Sorunlara bakış

Yayın Tarihi: 15/09/21 10:30
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Uygar ülkelerde seçilmiş ve atanmış yetkililer, günlük yaşamda ortaya çıkan sorunlarla ilgilenir. Ayrıca kamu oyu araştırmaları ile, halkın şikayetlerini belirler ve çözmeye çalışır.

Bizde ise siyasiler genellikle halkı seçimden seçime önemser. Makamlara geldikten sonra sorun ve şikayetleri umursamaz. Sadece eylem yapanlara istediği verilir.

Atanmış yetkililer ise, genellikle  siyasi tercihle işbaşına getirildiklerini ve ayni yöntemle görevden alınabileceklerini dikkate alarak, görevleri süresince  önce partilileri daha sonra da muhalefeti karşısına almamaya özen göstererek hareket eder.

Sonuçta ülkede hiç bir konudauzun vadeli plan-program yapılmaması bir yana, en basit sorunlara bile kimse el atmaz.Böylece vatandaşlar sorunların sarmalında perişan olur.

Yasaların çiğnenmemesi için uygar ülkelerde olduğu gibi, ilgili devlet kuruluşlarının caydırıcı hizmet yapması sağlanmaz.

Devletin gücü  sokakta hissettirilmediği için, suç işlemeye az çok meyilli olanlar bile, yasalara aykırı hareket etmekten çekinmez. Sonuç olarak:

Sürücülerin çoğu trafik kurallarına ve yasalara aykırı hareket eder.Ana yollarda, iş araçları kullananlar bile  hız kuralına uymaz. Araç kullanılırken cep telefonu ile meşgul olunur.

Ormanlara, ağaçlık alanlara ve tarım arazilerine pervasızca  inşaat artığı, çöp ve hayvan leşleri atılır, gelişigüzel alanlara kanalizasyon atığı boşaltılır;

İlgili devlet kuruluşu, yürürlükteki yasaya rağmen, ana yollardaki kuru otları temizlenmez ve yangın felaketine zemin hazırlanır;

Kırsal alanlarda, vatandaşlar malına malım diyemez. Büyük emek ve mali harcamalarla, etrafı tellenmiş arazilere dikilen fidanlar pervasızca davarlara yedirilir. Ürünler, sulama boruları ve su depoları çalınır, başkalarının ağaçları kesilip odun olarak satılır;

Şehirlerde  bir  çok kişi, yasaları dikkate almaz. Çevreye çöp atılır. Gürültü kirliliği insanları perişan eder. Uyuşturucu, hırsızlık, saldırı,darp, cinayet suçları endişe verici boyutlarda;

Hak arama gerekçesiyle sık sık  yapılan eylemlerde, trafik akışı ve  normal yaşam aksatılır, taraf olmadığı halde vatandaşlar ve esnaf mağdur edilir;

Mahkemeye yolu düşen herkes adaletin çok geç tecelli etmesinden şikayetçidir. Vatandaş kararların adil olmasını ve makul sürede sonuçlanmasını ister.Adli yılın açılış  törenlerindeki konuşmalarda adaletin geç tecelli ettiği dile getirilir .Fakat çare bulunmaz.

Oysa davaların sürekli tehir edilmesini önlemek ve erken sonuçlanmasını sağlamak mümkündür.

Nitekim anavatanda adaletin geç tecelli etmesine karşı çare üretildi.Türkiye adalet bakanının basın açıklamasına göre ‘Savcılar, hakimler, avukatlar uzmanlar ile bu konuda çalışma yapıldı ve her konuya göre makul süreler belirlendi. Uygulamada aksama olması durumunda gecikmenin nedenleri, kaynağı incelenecek. Personel eksikliği, mevzuatta tıkanıklık mı var onlara bakılacak. Ayrıca davaların geç sonuçlandırılması Hakim ve savcıların terfilerinde rol oynayacak’(Hürriyet gazetesi11,Eylül 2021). Bu uygulamaların ülkemizde örnek alınması yararlı olacaktır.

 Yabancı misyonerler,kilise evlerde ibadet yaptırır. Yetkililerin kayıtsız kalması sonucu, bazı gençlere Hristiyanlık kabul ettirildi.

Son zamanlarda eczanelerde kızıl ay ambleminin kaldırıldığı ve yerine yeşil Haç konulduğu dikkati çekmektedir.

Halkımızın kimliksizleştirilmesi ve  içeriden çökertilmesi faaliyetleri, her geçen gün yaygınlaştırılıyor. Türk kimliği yerine Kıbrıslı kimliğini benimsettirici  faaliyetler herkesin dikkatini çekecek düzeye ulaşmıştır. Gençlerimize Türk kültürü yerine, Kıbrıs kültürü adı altında, güneyde Yunan folkloru öğretilmektedir.

Akel yetkilisinin yakın geçmişte yayınladığı genelge, bu eylemlerin masum olmadığı kuşkularını güçlendirmektedir.

1981'de AKEL Genel sekreteri Papayuannu’nun  AKEL üyelerine hitaben yayımladığı genelgede, Kıbrıs Türk halkını yok etmek için aşağıdaki talimatı vermişti:

“1. Kıbrıs sorununun bir savaş ve işgal sorunu olarak 1974’de başladığını içte ve dışta herkese kabul ettirmeliyiz.

2. Kültür, sanat, gelenek, tarih ve folklor gibi yöntemlerle adada ‘Kıbrıslı Türk’ ve hatta ‘Türk’ değil, bir ortak ‘Kıbrıslı’ kimliği olduğunu coğrafi ve kültürel – tarihi veriler üzerinden Türk toplumuna kabul ettirmeliyiz. Bunu başarırsak, sorun kendiliğinden çözülür. Başaramazsak sonuç iyi olmaz.’

Ülkemizde Devlet kuruluşlarının verimliliğinin artırılması için gereken önlemler alınmıyor. Disipline önem verilmez. Personel amirlerinden çekineceğine, amirler personelden çekinir. Devlet  kuruluşlarınatelefonla ulaşmak çok zor. Bakanlıkların resmi web sitelerine yapılan müracaatlara  yanıt verilmez. Vergi toplanmasının kolaylaştırılması için yapılan yapıcı uyarılar dikkate alınmaz.

KKTC’de halkımızı rahatsız eden tüm sorunların çaresini, sade vatandaşlar bile bilir. Bu nedenle yetkililer artık devleti çalıştırmalı,sorunlara el atmalı, personele ofislerin dışında  görev yaptırmalı. Yasalara aykırı hareket edilmesi caydırılmalı. Devlet otoritesinin ödünsüz hissettirmesi sağlanmalı.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.