Geçmişte yaşamamalıyız, fakat ders almalıyız

Yayın Tarihi: 06/04/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Kıbrıs Türk halkı olarak geleceğimizin henüz tam olarak belirlenmemesi ve varlığımızın ciddi tehditler altında olması nedeniyle, çok sorumlu ve bilinçli olmak zorundayız.

Emperyalistler ile onların güdümünde olan BM ve AB, adada iki halkı tek yönetim çatısı altında birleştirmek, Türk ordusunu uzaklaştırmak ve ondan sonra da ayni Giritte olduğu gibi Türkleri bertaraf ederek adayı Yunanistan’a bağlama çabasındadır.

Halen KKTC’de bazı kişiler; ideolojik saplantılar, geçici maddi çıkarlar, hayali beklentiler ve dayanaksız Türkiye fobisi nedeniyle maalesef geçmişte yaşanan tarihi olaylardan ders almamakta ve bizi ezeli düşman görenlerin arkalarını sıvazlamasına aldanarak, onların tezlerini sahiplenmekte, savunmaktadır.

Türk tarafı olarak, Rum halkı ile dostça, samimi işbirliği ve kalıcı barış içinde yaşamaya karşı değiliz..

 Bazılarının ifade ettiği gibi Almanya ve Fransa’yı örnek almamız,geçmişte yaşanan acılara takılıp kalmamamız ve Avrupa Birliği çatısı altında dostça işbirliği yapmamız isabetli olacak fakat samimi işbirliği için, iki taraf da iyi niyetli, dürüst ve istekli olmalı.

Saldırgan ve savaşı başlatan Almanya, mağlup olduktan sonra, suçunu kabul etti, yaptıklarından pişman oldu, mağdur ettiklerinden özür diledi, sebep olduğu can ve mal kayıpları için tazminat ödedi.

Almanya, mağdur ettiği tarafı yalanlarla suçlu göstermedi. Savaş döneminde yaşadıkları ülkelerde Alman ordusuna yardım ettikleri için göç ettirilen soydaşlarının geride bıraktıkları mülkleri için tazminat almadı.

Öte yandan Kıbrıs’ta 1878-1974 döneminde tüm silahlı olayları başlatan Rum-Yunan ikilisi, gerçekleri ve suçlarını kabul etmemekte, bir de mağdur edilmemize rağmen dünyaya bizi suçlu göstermektedir.

Bu durumda Kıbrıs Türk halkı olarak, bize yapılan saldırıları, katliamları ve çektirilen acıları dikkate almamamız, gizlememiz ve yeni neslin öğrenmemesini sağlamamız, Rumların suçlarının aklanması yanında,  dünyaya bizi suçlu göstermesi çabalarının güçlenmesine yardımcı olmaktır. Haklı iken haksız ve mağdur olmamıza rağmen, suçlu olduğumuzu kabullenmektir.

Şimdiye kadar bizim, geçmişte yaşananları ve  mağduriyetimizi gündeme taşımaktan kaçınmamızdan yararlanan Rum; yabancılar yanında çeşitli yöntemlerle ve 5. kol faaliyetleri ile Kıbrıslı Türkler arasından da bazı kişileri etkileyerek ulusal tezlerini benimsetmekte, hatta onların ulusal davasına hizmet etmesini sağlamaktadır.

İşte bu nedenle, TRTK’nu örnek almamız ve çeşitli belgeseller ve yayınlarla geçmişte yaşanan olayları gündeme taşımalıyız

Gücenmemesi ve bizimle birleşmeye razı olması için, Rum soykırımını kınamamak, sırf Türk oldukları için, kaçırılıp katledilen sivil kadın, yaşlı ve çocukların şehit değil, savaş kurbanı olduğunu ileri sürmek, barışseverlik mi?

Rumların mermilerle delik deşik ettiği Mağusa’daki Sakarya Türk okulunu yıkarak ortadan kaldırmak ve  barbarlık kanıtını yok etmek, barışseverlik mi yoksa karşı tarafın suçunu gizlemek mi?

Rum gençlerine aşırı milliyetçilik aşılanmasına karşın, KKTC’de yeni nesli aidatından koparmaya çalışmak, barıştan yana olmak mı? Yoksa Rum’un yeni neslimizi asimile etmesini kolaylaştırmak mı?

Rum’un silahlanması, askeri anlaşmalar ve KKTC’ni işgal provaları yapmasına tepki göstermemek ve bizi koruyan anavatanın ordusuna dil uzatmak, barıştan yana olmak mı?

Rum meclisinde  alınan Enosis kararına destek veren AKEL ile çözüm konusunda  işbirliği yapmak barışseverlik mi?

Tek dayanağımız anavatanın desteklediği ve bizim için en isabetli seçenek olan iki devletli çözüme karşı çıkmak ve  Rum’un dayattığı şekildeki uyduruk federal anlaşmayı savunmak solculuk mu? İlericilik mi? barışseverlik mi? Nedir?

Geçmişe takılıp kalmamalıyız. Ancak ayni olaylarla karşılaşmamak, güvenli geleceğimiz için, geçmişte başımıza gelen felaketleri unutmamalıyız, yaşananlardan ders alarak dikkatli olmalıyız..

Rum’un gizlemek gereği duymadığı niyetine rağmen, çeşitli saplantı ve nedenlerle her koşulda Rum’la birleşmemizi savunanlar, yakın geçmişte düşmanın barış teklifine aldanarak teslim olan Endülüs’ün son kalesi Granada, Srebrenitsa, Mora, Girit, Kıbrıs’ta 1963-74 dönemindeki katliamları hatırlatmakta yarar görürüm.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları