Nankör

Yayın Tarihi: 25/09/22 09:30
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

“Bu memleketi bu kadar beğenmezseniz niçin burda yaşamaya devam edersiniz ben de bilmem. Zamanında etini yediniz, şimdi de kemiğini çöpe atıyorsunuz. Buna nankörlük derler."

“Gittin Kraliçenin sunduğu konforda yaşıyorsun, bana laf mı sokacaksın? Senin yıllardır sefahatle yaşadığın o kraliyet topraklarında…” (Sefahat zevk ve eğlenceye düşkünlük, uçarılık demekmiş. Sonradan öğrendim!)

“Havasını solumadığın, suyunu içmediğin, katkı koymadığın KKTC’den sana ne? Siz Boris’e bakın.”

Yukarıdaki yorumlar son iki hafta içinde şahsıma gönderilen yorumlardan sadece bazı örnekler. Bunlardan birçoğu Kraliçe Elizabeth’in ölümü üzerine yazdığım eleştirel yazı ve sosyal medya yorumlarıma cevap olarak yazıldı.

Bilmeyenler için belirteyim. 52 yıldan beri İngiltere’de yaşam sürmekteyim. Buradaki yaşamımdan mutluyum, ama hiçbir zaman bu ülkeye şükran borcum olduğuna inanmadım. Burada yaşamanın sağladığı avantajın bedelini 45 yıl kesintisiz çalışarak, vergi ödeyerek fazlasıyla ödedim.  

Biz diasporada yaşayanların özellikle sosyal medyada çok rastladığımız saldırgan bir tavırdır bu. Bu yaklaşımı sergileyenlerin çoğu Kıbrıs’ın Kuzeyinde yaşayan ve, “Memleketi bırakıp gittiniz, şimdi uzaktan gazel okursunuz” sözlerini her fırsatta temcit pilavı gibi oradaki durum üzerine fikir yürüten bizlere kusan kesimdir. Yukarıdaki üçüncü yorum buna çok iyi bir örnektir.

Zaman zaman bu ülkede yaşayan toplum fertlerinden de sert eleştiriler gelmektedir. Onlar yorumlarını yaşadığımız ülkeyi eleştirme “cüretini” gösterdiğim zaman kızgınlıkla gönderiyorlar. İlk örnekteki gibi. Kraldan fazla kralcılık örneği.

Hatta o yorumu yazan hızını alamayıp bir de soru sordu bana. “İngiliz pasaportunu ne zaman geri vereceksin?”

***

Bir insan neden doğup büyüdüğü ülkesinden göç eder? Herhalde keyfinden değil.

Peki hangi ülkeye göç edileceğine nasıl karar verilir? Örneğin Kıbrıs’tan, Hint yarımadasından, Karaib adalarından gelenler neden genellikle Birleşik Krallığa, Cezayir, Fas, Tunus ve Senegal’dan gelenler Fransa’ya, Fildişi Sahili, Surinam Cumhuriyetinden ve Güney Afrika’dan gelenler Hollanda’ya göç ederler?

Cevap gayet basit. Çünkü sözü geçen ve diğer Batılı ülkelere göç eden halklar onların eski sömürgelerinin halklarıdır.

İngiltere’de, ve eminim diğer Avrupa ülkelerinde göç nedenlerini araştıranlar önümüze standart, bildik nedenler koyarlar. Örneğin ekonomik, eğitim, aileleri ile birleşme, v.s. Göç ve sömürgecilik arasındaki bağlantı hiçbir zaman üzerinde durulmaz. Es geçilir. Karanlık tarihleri ile yüzleşmek istemediklerinden.

Bu batılı ülkeler katliamlar ve soykırımlar dahil çeşit yöntemlere başvurarak sömürgelerinin doğal kaynaklarını yağmalayıp kendi ülkelerine getirdiler, ekonomik bakımdan  sömürgelerini çok yoksul bıraktılar. Ekonomik hakimiyetlerini devam ettirmek için oralarının idarelerini kukla işbirlikçilerine bıraktılar ve çekip gittiler. Ve bu eski sömürgeler sözde bağımsızlık kazandılar.

Ancak Batılı ülkelerin giderek yaşlanan nüfusları Dünya Savaşlarından sonra kapitalist ekonomilerini geliştirmek için gerekli iş gücünü karşılamaktan çok uzaktı. Eski sömürgelerinin genç nüfuslarına ihtiyaçları vardı, ve onları mejbur olduklarından ülkelerine getirttiler.

Anavatanlarına geldiklerini sanan Karaib adalarından gelen göçmenler İngiltere’ye geldiklerinde kiralamak için ev aradıklarında “Siyahlara, İrlandalılara ve köpekli ailelere ev kiralanmaz” levhaları ile karşılaştılar (No Blacks, No Irish, No Dogs).

Hikaye oldukça uzun. Belki bana bu ülkede niçin yaşıyorum sorusunu soran arkadaş biraz olsun bilgi edinmiştir.

Tabii son yılların en önemli göçü yine Batılı ülkelerin sebep olduğu savaşlardan kaçan göçmenlerin göçüdür. Bu konuyu detaylı olarak başka hafta işleyeceğim.

Daha fazla bilgi edinmek isteyenler için Migration Studies and Colonialism kitabını tavsiye ederim (Lucy Mayblin, JoeTurner).

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ertanç HİDAYETTİN yazıları