İki devletli çözüme karşı olanlar, Girit dramını öğrenmeli

Yayın Tarihi: 04/07/21 11:09
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

KKTC’de hala daha Rumlarla federasyon adı altında birleşmemizi savunanların, mutlaka Girit’in Osmanlılardan alınması ve Yunanistan’a bağlanması dramına göz atmasını öneririm. Çünkü ayni senaryo ile, Kıbrıs’ın da Yunanistan’a verilmesine çalışılmaktadır.

Avrupa Birliği ve BMGK daimi üyeleri, ayni Girit adası gibi,  Kıbrıs’ın ezeli düşman gördükleri Müslüman Türkiye’nin kontrolü altında olmasını istemiyor.

Bu gerçek nedeniyle, aynen Girit senaryosu ile, Türkiye’yi adadan uzaklaştırmaya ve adanın kuzeyini de Yunanistan’a bağlamak çabasındadırlar.

Yunanistan, batılı emperyalist haçlılar ile Ortodoksların koruyucusu olan Rusya’nın teşvik ve desteği ile  Girit ve Kıbrıs’a silah, provokatör, ajan ve gerilla uzmanı göndererek Türkleri katletti ve terör ile göç etmek zorunda bıraktı.

Buna rağmen haçlı devletler mağdur olan Türkler yerine, Girit’te olduğu gibi  sivil Türk halkını katleden, Yunanistan ile Rum tarafının yanında oldular.

1960’ta kurulan iki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyetini Aralık 1963’te Rumların silah zoru ile bozmasına rağmen, Türk halkına yapılan haksızlığa karşı çıkmadılar.

Tam aksine, saldırgan ve ortaklık yönetimini bozan Rumları yasal Kıbrıs cumhuriyeti kabul ettiler.

Öte yandan Kıbrıs cumhuriyetinin kurucu ve eşit ortağı olmasına rağmen, Kıbrıs Türk halkının kurduğu KKTC devletini tanımadılar. Adadaki Türk halkını yok saydılar.

1878’de Kıbrıs’ta  Türk egemenliğinin sona ermesinden sonra, Rum silahlı çeteleri sürekli olarak Türklere saldırdı.1963-74 döneminde dünyanın gözü önünde Türkler katledildi.

1974’den sonra oluşan iki bölgeliliğin her iki halka da  barış, huzur getirdiğinin ve yaşam kalitelerinin iyileşmesine katkıda bulunduğunun görülmesine rağmen, sırf Türkiye’nin adadan dışlanması amacı ile,  iki halkın yeniden birleştirilmesi isteniyor.

Bütün dünyada Federasyonların bozulmasına rağmen, sürekli olarak birbiri ile çatışan aralarında kan davası olan, asırlarca yan yana yaşadığı halde birbiri ile kaynaşmayan, dini, dili, ulusal kimliği farklı iki halkı, haçlı devletler yeniden birleştirmek çabasındadır.

Girit adasının, görüşme masasında Yunanistan’a verilmesini sağlayan  Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya ve ABD bugün yine ayni amaç için yoğun  çaba harcamaktadır.

1897’de Osmanlı ordusunun ayrılmasını sağlayarak, oradaki Türklerin katledilmesine ve Girit’in Yunanistan’a ilhak edilmesine zemin hazırlayan devletler, şimdi de ayni oyunu Kıbrıs’ta tekrarlamaya çalışıyor.

Kıbrıs sorunu ile hiçbir bağlantısı olmayan haçlı devletleri, Türkiye’yi sözde Avrupa Birliği üyeliği; Kıbrıs Türk halkını da ‘refaha kavuşmak, uluslararası toplumun yasal parçası olmak, dışa açılmak’ safsatası ile aldatarak ve 5.kol faaliyetleriyle içeriden çökerterek, adayı Yunanistan’ın egemenliği altına sokmağa çalışıyor.

Rum tarafının ayrı egemenlik ve ayrılma hakkını tanımamakta ısrar etmesi, olası bir anlaşmayı, yine 1963’de olduğu gibi  sıçrama tahtası olarak kullanılmak istediğini gösteriyor.

Girit tezgahı ile Kıbrıs’ın da Yunanistan’ın egemenliği altına sokulmaması için; Anavatanın fiili askeri garantisi, sulandırılmamış iki egemen devletli çözüm şeklinden ödün vermemeliyiz.

Rum ve destekçilerinin federal birleşmeyi dayatmasının amacı, Türkiye’yi adadan uzaklaştırılmak ve KKTC Topraklarını Yunanistan’a bağlamaktır.

1963-74 döneminde yaşanan olaylar, yazılı anlaşmalara uyulmadığı ve güçlü devletlerin çıkarına bağlı olarak  dikkate alındığını gösterdi.

Hele, Rum-Yunan ikilisinin  yazılı ve sözlü taahhütlerine uymadığı, ENOSİS idealinden vazgeçmediği bilinmektedir .

1964’den günümüze sürdürülen müzakerelerde, denenmemiş yöntem ve tartışılmayan herhangi bir konu kalmamasına rağmen, federal birleşme zemininde bir çözüm gerçekleştirilmesi mümkün olmadı. Çünkü Rum, destekçilerine ve içimizdeki zayıf halkalara dayanarak sahip olduğu yönetim gücünü ve KC olanaklarını bizimle paylaşmayı aklının ucundan bile geçirmiyor.

Hala daha müzakerelerin sürdürülmek istenmesinin amacı; bizi ambargolarla ve  5.kol faaliyetleri ile  çökertene kadar masada oyalamak ve Türkiye’nin sıkıntılı bir döneminden yararlanarak ve/veya ortaya çıkacak uygun bir fırsatı değerlendirerek adanın kuzeyini de Yunana bağlamak için zaman kazanmaktır.

AB ve BMGK’nin müzakerelerin birleşme zemininde devamını dayatmasının nedeni ise; ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanılabilecek bir ara çözüm  yapılmasını sağlamak ve Türkiye’yi adadan uzaklaştırarak doğu Akdenizdeki haklarından soyutlamaktır

Herkesin bildiği, gördüğü gerçeklere rağmen, dayanaksız Türkiye fobisi ve modası geçmiş ideolojik saplantıların etkisi altında kalarak, hala daha federal birleşme zemininde çözümü desteklemek, kişisel görüşüme göre  Türk halkına  yapılabilecek hataların en büyüğüdür.Kalıcı barış ve istikrar bakımından,  iki devletli çözüm her iki halkın da yararınadır.

 

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.