Gerçek dışı söylemler

Yayın Tarihi: 25/07/22 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Bazı kişiler işin kolay tarafından, tüm sorunları çözümsüzlüğe bağlamakta ve bir anlaşma yapılması durumunda, tümünün de ortadan kalkacağını ileri sürmektedir.

Kuşkusuz dengeli ve Rumların ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanılamayacakları bir barış anlaşması yapılmasının, önemli getirileri olacaktır.

Fakat, güneydeki yöneticilerin açıklamaları, toplumlararası görüşmelerdeki tutumu bu idealin gerçekleştirilmesinin KESİNLİKLE mümkün olamayacağını gösteriyor.

Bu nedenle, sorunları çözümsüzlükten kaynaklandığı safsatası ile askıda bırakılması yerine, sorunlarımızın çözülmesinde anavatanın bize yardımcı olmasının engellenmemesi ve halkımızın rahatlatılmasının sağlanması gerekir.

1960-63 ortaklık cumhuriyetinde ada çapında, devlette çalışan Türk memur sayısı şimdiki ile kıyaslanamayacak kadar, hatta yüzlerce ifade edilecek kadar azdı. Ada çapında devlette görevli Türk hekim, Mühendis, Mimar,  öğretmen sayılacak kadar azdı.

Hal böyle iken,1960 ortaklık cumhuriyetinin kurulması döneminde ve daha sonraki dönemlerde gençlerimizin istihdamı şimdikinden çok daha zordu.

 Anayasaya göre Devlet memurlarının %30’unun Türk olması koşuluna rağmen, bu oran dikkate alınmamaktaydı ve münhal mevkilere genellikle Rumlar atanırdı.

Örneğin ben ve bazı meslektaşlarım, tam Kıbrıs cumhuriyetinin ilanından hemen sonra adaya geldiğimiz halde, üstelik tarım bakanının ve müsteşarının da Türk olmasına rağmen, açılan münhal  mevkilerin hepsine de Rum Mühendis atanmıştı. Bizden de birkaç kişiye projelerde gündelikçi ve geçici işçilik teklif edilmişti.

Halen Kıbrıs’ın kuzeyinde ve güneyinde, devlette çalışan memur sayısı, ihtiyacın çok üzerindedir. Olası birleşmeden sonra devlete, yeni istihdam yapılmayacağı bir yana,  halen çalışanların önemli bir kısmının da işine son verilecek.

Bu nedenle federasyoncuların ileri sürdüğü gibi, işsizliğin nedeninin çözümsüzlük olmadığı ve Rum’la birleşmemiz durumunda gençler, istihdam olanaklarına kavuşmayacak.

Kıbrıs küçük bir ülke olduğu için, gerek özel kesimde, gerekse devlette daha fazla istihdam yapılması oldukça zordur.

Halen yabancı ülkelerdeki Kıbrıs doğumlu Türk ve Rumların sayısının, Kıbrıs’ta yaşayanların birkaç misli olması bu gerçeği ortaya koymaktadır.

Bilinen tüm gerçeklere rağmen, Kıbrıs sorununu çözeceğini ve bunun sonucunda da gençlere yeni istihdam olanağı yaratılacağını ileri söyleyenler, bunun nasıl olabileceğini de anlatmalı.

Güneyde on binlerce işsiz üniversite mezunu bulunduğuna göre, gençlerimizin orada iş bulma şansı da yoktur.

Kuşkusuz bir anlaşmadan sonra Türk tarafı için, dış ulaşım rahatlatılacak, piyasaya güven gelebilecek, AB ülkelerine ihracat şimdikinden daha avantajlı olacak, inşaat ve turizm kesiminde biraz canlanma olabilecektir. Belki dış yatımcılar da ülkemize gelecek. Fakat tüm bunlar yanında Rumların 1960-63 döneminde yaptıkları gibi, bizi örtülü ekonomik ambargolarla çökertmeye perişan etmeye çalışacağını bilmek için kahin olmaya gerek yoktur.

Güneyde on binlerce işsiz Rum varken, yeni açılacak işlere Türklerin de istihdam edileceğini düşünenler, ya geçmişi bilmiyor, ya komşularımızı tanımıyor, ya aşırı iyimserdir, ya da hayal aleminde yaşıyor.

Olası çözümden sonra Türkler, genellikle Rumların beğenmediği ve çalışmadığı işlerde istihdam edilme olanağına sahip olacak.

Özel kesime gelince bir anlaşmadan sonra Türk esnaf ve iş adamları ile sanayiciler güneydeki muhatapları ile rekabet edemeyeceği için, şimdikinden de daha kötü durumda olacak. Böylece geçimini özel kesimden sağlayanlar artmayıp  daha da azalacak.

Halen kısıtlamalara rağmen kaçak olarak güneyden kuzeye et ve hayvansal ürünler getirilmesi, en güçlü üretim kolumuz kabul edilen hayvancılığımızın çözümden sonra ne duruma düşeceğini göstermektedir.

Ayrıca yeşil hat tüzüğü çerçevesinde güneye pazarlanan bazı ürünleri oradaki üreticilerin engellemek istemesi de, tarımsal ürünlerimizi güneye pazarlamamız olanağına kavuşmayacağımızı gösteriyor.

Sonuç olarak çeşitli nedenlerle bilerek  veya hayal aleminde yaşadığı için  dayanaksızca umut pompalayanlar, Rumların kazara bizimle bir anlaşma yapmayı kabul etmesi durumunda herhalde büyük hayal kırıklığı ile karşılaşacak ve gençler tarafından linç edilecek .

Kuşkusuz amacım çözümsüzlüğü savunmak olmayıp, tüm sorunları çözümsüzlüğe bağlayanların halka dayanaksızca umut verdiğini ve yanılttığını ortaya koymaktır.

Ben bir anlaşma yapılmasını herkesten daha çok isterim. Çünkü  anlaşmadan sonra hiç çalışmadan devletten maaş alma devri kapanacak,şimdi yerli yersiz Anavatana ve KKTC devletine hakaret eden bazı sendikacılar kayıpları nedeniyle yaptıklarından pişman olacak, bazı kişilerin hem kuzeydeki hem de güneydeki yönetimden nemalanması sona erecek,feragatname verdiği güneydeki malını satan dolandırıcılar belli olacak, Rum’un gerçek yüzü ortaya çıkacak,sürekli anavatanı kötüleyen ve Rum ulusal davasını destekleyenler  gerçeklerin ortaya çıkması nedeniyle utançlarından halk arasına karışmayacak, Rum tarafının avukatlığı yapmak geçer akçe olmaktan çıkacak, çözümü her derde deva gösterenlerin halkı aldattığı anlaşılacak, Rum-emperyalistlere hizmet ederek ve ulusal davamızı baltalayarak maddi kazanç elde edilemeyecek.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları