Kıbrıs davasında nüfus, belirleyici önemdedir

Yayın Tarihi: 13/06/21 09:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Türkiye’nin Kıbrıs üzerinde etkili olmasını istemeyenler, 1878’den başlayarak çeşitli yöntemlerle Rum nüfusun artması ve bizim nüfusumuzun da azalıp azınlık durumuna düşürülmemiz için ,yoğun bilinçli ve çok profesyonelce faaliyetlerde bulunulduğu inkar edilemeyen bir gerçektir.

Bu çerçevede İngiliz müstemleke yönetimi ve Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde, çeşitli yöntem ve baskılar sonucu, bir çok Türk göç ettirildi. Öte yandan, birinci ve ikinci dünya savaşlarında,  Ege adalarından on binlerce Yunanlı adamıza getirilip yerleştirildi

Ayrıca İngiliz yönetiminin planlı ve bilinçli uygulamaları sonucu şehirlerden uzakta olan köylere okul açılmaması nedeniyle Türkler de çocuklarını Rum okullarına göndermek zorunda bırakıldı.Köylere imam atanmaması nedeniyle cenazeler papazlar tarafından kaldırıldı. Böylece sonuçta bazı karma köylerdeki Türkler önce dillerini, sonra dinlerini ve daha sonra da Türk kimliklerini kaybederek Rumlaştırıldı.

Ben şahsen görevim esnasında, Tapu kayıtlarında ikinci adı Türk ismi olan bir çok Rum bulunduğuna tanık oldum.

1963 yılından sonra ise güneye giden tüm Yunan asıllılara hiç zorluk çıkarılmadan, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı veriliyor.

Avrupa Birliği üyeleri arasında serbest yerleşim ilkesi nedeniyle, çok sayıda Yunanistanlı güneye yerleşmiştir.

1963’ten önce Türk ailelerin genellikle 5-7 çocuklu olmasına rağmen göç nedeniyle nüfusumuz 1974’e kadar sürekli azaldı. Rumların genellikle birkaç çocuklu olmasına rağmen, dıştan gelenler sayesinde, nüfuslarını sürekli artırmaktadır.

Sonuçta güneydeki yönetim nüfus üstünlüğünü daha da güçlendirmekte KKTC’deki hükümetler ise, adeta Rum ulusal davasına katkıda bulunmak istercesine, mantık dışı ve dayanıksız gerekçelerle veya ideolojik saplantılarla kuzeyli soydaşlarımızın ülkemizde yerleşmesini zorlaştırmakta hatta yerleşenlerin bile kaçmasını sağlamaktadır.

Kıbrıs’taki Rumlarla etnik yakınlığı tartışmalı olmasına rağmen Yunanistan,1821’li yıllardan başlayarak adayı ilhak etmek için uğraşmaktadır.

Ancak 1571’de yüz binlerce şehit vererek zapt ettiğimiz,asırlarca Türk -Osmanlı yönetiminde kalan ve Anadolu’nun bir uzantısı olan Kıbrıs burada yaşayan Türk halkı ve Türkiye için de önemlidir. Bu adada, Yunanistan ve İngiltere’den daha fazla hakkımız vardır.

Bu bakımdan geleceğimizi umursayan siyasi yetkililer; kuzeydeki Türk nüfusunun artmasını engellemek amacı ile sürdürüle yoğun, profesyonelce kampanyalara seyirci kalınmamalı. Çünkü nüfus oyunları ile Kıbrıs’ın tümünün, Rum egemenliği altına sokulmasına çalışılmaktadır.

Müzakerelerde Rumların, olası anlaşmadan sonra nüfusumuzun ¼ oranında sabitleştirilmesini kabul ettirmesi, nüfus yapısına ne denli önem verdiklerini, bizi temsil edenlerin de, nüfusun belirleyici önemini idrak etmediğini gösterir.

Maalesef halen, Rum-Yunan –emperyalist güçleri içimizdeki işbirlikçileri de kullanarak, adanın kuzeyindeki Türk nüfusun artmasını etkin bir şekilde engellemektedir.

Oysa Rumlar nüfus üstünlüklerine dayanarak adanın %66’sını hiç savaşmadan elde etmelerine ek olarak, kuzeyi de sahiplenmek çabasındadır. Bu durumda Türk tarafı olarak biz de KKTC’deki nüfusumuzu artırmalıyız .Böylece  onların taleplerinin tek dayanağı olan nüfus kozunu zayıflatıp etkisiz duruma getirmeliyiz.

Yoksa alt yapı, ekonomik durum, asayiş veya çeşitli gerekçelerle yasal hak sahiplerine bile ,vatandaşlık verilmesinin engellenmeye çalışılması dayanaksız ve art niyetli bir tutumdur.

Çünkü halen onlarca yıldan beri bizimle yaşayan ve ekonomimizin ayakta durmasına önemli katkı sağlayanlara vatandaşlık verilmesinin, hiçbir olumsuz etkisi söz konusu değildir..

Hükümetimizin halen ülkemizde yaşayanları bile barındırabilecek durumda olmadığını bu nedenle de başka nüfusun gelmesinin doğru olmayacağını ileri sürenlerin de samimi ve haklı olduğu kabul edilemez.

Çünkü son yıllarda ülkemizden kuzeyli soydaşlarımızın ayrılması ile ortaya çıkan düz işçi boşluğu, bizimle hiçbir yakınlığı bulunmayan uzak doğulular ve Afrikalılar tarafından doldurulmuştur.Buna rağmen,  halen ülkemizde düz işçi sıkıntısı bulunmaktadır.

Pandemi felaketinin kontrol altına alınmasından sonra, tüm iş kollarında düz işçi ve teknik eleman sıkıntısı çekileceği aşikardır.

Bu nedenle hükümet, belirlenecek ilkelere bağlı olarak resmi kanaldan anavatandan teknik eleman ve düz işçi temini için şimdiden girişim yapmalıdır.

Kıbrıs Türk halkının geleceğini umursayan tüm aydınlarımızın, ç eşitli nedenlerle, nüfusumuzun artmasını engelleyerek,  Kıbrıs Türk halkına zarar verenleri teşhir etmek gerektiği inancındayım.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.