Makamlar hizmet etmek, yükümlülüğü üstlenmektir

Yayın Tarihi: 27/04/22 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Devlette görev yapan atanmış ve seçilmişler, hizmet şemalarında belirtilen tüm hakları eksiksiz elde etmektedir. Buna karşılık olarak da, hizmet şemalarında belirtilen tüm yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmek zorundadır.

Uygar ve gelişmiş ülkelerde, seçilmiş ve atanmış yetkililer devlet ciddiyetiyle hareket etmekte, yasalar ödünsüz ve herkese karşı eşit şeklide uygulanmaktadır.

Anayasa ve yasalara aykırı hareket eden ve/veya yetkilerini kötüye kullanan atanmış ve seçilmiş yetkililerden, mutlaka hesap sorulmakta ve haklarında yasal işlem yapılmaktadır.

İktidarlar değiştiği zaman, devletin yapısı ve işleyişine müdahale edilmemekte ve devlet devamlılığına önem verilmektedir.

Hele devlet olanaklarının oy avcılığında kaynak olarak kullanılması ve devlette istihdamlarda müdahale söz konusu bile olmamaktadır.

 Sonuç olarak uygar ve kalkınmış ülkelerde devlette yozlaşma, bozuk yönetim, seçilmiş ve atanmış yetkililerin etkilenmesi, baskı altına alınıp yönlendirilmesi kolay değildir.

Öte yandan bizim gibi geri kalmış ülkelerde iktidara gelenler, devlet olanaklarını istedikleri şekilde kullanabilecekleri yetkisini elde ettiklerini düşünerek harekete derler.

Bu hatalı yönetim anlayışı nedeniyle, popülizmi ön planda tutarlar, partizanca hareket ederler, herkese şirin görünmek amacı ve  sorumsuzca harcamalarla, istihdamlarla devlet bütçesi çökertilir.

Kıbrıs Türk halkı olarak, bugünkü yaşam koşullarımızın, İngiliz ve 1960-63 Kıbrıs Cumhuriyeti dönemi ile kıyaslanamayacak derecede olağanüstü iyi olduğu inkar edilemeyen bir gerçektir.

Fakat, anavatan sayesinde 1974’den sonra elde ettiğimiz paha biçilmez olanaklar nedeniyle, şimdiki durumumuzun çok daha iyi düzeyde olması gerekirdi.

İngiliz ve Kıbrıs Cumhuriyeti dönemini az çok bilmekteyim. Kıbrıs cumhuriyetinde ve 1963’ten sonra oluşturduğumuz yönetimlerde de sorumlu makamlarda görev yaptım.

Kişisel değerlendirmeme göre, Kıbrıs Türk halkı olarak bugünkü sıkıntılarımızın en başta gelen sebebi, işbaşına gelen seçilmiş ve atanmış kişilerin ‘Ahbap çavuş’ zihniyeti ile hareket etmesidir.

KKTC’de siyasiler genellikle, uzun vadeli  planlarla ülkeye hizmet etmek, kalıcı eserler kazandırmak, sorunları çözmek ve ülkeyi kalkındırmak yerine,  kısa günün ticareti zihniyeti ile halka şirin görünerek, vatandaşların gönlünü kazanarak oylarını artırmayı tercih etmektedir. Eleştirilmekten, kötülenmekten eylemlerle makamlarda rahatsız edilmekten çekinmektedir. Eleştirenler ile  eylem yapanlar taleplerini kabul ettirmekte ve kazançlı çıkmaktadır.

Muhalefette olan siyasiler ise, haklı haksız, eylem yapan, talepte bulunan ve iktidara saldıranları her koşulda desteklemektedir.

Sonuç olarak siyasilerin halka şirin görünerek oy kazanma yöntemi sonucu, STÖ’lerin ve nüfusumuzun az olması nedeniyle maddi bakımdan kazançlı bir faaliyet alanı olmamasına rağmen, basın kuruluşlarının sayısı her geçen gün artmaktadır.

Ayrıca, siyasi iktidarların oy kaygısı ile teslimiyetçi hareket etmesi sonucu, yasaların uygulanmasındaki umursamazlıklar nedeniyle,  dış güçler KKTC’deki zayıf halkaları kullanarak, yeni nesle  TC-KKTC düşmanlığı ve Rum tezlerini benimsettirmektedir. Rum siyasi partinin AB milletvekili KKTC’de ofis açmakta , henüz ateş kes durumunda bulunduğumuz Rum siyasi parti yetkilileri yönetimimizden izin almadan KKTC’deki  Rumları ziyaret edebilmektedir.

Bir çok  kişi, medyada alenen Rum ulusal tez ve davalarını savunmaktadır. Yazılı belgelere rağmen, KKTC’de  Rum’u aklayan ve Türk tarafını suçlu gösterenler her geçen gün artmaktadır. Üstüne üstlük Rum’a hizmet etmeyi adeta misyon kabul eden ve TC-KKTC düşmanlığına öncülük eden bazı kişiler, milliyetçilerin oyu ile makamlara gelenler  tarafından makam ve mali yardımlarla ödüllendirilmektedir. Ulusal günlerimizin kutlanmasına katılmayan ve KKTC’ni tanımadığı için Kuzey Kıbrıs olarak tanımlayan   yayın kuruluşlarına bile bütçeden mali yardım sağlanmaktadır.

Özetle belirtmek gerekirse güvenli geleceğimiz ve daha kötü durumlarla karşılaşmamak için:

1. Tüm yetkililer üstleri tarafından uyarılmayı beklemeden, sorumluluklarını yerine getirmeli ve yasalar ile anayasada belirtilen işlemleri yapmalıdır. Aksi tutum içinde olanlardan hesap sorulmalı;

2. Uzun ömürlü, radikal önlemler alabilecek güçlü hükümetler oluşturulabilmesi için, seçim barajı  %10  olmalı;

3. STÖ’ler, Sendikalar, eylem mevzuatı AB standartları örnek alınarak yeniden düzenlenmeli, kötüye ve baskı aracı olarak kullanılmaması sağlanmalı ;

4. Devleti koruyucu etkin ve yoruma açık olmayacak şekilde ve etkili  yasal düzenleme yapılmalı;

5. Devlette disipline önem verilmeli, devlet saygınlığına otoritesine, imajına gölge düşürücü davranışlara göz yumulmamalı;

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları