Tehlike çanları çalıyor

Yayın Tarihi: 22/09/21 09:53
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Son yıllarda bütün dünyada görülen şiddetli yağışlar, fırtına, sunami, su baskınları, yangınlar, buzulların hızla erimesi, kavurucu sıcaklar,aşırı kuraklık gibi doğa felaketler, insanlığın doğada yaptığı tahribatlar nedeniyle çok ağır bedeller ödemek zorunda kalacağını hatta varlığını devam ettirmekte zorlanacağını gözler önüne sermektedir.

İnsan faaliyetleri sonucu oluşan karbon dioksit emisyonları, her geçen yıl artarak son yıllarda  artık tehlikeli düzeye ulaştı.

Bilim çevrelerine göre, sanayi devriminden günümüze hava sıcaklığında 1 santigrat derece artmıştır.Dünyadaki tüm devletlerin küresel iklim bozukluğunun durdurulması ve önlenmesinde işbirliği içinde hareket etmemesi ve gereken önlemlerin alınmaması durumunda, yüzyılımızın sonunda dünyamızın sıcaklık ortalamasında 4.1 santigrat derece artış olacağı ileri sürülmektedir.

Uzmanlar sıcaklık artışının 4.1 santigrat dereceye yükselmesi halinde, 2100 yılında küresel ısınma nedeniyle  83 milyon kişi yaşamını yitirecek.

İklim Değişikliği 2021 Raporuna göre: başta karbondioksit olmak üzere sera gazları salınımında azalma sağlanamaması durumunda, kötü hava olayları daha sık ve yoğun olacak.

Bu rapora göre 2030’da karbon dioksit emisyonunun yarı yarıya azaltılması ve en geç 2050 yılına dek sıfıra indirilmesi gerekir.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Panelinde geçmiş aylarda yayınlanan raporda, 2100 yılına gelindiğinde sıcaklık artışının 2 santigrat derecede sabit tutulması isteniyorsa, 2050’de sıcaklık artışının 1,5 santigrat dereceyi geçmemesi sağlanmalı.

 Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre, Karbon dioksit salınımında kısıtlamaya gidilmemesi halinde 2025-2030 yılları arasında bile 1,5 santigrat sıcaklık artışı riski oldukça büyüktür.

Dünya sıcaklık ortalamasındaki artış ne kadar yüksek olursa,doğal afetlerde o kadar sık,şiddetli olacak.Deniz suyu sıcaklığı yükselecek, buna bağlı olarakiçindeki  ekosistem etkilenecek,kurak dönemler artacak, su kıtlığı ve kavurucu sıcaklar nedeniyle orman yangınları aratacak,buzulların erimesi sonucualçak kıyılar s u altında kalacak,  sıcak soğuk geçişleri daha kısa süreli olacak.tarımda daha sık ve daha fazla sulama yapılması gerekecek.

Bütün dünyayı tehdit eden küresel ısınma Felaketine karşı, bireysel ve devletler düzeyinde sorumluluk üstlenilmeli.

Karbon ve su ayak izinde kısıtlamaya gidilmeli, (Karbon ayak izi; insanların tükettiği her ürünün yetişmesi aşamasında atmosfere salınan karbon dioksit ve sera gazlarının hesaplanması ile ortaya konulur.Su ayak izi ise, herürünün soframıza  ya da kullanımımıza gelene dek kullanılan su miktarına göre hesaplanır).

Bireysel olarak karbon dioksit izini azaltmak için, israftan kaçınmalıyız. Her tükettiğimiz ürünün karbon dioksit salınımına ve su harcanmasına sebep olduğunu dikkate almalıyız.

Bu çerçevede çamaşırlarımızı makine yerine asarak kurutmalıyız.Yaya ve bisiklet kullanımı yaygınlaşmalı, e-faturaya geçmeliyiz.Kısaca sade yaşamalıyız ve aşırılıktan kaçınmalıyız.

Devletler düzeyinde ise atmosferi en çok kirleten devletler acilen gerekli adımları atmalıdır.Dünyada yüksel karbon dioksit salınımına neden olan ülkeler: 10,642 megatonla(MT) Çin,5172 mt’la ABD, 3470 MT’la AB ülkeleri, 2458MT’la Hindistan, 1761 MT’la Rusya, 1253 MT’la Japonya, 778 MT’la Almanya, ,  617 MT’laG.Kore, 634MT’la İran, 399 MT’lİngiltredir.’dır. Türkiye’nin karbon dioksit salınımı ise 357 MT’dur.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli nezdinde ve Paris Anlaşması uyarınca bütün ülkelerin, 2030 yılına kadaremisyonlarını azaltma hedefi belirledi. Bütün ülkeler de kendi iç dinamiklerine göre ve kapasitelerine göre farklı hedefler belirleyerek emisyonlarını azaltmak niyeti beyan etti.Türkiye de emisyonunu azaltma hedefi belirledi.

Fakat ülkelerin Küresel krizle ilgili açıkladığı politikaları yerine getirmelerinde farklı yaklaşımlar olduğu görülmektedir. Örneğin AB 1990 yılına göre mutlak azaltma hedefi belirledi.ABD 2005 yılına göre azaltma politikası izleyeceğini açıkladı. Çinbu konuda uygulanacak bir yol haritası uyarınca, önce zirve yapacağını daha sonra azaltmaya çalışacağını belirtti.

Yalnız karbon dioksit  emisyonazaltması için teknoloji transferi,yatırım yapılarak çevreci teknolojilere geçilmesi gerekir. Bu amaçla küresel iklim Fonu oluşturuldu.Bu fona iklim değişikliğinden sorumlu ülkelerin 100 milyar dolar bütçe tahsis etmesi hedeflenmişti.Ancak toplanan paranın, %10 dolayında olduğu ileri sürülür. Ayrıca Paris anlaşmasını imzalamasına rağmen Türkiye’nin fondan yararlandırılmaması, bu konuda bile siyasi tercihle hareket edildiğini gösterir.

Trump ,Paris Anlaşmasından çekildiği için sorun çıkmazda kalmıştı.Şimdi iktidara gelen Biden yönetimi Paris Anlaşmasına geri döndüğüne gör, finansal desteğin gerçekleşmesi beklenir.Aksi halde küresel iklim bozulmasına karşı mücadelede belirlenen hedeflerin tutturulması mümkün olmayacak.

İçinde bulunduğumuz coğrafya, iklim krizinden en fazla etkilenecek bölgelerden biridir.Bu nedenle kayıplarımızın en az olması için, biz de  şimdiden önlem alarak hazırlıklı olmalıyız.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları