Güneydeki seçim sonuçları gerçekleri hatırlattı

Yayın Tarihi: 02/06/21 09:16
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Rum tarafındaki seçimlerde aşırı milliyetçi, saldırgan, Türkleri ezeli düşman gören ELAM partisinin oylarını ikiye katlaması, federal birleşmenin Kıbrıs Türk halkı için ne denli tehlikeli bir macera olduğunu kanıtlamaktadır.

Kuşkusuz güneydeki partilerin tümünün idealinin ENOSİS, yani adayı Yunanistan’la birleştirmek olduğu inkar edilemeyen bir gerçektir.

 Fakat ELAM, diğer siyasi partilerden farklı olarak, Türkleri düşman kabul ettiğini  ve niyetinin adanın tümünü Yunanistan’la birleştirmek olduğunu gizlememektedir. Ayrıca şiddet kullanmaktan yana olan terör örgütü EOKA sempatizanı Rumları temsil ettiği bilinmektedir.

Yaşanan deneyim ve zamanımızdaki gerçeklere rağmen, Rum ve yandaşlarının birleşme ve federasyon tipi anlaşma dayatmasının tek nedeni, ENOSİS’in önünün kesilmemesi ve sıçrama tahtası olarak kullanılacak bir anlaşma yapılmasını sağlamaktır.

Rum ve yandaşları, ENOSİS’i ilelebet saf dışı bırakacağı için iki egemen devletli çözüme şiddetle karşı çıkmaktadır.

 Öte yandan,  KKTC’de bazı kişiler çeşitli nedenlerden dolayı Rum-Yunan ve yandaşlarının gizlemek gereği bile duymadığı niyetlerini ısrarla göz ardı etmektedir.

Oysa Türk tarafı olarak geçmişte yaşanan acı olaylardan ve güneyde yapılan açıklamalardan ders almamız ve daha bilinçli davranmamız kaçınılmazdır. Örneğin:

Londra Zürih anlaşması ile kurulan iki halklı Kıbrıs Cumhuriyetinde yaşanan gerçekler yazılı anlaşmalara güvenilemeyeceğini kanıtladı;

Sadece 3 yıl yaşatılabilen KC döneminde Rumların anlaşmalarda Türklerin çıkarına olan maddelerin uygulanmasını engellemesi, yapılacak anlaşmaların sadece kağıt üzerinde kalınabileceğini gösterdi;

Rumların ortak yönetimi bozmasına karşın, garanti anlaşması uyarınca  üç  garantör devletin birlikte  müdahale etmemesi ve Türkiye’nin müdahalesinin 11 yıl  engellenmesi, yazılı garantilere de güvenilemeyeceğini gösterdi;

Mart 1964’te BM de alına kararla  ortak yönetimi bozan ve suçlu tarafın, yasal KC tanınması, uluslararası kuruluşlara güvenilemeyeceğini kanıtladı;

Anlaşmaların uygulanmasında ve bozulmasında, emperyalist ülkelerin çıkarlarına göre dikkate alındığı ve çifte standart uygulandığı kanıtlandı;

Annan planı referandumu ve Rumların  KC adı altında AB ye üye alınması aşamasında anavatana ve bize verilen sözlerin yerine getirilmemesi, uluslararası kuruluşlar ile batılılara güvenilemeyeceğini kanıtladı;

BM ve AB’nin her koşulda Rum-Yunanistan ikilisinin tez ve davasına arka çıktığı ve adil davranmadığı kanıtlandı;

Uluslararası Londra Zürih anlaşmasına göre ortak yönetimden atılmamıza ve mağdur olmamıza rağmen, bir de ambargolarla cezalandırılmaktayız;

Halen Yunanistan’ın B.Trakya bölgesinde yaşayan soydaşlarımızın ulusal kimliklerinin tanınmaması, çeşitli insanlık dışı baskılarla göçe zorlanması ve Rum yönetiminin güneyde yaşayan Türklere anayasal hakları olmasına rağmen ana dillerinde öğrenim hakkı tanımaması AB üyeliğin de bizi Rumların daha fazla söz sahibi olacağı bir yönetimde  koruyamayacağını gösterir;

53 yıldan beri sürdürülen çözüm görüşmelerinde Rumların federasyon ve birleşme adı altında tek halktan oluşan üniter bir sistemi dayattığı görülmektedir.

Yaşanan deneyimler, iki halkın tercihlerine rağmen, tek çözüm olarak birleşmenin dayatılması iyi niyetli olmaması yanında, yine ara çözüm olarak kabul edilecek, kalıcı olmayacak ve yeni çatışmalara hatta bölgesel savaşa sebep olabilecektir.

Mevcut koşullarda Türk varlığının bekası, adadaki barışın bozulmaması ve iki anavatan arasında savaş çıkmaması ve kalıcı çözümün tek çaresi  egemen  eşitliğe dayalı 2 devletli seçenektir.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.