1878-74 dönemi unutturulmamalı

Yayın Tarihi: 27/07/22 09:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Büyük fedakarlıklar ve acılar pahasına kurduğumuz devletimizi yaşatıp yüceltmek yerine; hayali beklentiler,  sapık saplantılar, dayanaksız Türkiye fobisi nedeniyle ortadan kaldırılmasını savunmak, tarihe mal olacak hatadır.

20 Temmuz ulusal kurtuluş ve özgürlük bayramımız nedeniyle,  medya ve sosyal paylaşım sitelerinde bazı kişilerin hatta bazı siyasilerin yaptığı yorumlar, ayrıca milli piyango biletlerine konulan resim; geçmişten günümüze ülkemizde yaşanan gerçekler, Rum’un değişmeyen ENOSİS ideali ve 1878-74 döneminde çektiğimiz acılar hakkında yeni neslin yeterince bilgilendirilmediğini kanıtlar.

Güneyde yeni neslin fanatik Yunan ve Ortodoks ruhu ile yetiştirilmesine karşı, bizde yeni neslin sözde barışçı(!) yetiştirilmesi amacı ile ulusal mücadelemizin unutturulmak istenmesi, halkımıza yapılabilecek kötülüklerin en büyüğüdür.

Hele yeni neslin Türklüğünden, dilinden, dininden koparılarak kimliksizleştirilmesi ve Kıbrıslılık kimliğini kabul etmesinin sağlanması için halen yürütülmekte olan profesyonelce kampanyalar, varlığımıza karşı ciddi bir saldırıdır. Çünkü kimliksizleştirilecek yeni neslimiz, kolayca Rumlaştırılabilecektir.

Son günlerde tanık olduğumuz olaylar karşısında, yasalarımızdaki ilgili maddeleri hatırlatmakta yarar görürüm:

Yürürlükte olan 17/1986 Milli Eğitim Yasasının 5. mad. Genel Amaçlar başlığı altında Kıbrıs Türk Toplumunun var oluş mücadelesini, kültürel ve manevi değerleri koruyan, toplumu ve yurdunu seven, Anavatan Türkiye’ye bağlılığı gözeten bilgiler doğrultusunda çocuklarımızın yetiştirilmesi öngörülmektedir. Ayni yasanın 83.maddesinde ‘öğretmenlerin Yabancı Ülkelerde Görev alacak öğretmenlerin Bakanlar Kurulundan izin almakla yükümlü olduğu belirtilir. (Bu maddeye aykırı hareket edenler hakkında işlem yapmayanlar da suç işlemiş sayılır.)

25/1985 sayılı Öğretmenler Yasasının 20 ve 27.maddeleri Öğretmenlere ulusal değerlerin kökleşmesini sağlama yükümlülüğü verir.

 Bu yasaya göre sendika yöneticisi olsa da KKTC bağımsızlığı ve egemenliğini sorgulamak, sahte, uydu tanımlaması ile aşağılamak ve işgal altında olduğunu yazılı ve sözlü olarak belirtmek suç oluşturmaktadır.

7/1979 sayıl Kamu Görevlileri Yasası’nın 9 Maddesi : Kamu Görevlilerinin  Anayasa ve yasalarımıza bağlı kalmayı öngörür. Bu yasa hükümleri Siyasi demeç ve faaliyetleri de suç sayar.

Bazı kişilerin 20 Temmuz’u olduğundan farklı göstermeye çalışması ibret vericidir. Çünkü Anavatanın Garanti anlaşmasından kaynaklanan hakkını kullanarak bizi katledilmekten kurtardığı, ENOSİS’in gerçekleştirilmesini engellediği ve her iki halkın da barış içinde yaşamasını sağladığı inkar edilemeyen bir gerçektir.

 1878-74 döneminde adadaki tüm halklar arasındaki çatışmalar, Rumlar tarafından başlatıldı. Ayrıca Akridas, İfestos katliam planlarını, Kleridis’in hatıralarım isimli kitabı ve Makarios’un Yunan Cuntasına yazdığı mektubunda, tüm acı olaylardan Rum-Yunanistan’ın sorumlu olduğu kanıtlanmaktadır.

Bu nedenle 20 Temmuz katliamdan kurtarılmamızı ve özgürlüğe kavuşturulmamızı kutlamamıza, bazı kişilerin Rum’a şirin görünme yarışı içinde  ‘başkasının acısı üzerine kutlama yaptığımızı’ ileri sürmesi, iyi niyetli ve gerçekçi bir tutum kabul edilemez.

Yeni nesle ulusal kurtuluşumuz ve mücadelemizin öğretilmemesinden yararlanan, Rum ve içimizdeki zayıf halkalar, yaşanan olayları olduğundan farklı göstermekte, Türk tarafı suçlanmakta, Rum vahşeti ve bize yaptıkları aklanmaktadır.

 20 Temmuz ile ilgili olarak bazı kişi, kuruluş ve siyasilerin ortaya koyduğu görüşler, yeni neslimizden 1878-74 dönemindeki gerçeklerin gizlenmesinin, geleceğimizi risk altına sokacağını göstermektedir.

Bu nedenle, zararın neresinden dönülürse kazançtır düsturu ile hareket edilerek, önümüzdeki ders yılında tüm devlet ve özel okullarda Ulusal kurtuluş tarihimiz mecburi ders olarak okutulmalı.

Devlette istihdamlar amaçlı yeterlilik sınavında da, ulusal mücadele tarihimiz hakkında soru bulunması sağlanmalı.

Pervasızca Rum ulusal tezlerini savunmayı ve KKTC-TC düşmanlığını misyon kabul eden yayın kuruluşları hakkında, Başsavcılığın yasal işlem yapması sağlanmalı.

Ayrıca bu kuruluşlara ve çalışanlarına tanımadıklarını ifade ettikleri ve her gün sahte diyerek aşağıladıkları KKTC bütçesinden mali yardım yapılmasından vazgeçilmeli. 

Ceza yasamızın 36 ve 39.maddleri, devlete Karşı Hıyanet Suçunu düzenler:  ‘Her kim devlet egemenliğini ortadan kaldırmak fiilini amaçlayan bir niyet doğrultusunda hazırlanmış bir yazıyı yayınlarsa ağır suç işler ve müebbet hapis cezasını geçmeyen bir cezaya mahkum olur.

Ceza yasamızın 47 ve 48.Madeleri Devlete karşı nefret yaratmak ve Devleti küçük düşürmek, adaletin tecellisine karşı nefret yaratma, itaatsizliğe yol açmak ve KKTC uyruklular arasında huzursuzluk ve düşmanlık yaratmaya yönelik ifade ve fiiller ağır suç oluşturur ve 5 yılı geçmeyen bir cezaya mahkum olur.

Bizi düşman kabul eden Rum-Yunan –AB-BM’ in bilinen niyetleri karşısında, B.Trakya ve Leymosun’daki Türklerin kaderini paylaşmamak için, siyasi iktidar yasalar uyarınca gereken adımları atmalıdır.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları