Barış sloganı atarak, barış bozulmamalı

Yayın Tarihi: 25/11/20 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Kim ne derse desin Kıbrıs’ta her iki halk da, 1974barış harekatı sayesinde en uzun süreli barış ve huzur ortamına kavuşmuştur.

Bunun değerini bilmemiz ve yeniden acı çekmememiz için, çeşitli çıkar hesapları içinde olan çevrelerin oyununa gelmemeliyiz.

Kıbrıs tarihine göz atıldığı takdirde,1800’lü yıllardan sonra Yunanistan’ın ENOSİS ideali ve  kışkırtması sonucu, Rum halkı sürekli olarak toplumlar arası olaylara sebep oldu.

Özellikle 1956-59 ve 1963-74 döneminde, silahlı saldırılar sonucu Türk halkına büyük acılar çektirildi.

1974’de Kıbrıs Elen cumhuriyetini ilan edilmesi ve  Türklere İfestos katliam planının uygulanması üzerine, anavatanın  anlaşmalardan doğan müdahale hakkını kullanmak zorunda kaldı. Böylece ada barışa kavuşturuldu ve ENOSİS’i gerçekleştirme hevesi kursaklarında kaldı.

Barış harekatından sonra Viyana anlaşması ile iki halkın ayrı bölgelerde yaşamasının sağlanması sayesinde, artık her iki halk da barış ve huzura kavuşturuldu.

Halen iki halk da geçmişe göre çok daha iyi koşullarda yaşadığı inkar edilemeyen bir gerçektir.

Ayrıca dili, dini, milleti farklı ve aralarında kan davası bulunan iki halkın iç içe yaşamasının, çeşitli nedenlerle potansiyel çatışmalara zemin hazırlayabileceği inkar edilemeyen bir gerçektir.

Halen orta doğudaki çatışmalar, Akdeniz’in adeta göçmen mezarlığı olması, Filistin dramından ibret almamız ve ülkemizdeki barışın değerini takdir etmeliyiz.

Sadece 3 yıl yaşatılabilen birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti dönemindeki çatışmalar, huzursuzluklar, çekişmeler de yeniden ortak yönetim kurulması durumunda barışın bozulacağını kanıtlamaktadır.

Bilindiği gibi halen güneyde aile ocağından başlanarak, okullarda, askeri kışlada ve kilisede Rum gençlerine Yunan milliyetçiliği ve Türk düşmanlığı aşılanmaktadır. Türk düşmanlığı üzerine oluşturulan ELAM örgütü siyasi parti olup gün geçtikçe güçlenmektedir.

Rum halkı üzerinde etkili olduğu bilinen Kilise, ENOSİS hedefinden zerre kadar sapmadığı bilinmektedir.

Hal böyle iken iki toplumun yakınlaştırılması safsatasıyla, sanki KKTC’de Rum düşmanlığı ile yetiştiriliyormuş gibi çocuklarımıza tek yanlı barış kültürü aşılanması kampanyaları, sadece karşı tarafın işini kolaylaştırır.

Bazı siyasilerin Türk milliyetçiliğini en büyük tehdit göstermesi, Rum vahşetinin delili olan Mağusa’nın Sakarya ilk okulunu yıktırarak ortadan kaldırması, okullarda milli mücadele tarihimizin okutulmamasını sağlaması, yoğun beyin yıkama faaliyetleri ile gençlere karşı tarafın dost gösterilmesi, ulusal davamızıve değerlerimizi itibarsızlaştırıcı  faaliyetlerin ön plan çıkarılması, anavatanla aramıza soğukluk oluşturma etkinlikleri, ulusal davamıza hizmet edenler aleyhinde yayınlar yapılması ve karşı tarafın ulusal tez ve davasını benimsettirici faaliyetlerin barışseverlikle ve barıştan yana olmakla hiçbir ilgisi yoktur.

Kuşkusuz geçmişe bağlanıp kalmamız, bize karşı işledikleri suçlar nedeniyle Rumlara karşı ilelebet kin beslememiz ve onlarla bu küçük adada dostça, işbirliği içinde yaşamaktan kaçınmamız doğru olmaması bir yana her iki halkın da çıkarına değildir.

Ancak Rum gençlerinin aşırı milliyetçi yetiştirilmesine karşın, KKTC’de çocuklarımıza tek yanlı Rum dostluğu aşılanmak, barışa yardımcı olmaz.

Sırf Rum’un bize barışmasını sağlamak amacı ile,  benliğimizi, kimliğimizi inkar etmemiz ve gençlerimizi ulusal kimliğinden uzaklaştırmamız, Rumu barıştırmaya yardımcı olmaz. isabetli ve onurlu bir davranış biçimi değildir. Bu topraklarda asimile edilmemize ve yok olmamıza zemin hazırlar.

Rumun; yaşanan acılardan ders almadığı ve bize yaptıklarından dolayı pişman olmadığı, bizimle güç ve yetki paylaşımını kabul etmediği,  düşmanca eylem ve söylemlerinden vazgeçmediği,bize barışmadığı görülmektedir. Üstüne üstelik her fırsatta Yunan bayrakları ile sınırlarımıza gelip saldırganca  eylem yapmaktadır.

Bu durumda bizim tek yanlı barışseverlik şampiyonluğu yapmamız, bizim onlara barıştığımız gibi onların da bize barışmasını beklememiz mantıklı bir tutum olamaz

Barışa değil, şimdiki barış ve huzur ortamının,  bozulmasına ve felaketimize sebep olacaktır.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları