Neden cezalandırılıyoruz, suçumuz nedir?

Yayın Tarihi: 31/08/22 09:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Neden saldırgan ve suçlu olan Rum sürekli ödüllendiriliyor, mağdur edilen zarara uğratılan Kıbrıs Türk halkı cezalandırılıyor?

Kıbrıs Türk halkı olarak ambargo ve izolasyonlarla cezalandırılmamızın mağdur edilmemizin nedeni dayanağı var mı, varsa nedir?

Suçumuz Türk- Müslüman olmak anadolu halkının parçası olmak, Hristiyan olmamak mı?

Kanlı Noel olayları Rumlar tarafından başlatıldı ve Kıbrıs Türk halkının hiçbir suçu yoktur. BM Özel Temsilcisi Ortega raporu, Aklridas ve İfestos planı ve o dönemdeki Rum yetkililerin Yunanistan’la yazışma belgeleri ve hazırladıkları kitaplardaki bilgiler, bu gerçeğin somut olarak kanıtlamaktadır.

Kıbrıs’ta geçmişten günümüze iki halk arasında çıkan üzücü olayların başlıca nedeni, Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ı tek başına sahiplenmek istemesi ve Türklerle paylaşımdan yana olmamasıdır.

Bu gerçeği  BM Genel Sekreteri Kofi Annan bile vurgulamıştı. 28 Mayıs 2004’de adadaki durumu değerlendiren raporunda, BM Genel Sekreteri şu şekilde teşhis koymuştur;

“Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklerle eşit koşullarda statüde yetki ve refah paylaşmak istememektedir.

1963 olaylarından sonra hazırlanan Acheson Barış Planı’ndan Annan Planı’na kadar tüm çözüm seçeneklerinin Türkler tarafından kabul edilmesine karşın, Rumlar tarafından reddedilmiştir. Rum yönetiminin eski Dışişleri Bakanı Rolandis bu gerçeği alenen açıklamıştı .

Annan Planı Referandumu’ndan sonra Birleşmiş Milletler’in, 24 Nisan 2004 tarihli açıklamasında, genel sekreter ‘önemli fedakarlıklara rağmen planı onaylayan Kıbrıslı Türkleri alkışlıyor. Kıbrıslı Türklerin kendi kusurları olmaksızın içinde bulundukları kötü durumu hafifletmenin yollarının bulunacağını umuyorum.’ demişti.

28 Nisan 2004'te, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından Genel Kurula hitaben yapılan konuşmada, ‘adanın diğer tarafında yapılan oylamadan dolayı Kıbrıslı Türklerin cezalandırılmamaları için hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız.’ demişti.

Avrupa Birliği Genişleme Komiseri’nin 24 Nisan 2004te yaptığı açıklamasında, ‘Kıbrıslı Türkler bu sonuçtan dolayı cezalandırılmamalıdır. Şimdi Kuzeyin izolasyonunu sona erdirmeliyiz. Komisyon, bu amaçla çeşitli tedbirler almaya hazırdır. Konsey, Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son vermeye kararlıdır. ‘ demişti.

Belgelerle kanıtlanabilecek gerçeklere rağmen, halen suçlu olan Rumların ödüllendirilmesi, mağdur edilen Türk halkının ambargo ve izolasyonlarla cezalandırılması yanlıştır ve buna boyun eğmememiz gerekir.

Anavatanımız sırf barışçıl bir çözüme olanak sağlamak amacıyle yaklaşık yarım asırdan beri iki halk arasındaki müzakereleri desteklemektedir.

Fakat, yaşanan deneyimler, Rum ve destekçilerinin amacının Kıbrıs Türk halkını müzakere masasında oyalayarak ambargo ve izolasyonlarla içerden çökertilmesinin ve ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanılabilecek bir çözümü kabul ettirmek amaçlı olduğunu ortaya koymuştur.

Rumlar bir yandan insanlık dışı ambargo ve izolasyonlarla Kıbrıs Türk halkının yaşamını zorlaştırmakta, öte yandan KKTC’deki işbirlikçileri vasıtasıyle bu sıkıntılardan Türkiye’yi sorumlu göstererek halkımızı anavatana karşı kışkırtmakta, anavatandan koparılmamızı, korumasız bırakılmamızı ve böylece teslim olmamızı sağlamaya çalışmaktadır.

En son Konya’da düzenlenen İslam ülkeleri spor etkinliğine Kıbrıs Türk sporcuların davet edilmemesi ve Türkiye Cumhuriyeti futbol takımı Fenerbahçenin Anavatan’ın tanımadığı Rum yönetimindeki maç yapması, hepimizi derinden rencide etmiştir.

Kıbrıs Cumhuriyetinin kurucu ortaklarından olan Rum halkını temsil eden yönetimin yasal Kıbrıs Cumhuriyeti kabul edilmesi, öte yandan diğer ortak olan Türklerin yönetiminin tanınmaması ve cezalandırılması, uluslararası anlaşmalara, uluslar arası hukuka, insan hakları ilkelerine aykırıdır.

AB’nin ve islamofobi-Turkofobi takıntısı ve BMGK üyelerinin ulusal çıkarları nedeniyle, sadece Rum halkını temsil eden yönetimi Kıbrıs Cumhuriyeti kabul etmesi gerçekleri değiştirmemektedir.

Türkiye başka ülkelerin, istediği ülkeleri tanıyıp tanımamasına karışamaz. Fakat, güneydeki yönetimin Kıbrıs Cumhuriyeti kabul edilmesine karşı çıkabilme hakkına sahiptir.

Çünkü Türkiye Londra Zürih anlaşmaları ile kurulan iki halklı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörüdür. Garantör olarak suçlu olan ve cezalandırılması gereken Rum’un ödüllendirilmesine ve mağdur edilen Türk halkının ilelebet izolasyon ve ambargolarla cezalandırılmasına karşı çıkma hakkına sahiptir.

Garanti anlaşmasına dayanarak 1974’de Rumların soykırımla Türk halkını yok etmesini engellediği gibi, yarım asırdan beri sürdürülen müzakerelerde Rumların makul bir çözüme yanaşmaması nedeniyle, Türk halkına uygulanan haksız ve hukuk dışı ambargolarla izolasyonların kaldırılması için AB ve BM nezdinde ciddi girişimlerde bulunması ve KKTC’nin tanınmasını sağlaması en doğal hakkıdır.

Kıbrıs Türk halkına ambargolarla cezalandıran BM, AB ve uluslararası kuruluşlara bu haksız ve dayanaksız uygulamaların gerekçesini sormalı ve şimdiye kadar sebep oldukları zararları tazmin etmesini talep etmelidir.

Zaten yakın geçmişte Anavatan cumhurbaşkanının da bir açıklamasında ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk halkının ilelebet çözümsüzlüğün mağduru olmasına göz yumması mümkün değildir.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları