Anavatanla aramızın açılması bindiğimiz dalın kesilmesidir

Yayın Tarihi: 11/07/21 09:51
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Kıbrıs’ın 1878’de İngiltere’ye kiralanması ve daha sonra resmen anavatanın sınırları dışında kalması sonucu, Kıbrıs Türk halkı olarak çok ciddi sorun ve sıkıntılarla karşı karşıya kaldık.

1950’li yıllarda liderlerimizin yoğun ve ısrarlı girişimleri sonucu anavatanın bizimle ilgilenmesinin sağlanması ile bir çok sorunumuz çözümlendi. Anavatanın yardımı sayesinde yok olmaktan kurtulduk, bize ait özgür bir coğrafyada kendi devletimizi kurduk ,can ve mal korkusu içinde olmadan İngiliz ve Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde hayal bile edemeyeceğimiz yaşam koşullarına kavuştuk.

Kıbrıs Türk halkı olarak anavatanın koruması altında olmamız, her konuda bize fedakarca yardımlarını esirgememesi, Kıbrıs’ta  varlığımızı sürdürebilmemiz bakımından  büyük bir şanstır.

Anavatanın yanımızda olmaması durumunda can ve mal güvenliğimizin olmayacağı bir yana bu topraklarda barınmamız zorlaşacak ve göç etmek ile esaret altında yaşamak seçeneklerinin birini tercih etmek zorunda kalacağız.

Anavatanın herhangi bir sebeple adadan uzaklaştırılması durumunda, Rum egemenliğini kuzeye yayacak ve 1974’den sonraki kazanımlarımızın tümünü kaybedeceğiz.

Rumlar anavatanın yanımızda olduğu süre, adanın tümünü silah zoru ile elde edemeyeceklerini bildikleri için, içimizdeki zayıf halka ve işbirlikçilerin yardımı ile aramızı açarak  anavatanı adadan uzaklaştırmağa çalışıyor.

Anavatana saldıranların hedefinin, halkımızı korumasız bırakarak, Rum boyunduruğu altına sokmak olduğu bilindiğine göre, bindiğimiz dalın kesilmesine seyirci kalınmamalı.

 Son zamanlarda KKTC cumhurbaşkanı ile anavatandaki yetkililerin iki devletli çözümü gündeme taşıması, statükodan yararlanan  Rum ve içimizdeki işbirlikçilerin paniğe kapılmasına sebep olmuştur.

Çünkü  federasyon aldatmacasıyla, bizi  masada oyalayarak ambargolarla çökertme planları bozulmuştur.

Halen ülkemizde sürdürülen Anavatan karşıtlığının alt yapısının; geçmişten günümüze Güneydeki yönetimin yoğun propagandası, dış güçlerin sistemli çalışmaları ve çeşitli nedenlerden dolayı bunlara yardım eden içimizdeki işbirlikçiler tarafından hazırlandığı biliniyor.

Planlı ve bilinçli olarak sırf Anavatan ile aramızdaki bağların koparılması, yalnızlaştırılmamız ve geleceğimizin zarar görmesine yol açabilecek  görsel ve yazılı medyadaki yayınlar, düşmanca açıklamalar, eylemler, hakaretler ve faaliyetler demokratik özgürlük ve hak kabul edilemez.

Demokratik hak ve ifade özgürlüğü ile ahlaki sınırları da aşan bu zararlı kampanyanın, tesadüfi olmadığı, aksine çok planlı, profesyonelce yürütüldüğü görüşündeyim. Bazı kişi ve kuruluşların tutumu ve açıklamaları; anavatan düşmanlığını bilinçli olarak körüklediği görüşünü güçlendiriyor.

Anavatan sayesinde makam, mal, mülk, şöhret, istikrarlı gelir elde eden, refah içinde yaşayan ve buna rağmen anavatan düşmanlığı öncülüğü yapanlar, aslında kendi bindikleri dalı da kesmektedir. Çünkü anavatanın yanımızdan ayrılması durumunda, onlar da bugün sahip oldukları her şeyi  kaybedecek ve zarara uğrayacak.

 Anavatanla aramızı açmak kampanyası yürütenlerin artık insafa gelmeleri, bu düşmanca tutumlarının sonucunun nereye varacağını düşünmeleri gerekir.

Ancak  aksine biraz düşünmekten kaçınan, aklın ve mantığın sınırlarını kesin olarak aşan bu kişilerin, Anavatana hakaret etmekte her geçen gün ölçüyü biraz daha kaçırdığı görülüyor.

Bu sinsi oyunun farkında olmadıkları  veya solculuğu, ilericiliği Kıbrıslı Türk ve anavatan düşmanlığı olarak gördüğü için, bu kampanyaya destek verenler de vardır.

Kuşkusuz birkaç  politikacı, kişi ve kuruluşun eylem ve  söylemleri ile Anavatanın adadan uzaklaştırılmasının sağlanabileceği düşünülemez.

Ancak anavatanla aramızı açmak amacı ile yürütülen bu dayanaksız, utanç verici, haksız ve vefasızca kötüleme kampanyası, halkımızın imajına gölge düşürmektedir.

Halkımızın çıkarlarını umursayanların, tepki göstermemesi durumunda,  anavatan düşmanlığının, salgın bir hastalık gibi yayılabileceği ve tehlikeli boyutlara ulaşabileceği göz ardı edilmemeli.

Anavatana saldıranların hedefinin, halkımızı korumasız bırakarak, Rum boyunduruğu altına sokmak olduğu bilindiğine göre, bindiğimiz dalın kesilmesine seyirci kalınmamalı.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.