Çaresizliğe terk edilmiş, EŞEK: “Löşşek”

Yayın Tarihi: 26/07/21 09:54
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

“Kimi zaman insanda "hayvanca" bir zalimlik olduğundan dem vurulur, ama hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık bu.

Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz; böylesine ustalıklı, böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece.”

İnsan ruhunun en karanlık deriniklerine girmeyi başarmış Rus yazar Fyodor Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler adlı kitabından bir pasaj ile başlamak istedim.

Halbuki Duwarmish Kızılderilileri’nin Reisi (gerçek reis) Seattle ne güzel söylemiş;

…Biz dünyanın parçasıyız ve o da bizim parçamız. Güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşlerimizdir; geyik, at, büyük kartal, bunlarsa bizim erkek kardeşlerimiz, kayalık tepeler, çayırlardaki ıslaklık, tayın vücut ısısı ve adam, hepsi aynı aileye aittir.

Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum. Yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları sadece eğlenmek için. Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor.

Biz sadece yaşayabilmek için avlarız buffaloları.

Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz?

Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan ölmez mi?

Unutmayın bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır.

♀♂

Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. O'nun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yok edecektir.

☼♀♂

Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.

♀♂☼

Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş. İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacak.

♀♂☼

Bildiğimiz bir gerçek daha var; sizin Tanrınız bizimkinden başka bir Tanrı değil…

Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki gelişimi hayvanlara olan davranış biçimi ile değerlendirilir; cehenneme çevirdiğimiz gezegenimizden cennete gitmek için dualar dizdiğimiz 7 yıldızlı camiileri, gücün merkezileştiği ihtişamlı sarayları, içerisinde sunakları bulunan antik roma mozaikleri ile döşenmiş gösterişli yönetim merkezleri ile değil.

Saraylar halkın cahilliğinden yapılır. O saraylarda kendisini kral sananların varlığı o ülkede köle olmayı tercih eden insanların eseridir.

Bir milletin, ruhu cömert, en az bulutsuz bir gökyüzü kadar kocaman yürekli insanlara ihtiyacı var.

Hayvanlara karşı acımasız olan bir insan, iyi bir insan olabilir mi?

Vicdan, insanın pusulasıdır.

İhtiyacımız olan şey Merhamet.

24 Temmuz 2021

Sahibi tarafından çaresizliğe terk edilmiş, buna rağmen isyan etmeyen ve hayatta kalma içgüdüsü had safhada olan EŞEK: “Löşşek”.

Löşşek, şiddet ve acımasızlık dolu bu gezegende, kıyamet sonrası atmosferiyle dikkatleri üzerine çeken Mad Max filminin sahnelerini andıran, adeta nükleer bir savaş sonrası paslı ve dikenli tellerle çevrilmiş, ağaçsız toprağından alev fışkıran, parçalanmış hurda araba parçaları içerisindeki evinde, 7 yıldızlı camiinin minarelerinden sabah ezanı ve ardından 5 yıldızlı kilisenin kulesinden gelen çan sesleri ortasında, kavurucu sıcaktan tiftif tiftik olmuş tüyleri ile insancık’lar yapımı çaresizliğe gözlerini açar her sabah.

Halbuki, efsanevi Bremen Mızıkacıları’nın vazgeçilmez üyesi değil mi Eşek’ler?

Rus yazar Fyodor Dostoyevski’nin diğer bir sözü deİnsanoğlu, hayvanlara hükmetmeye kalkışma, onlar günahsızdır; oysa sen, büyüklüğüne rağmen yaşadığın yeryüzü toprağını çürütüyor, arkada sadece bu çürümenin izlerini bırakıyorsun”dur.

İnsanlar arasında iyilikten başka hiçbir üstünlük kabul etmem. Karakterin olmadığı yerde, ne büyük sanatçı, ne de büyük mücadele adamı vardır. Orada var olan, zamanın yok ettiği, içleri boş yaratıklardır. Bütün mesele, büyük görünmek değil, gerçekten büyük olmaktır sözünün sahibi Beethoven, Ayışığı Sonatı’nı (Moonlight Sonata), görme engelli bir kızın, “Ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?” demesi üzerine piyanonun başına geçip, doğaçlama olarak bestelemiştir.

Beethoven davranışı ile bizlere, hayatı kendimizden başkaları için de güzelleştirdiğimiz, iyileştirdiğimiz kadar insanız gerçeğini yüzümüze çarpmaktadır.

Hayvanlar da en az ağaçlar, yıldızlar ve insanlar kadar

bu evrenin çocukları ve burada olmaya hakları var.

 

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.