Geçmişten ders almalıyız

Yayın Tarihi: 05/09/22 07:15
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Kıbrıs’ın anavatanın sınırları dışında kaldığı 1878 yılından şimdiye kadar hiçbir dönemde, Rum-Yunan-emperyalist güçlerin içimizdeki işbirlikçileri halen olduğu düzeyde pervasızca kullandığı görülmemiştir.

KKTC’de bazı kişilerin yoğun bir şeklide, çok profesyonelce yürütmekte olduğu ulusal tezlerimiz ve Türkiye Cumhuriyeti-KKTC aleyhindeki propagandalar, soğuk kanlılıkla değerlendirildiği zaman halkımızın içerden çökertilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Bazı kişiler, Rumların gereceklerle bağdaşmayan tezi olan, Kıbrıs Cumhuriyeti'nden adayı bölmek amacı ile bizim ayrıldığımızı ileri sürmekte, desteklenmekte ve yaymaktadır.

Türkiye’nin kendi ayaklarımız üzerinde durabilmemiz için bize yol göstermesini ve yardımcı olmasını dayanaksızca ve insafsızca iç işlerimize karışma olarak göstererek engellemeye çalışırlar. Yalan ve haksızca suçlamalar ile Türkiye kötülenerek, gücendirilmeye çalışılmaktadır.

Bazı çevrelerin amaçları;  Kıbrıs Türk halkının anavatanla arasını açmak, korumasız bırakmak, böylece Rum boyunduruğu altına sokmaktır.

Bu olumsuz gelişmeye seyirci kalınması ve halkımızın yanlış yönlendirilmesine göz yumulması sonucu; yıkıcı faaliyetlerin dozu her geçen gün artırılmaktadır. Bu durum göz yumulması halinde, içimizde, Rum görüşlerini benimseyenlerin sayısı artacak ve Rumların, asırlardan beri sürdürdükleri adanın tümünü ele geçirme hedeflerine ulaşması kolaylaşacak.

Birleşme-federasyon adı altında Türk halkının Rum boyunduruğu altına sokulmaması için, aşağıdaki soruların cevaplarının iyice değerlendirilmesinde yarar vardır:

1. Dünyada Kıbrıslı diye bir millet var mı? Bu saçmalığa inanmamız durumunda, adada çoğunlukta olan Rumlara entegre olmakla karşı karşıya kalacağımız yani asimile olacağımız, Rumlaşacağımız aşikar değil mi?

2. Türk askerinin adadan ayrılması durumunda, acaba bu gün sahip olduğumuz devlet olanakları ve özgürlüklerin tümü de Rumlar tarafından elimizden alınmayacak mı?

3. Küçük bir halk olarak kendi kendimize ayakta durmamız mümkün olamayacağına göre, Anavatanın desteği ve koruması altında olmak mı? yoksa  yabancıların ve Rumların güdümünde olmak mı bizim için daha isabetli olur?

4. Anavatan dışında kimsenin yüzümüze bile bakmayacağı gerçeği neden göz ardı edilmek isteniyor?

5. Halen kuruluş anlaşmasına aykırı olarak Kıbrıs Cumhuriyeti kabul edilen güneyde yaşayan Türklere, anayasaya aykırı olarak ana dillerinde eğitim hakkı bile tanınmaması, Rum cumhuriyeti olan güneydeki yönetimin altına girmemiz durumunda, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olacağımız aşikar değil mi?

6. Dil, din, etnik yapı bakımından tamamen farklı olduğumuz üstelik aramızda kan davası olan ve bizi egemenliği altına alarak azınlık durumuna düşürmek amacında olan Rumlarla birleşmeyi savunanların, ayni kökten geldiğimiz Anavatandan koparılmamız gayreti içinde olması iyi niyetli ve masum bir görüş olabilir mi?

7. Anavatanın yanımızda olmaması durumunda, Rumlar ile varlığımızı kendi kimliğimizle devam ettirmemizi sağlayacak bir anlaşma yapabilmemiz mümkün mü?

8. Rumların çoğunlukta olduğu tek halklı bir yönetimde Ermeni ve Maronitler gibi azınlık olmayacak mıyız;

9. Halen Lozan anlaşmasına aykırı olarak Batı Trakya’da yaşayan soydaşlarımıza yapılan baskılar, Rumların başat olacağı yönetimde başımıza neler geleceğini göstermiyor mu?

10. Rusya federasyonundaki Çeçenistan ve Tataristan federe devletlerinin müstemleke gibi olan durumu, federasyonlarda çoğunluğun başat olduğunu göstermiyor mu?

11.Güneydeki ve Yunanistan’daki yetkililerin açıklamaları, ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanılmak amacı ile bize federasyon- birleşmeyi dayattıklarını açıkça ortaya koymuyor mu?

12. 1963’te silah zoru ile ortak yönetimden atılmamıza ve mağdur edilmemize rağmen, cezalandırılması gereken Rum’un ödüllendirilmesi bizim de ambargolarla cezalandırılmamız, uluslararası anlaşmalar ile Uluslararası hukukun sadece emperyalistlerin çıkarına göre yorumlandığını göstermiyor mu?

13. anavatanın uygun görüp desteklediği iki devletli çözüm yerine, şimdiye kadar bizi ayırımcı yaklaşımlarla aşağılayan, ambargolarla cezalandırıp çökertmeye çalışan emperyalist devletler ile onların güdümünde olan AB ile BM’nin dayattığı federal birleşme seçeneğini savunmak, Girit senaryosuna hizmet etmek değil mi?

14. Yöneticilerimizin popülizmi ve partizanlığı ön planda tutması, halkımıza istenen düzeyde hizmet edememesi ve anavatanımızın maddi yardımların verimli kullanmaması karşısında bize doğru yola girmemize yardımcı olmak istemesine ölçüsüz tepki göstermek dayanaksız, haksız ve utanç verici suçlamalarda bulunmak sadece Rum davasına hizmet etmiyor mu?

15. Anavatanın desteğinden yoksun kalmamız durumunda, Rum-Yunan- emperyalistlerin biçeceği kefeni giymek zorunda kalacağımızı bilmek için kahin olmak mı gerekir?

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları