Kanlı Noel’i unutturmak aynı felaketin tekrarlanmasını cesaretlendirmektir

Yayın Tarihi: 27/12/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Son yıllarda bazı kişi, kuruluş ve siyasiler, çeşitli nedenlerle Rumların bize yaptığı kötülüklerin unutulmasını ve yeni nesilden gizlenmesini savunmaktadır. Aksi görüşte olanları da çözüm ve barış karşıtı olarak suçlamaktadırlar. Uzun yıllar birbiri ile savaşanAlmanya ve Fransa örneğini göstererek, geçmişte yaşananların unutmasını ve iki halkın birleşmesini savunurlar.

Kuşkusuz geçmişte yaşanan acı  olaylara rağmen, iki halkın kırgınlıkları bir yana bırakması ve dostça yaşaması herkesin yararınadır. Ancak, Almanya savaştan sorumlu olduğunu ,kabul ederek özür diledi. Sebep olduğu can ve mal kayıpları için de tazminat ödedi.

Öte yandan Rum-Yunan ikilisi;sebep oldukları kanlı katliamlar, can ve mal kayıpları için özür dilememeleri ve tazminat ödememeleri bir yana, yaptıklarından pişman olmadı. Suçsuz sivil Türkleri katledenleri kahraman olarak nitelemektedirler.

Kuşkusuz, geçmişte yaşanan olaylara takılıp kalmamız ve bize kötülük yapanlara ilelebet kin beslememiz doğru değildir.Zaten Türk halkı olarak, bize yapılan kötülükleri unuturuz.

Fakat benzer felaketler ile yeniden karşılaşmamak için, geçmişte bize yapılan haksızlıkları ve çektirilen acıları unutmamamız  ve yeni nesle de anlatmamız gerekir.

1960’ta kurulan iki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti, maalesef Rumların bu anlaşmayı ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanmak niyetleri nedeniyle, başarılı olmadı.

Makarios, Londra Zürih anlaşmasının imzalanmasından sonra adaya dönüşünde, ENOSİS ideallerinden vazgeçmediğini açıkladı. Ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde Rum silahlanarak Akridas adı altında bizi yok etmek planını hazırladı.

Kanlı NOEL olayları, KKTC’de bazı solcu(!) geçinenlerin ve Rum’un gönüllü avukatlığını üstlenenlerin ileri sürdüğü gibi, tesadüfen Tahtakale de birkaç Türkün Rum polisler tarafından katledilmesi ve Atatürk büstünü ateş açan Rum polislerin taşlanması üzerine EOKA ile TMT tarafından çıkarılmadı. Makarios’un 1960 anlaşmalarındaki haklarımızın etkisizleştirilmesi amacı ile Türk tarafına dayattığı koşulların kabul edilmemesi üzerine, Akridas katliam planını uygulanmasıyla başladı.

Fakat,Türkiye’nin hızlı girişim ve sert tepkisi, ayrıca TMT’nin Türk halkını örgütleyerek yerleşim yerlerini savunmasını sağlaması sayesinde Girit senaryosu ile Türkleri kısa zamanda katlederek ENOSİS’in gerçekleştirilme girişimi, uygulanamadı.

1963-74 döneminde, Rum polisleri, EOKA’cılar ve silahlandırılan Rumlar, tüm Türk yerleşim yerlerini saldırdılar, abluka altına alarak, bize cehennem hayatı yaşattı. Bizi dünyadan tecrit ettiler, yollarda seyahat eden ve  kırsal alanlarda çalışan bir çok soydaşımızı kaçırarak katlettiler.103 karma köyde yaşayan Türkleri göç ettirdiler. Bazı karma köylerdeki Türkleri kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapılmadan toplu halde katlettiler.

Rum saldırıları karşısında, can ve mal varlığımızın korunması için, eli silah tutabilen herkes, kışın soğuğunda yazın kavurucu sıcaklarında, abluka altında tutulduğumuz yerleşim yerlerinin sınırlarında 11 yıl nöbet tuttu.

Memurlar devletteki işlerini kaybetti, çiftçiler ve özel sektör faaliyetlerini yürütemeyecek duruma düşürüldü.Bir çok gencimiz meslek sahibi olamadı ve yüksek öğrenime gidemedi.

1963’ten sonra, aylarca yaşamımızı anavatan Kızılay’ı tarafından gönderilen  yiyecek yardımları ile sürdürebildik. Kırsal alanlarla bağlantı kesildiği için, şehirlerde sebze, meyve ve hayvansal ürün temini mümkün değildi.

Geçmişteki acı olaylar, deneyimler, çevremizdeki kanlı olaylar, halen Rum-Yunan ikilisinin tutumu, devletimize sahip çıkmamız ve Anavatanın fiili garantisinden hiçbir nedenle vazgeçmememiz gerektiğini göstermektedir.

Rum-Yunan-Emperyalist ve içimizdeki işbirlikçilerin propagandaları ile yeni neslin aldatılamaması için, geçmişte yaşananlar ve Rum’un ENOSİS hedefi ile bunu gerçekleştirmeye dönük çabaları unutturulmamalı.

Ayrıca, ortaklık yönetimine tek yanlı ve silah zoru ile el koyan Rumların,uluslararasıtoplum ve kuruluşlar tarafından cezalandırılmadığı,üstüne üstlük yasal Kıbrıs cumhuriyeti olarak kabul edilerek ödüllendiği anlatılmalı. Uluslar arası kuruluşlar ile yabancı ülkelere güvenilemeyeceği hatırlatılmalı.

KKTC’de federasyon-birleşme yanlıları, Rumlar ile birleşmemiz durumunda, tüm sorunlarımızdan kurtulacağımızı, refaha kavuşacağımızı ve dünyaya açılacağımızı umudu  vererek, geçmişi bilmeyen gençleri avutmaktadır.

Fakat Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde  yaşam düzeyimiz, ekonomik faaliyetlerimiz, devlet kuruluşlarından yararlanmamız, gençlerimizin  istihdamı ve öğrenim olanakları şimdiki ile kıyaslanamayacak derecede olumsuzdu.

Bu nedenle birleşme saplantısı ile halkımızın geçmişin karanlık dönemine götürmek çabalarından vazgeçilmeli ve tek yumruk halinde iki devletlim seçenekte ısrar etmeliyiz.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.