanın her tarafındaki çocukların zor yaşamları hakkında da bilginiz olsun. İstiyorum ki sizler büyüyünce biz şimdiki büyükler gibi duyarsız, bencil olmayasınız.”

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ertanç HİDAYETTİN yazıları