Çağlayan'daki o eski bayramlar, "tarihin ruhuydu!"

loading
10 Ağustos, Pazartesi
£

9.51

8.58

$

7.28

BİRAZ AYDINLIK

Mert Mapolar, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert Mapolar, C.Ht.
A- A A+

Çağlayan'daki o eski bayramlar, "tarihin ruhuydu!"

Her ülkenin inancına göre şekillenen, sevgiyi, birlik ve beraberliği artıran günlerdir bayramlar. Geçmişten günümüze Kıbrıs Türk Halkı için de bayramlar önemli kutsal günlerden biri olarak kabul görmüştür. Dargınların barıştıkları, insanların bir araya geldikleri, iletişim kurdukları, sosyal ilişkilerin güçlendiği, heyecanlı ve sevinçli günler olmuştur hep bayramlar... Bu haftaki yazımızın konusu da bayrama özel yazılmıştır... Öncelikle, Kurban Bayramınızı sevdiklerinizle beraber, huzur ve sağlık içinde geçirmenizi diliyorum...

Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle, insanların çevreleri ile iletişimin azaldığı, yalnızlaştığı bir dünya yaratılmış güzelim adada... Sosyal bir toplum olarak, bu değerlerimizden uzaklaşmaya başladık ve bundan dolayıdır ki yaşı ilerlemiş olan toplumumuzdaki çoğu ada insanı, o eski Lefkoşa'da, özellikle "Çağlayan"da düzenlenen, en güzel kıyafetlerini giyip gittikleri, o güzelim bayram ruhunu ve dayanışmasını özlem duyarak daha fazla arıyor... Artık çocuklar bayram için alınan ayakkabılarını arife gecesi koymuyor yatağının önüne... Artık yeni giysiler sabah kalkar kalkmaz görülecek yere asılmıyor da... Ve artık hiç kimse güneşin ilk doğuşuyla, yataklarından kalkıp da bayram coşkusu ile karşılamıyor o özel günü!.. Atlı karıncalar da, çocuklara zevk ve heyecan vermiyor artık... Ama insanımız küçük şeylerden de mutlu olmasını bilirdi bir zamanlar bu adada... O dönemde, “Çağlayan”da "Budak Pastanesi"nde yediğiniz dondurmanın, ekmek kadayıfının, babamın işlettiği "Çulluk"dan aldığınız ızgara tavuğun tadı unutulmadı... Kimisi kapandı artık orada değil ama "Çağlayan" artık o eski "Çağlayan" değil! Hisar üstünden okaliptüs ağaçlarının altından yürüyerek geçtiğinizde de o serin yaz akşamlarının serin havasını hissedemiyorsunuz şimdi... Neden her şey değişti?.. "Tadı tuzu kalmadı hiçbir şeyin artık, nerede o eski Lefkoşa bayramları?.." diyor hep birlikte o dönemi yaşayan insanımız... Hep bir ağızdan "Hisar üstündeki bayram yerine tek bir kez daha gidebilseydim keşke şimdi" diyenler çoğunlukta...

Lefkoşa'da “Çağlayan”da, çocukken gittiğim, babamın dükkânı olan "Çulluk"un hemen yanında, Resa'nın "Budak Pastanesi"nin girişinde tam karşıda duvarda duran koskocaman o nostaljik siyah beyaz, çok şey anlatan, suskun fotoğrafı hiç unutmadım! O fotoğraf ne miydi? Kıbrıs Türk Halkının o dönemdeki gelişmişliğinin, modern olmanın, dayanışmanın ve güzelliğin en tarihi siyah beyaz fotoğrafıydı. Yani "tarihin ruhuydu" o fotoğraf! Çok eskiden “Çağlayan”da bir bayram sırasında çekilmiş, büyütülmüş ve duvara asılmıştı. Kıbrıs Türk halkını yansıtan en güzel, en anlamlı fotoğraftı; kızların yüzleri, dudakları makyajdan parlıyor, en güzel giysileri ile orada, yürüyorlar... Erkeklerin de saçları parlıyor, belli ki briyantinli, geriye yatmış saçları, takım elbiseli ve kimisi yürüyor, kimisi de bisikleti ile etrafta dolanıp duruyor... Okaliptüs ağaçlarından, yere düşen kapsülümsü tohumlardan, "yüksük" yapıp oynayan küçük, bayram kıyafetli çocuklar var bu fotoğrafta... Devasal bir mutluluk tablosu, yüzlerin hepsi gülüyor... Ve şimdi rüzgarın dağıttığı, bulutlar gibiyiz her birimiz bu ülkede...

Bayramlar "hayaller ülkesine yelken açmak" gibiydi o zaman... Bunun hazzını duyabilmekti ruhunda... "Umudunu kesme sakın yurdundan..." sakın terk etme bu adayı. Sen gidersen, ben gidersem kim kutlayacak o bayramları, "her şeye değer" dediğimiz yıllardaki gibi kutladığımız "o özel ve anlamlı bayramları..." sakın haksızlık yapma kendine, "hayat her şeye rağmen yaşamaya değer" severek ve sevilerek. Acılar, özlemler ruhumuzu daha da güçlendirir, bizi birleştirir, "Bir" yapar. Şimdi buna toplum olarak daha fazla ihtiyacımız var. İşte bayramlar bize bunu hatırlatır... Bunun içindir ki o fotoğraf, "tarihin ruhu"dur... O hep yaşar... Zihinlerde yaşar, içimizde yaşar, ruhumuzda yaşar... Bize düşen görev, o tarihi ruhu yaşatmaktır...

Bu tarihin ruhuna sahip olan o siyah beyaz fotoğraf ile "Çağlayan"daki o eski bayramlar bize ve toplumumuza çok şey hatırlatır. Geniş bir ailenin bireyi olduğumuzu bize derinlemesine hissettirir... Zorluklara karşı direnç kazanmamızı, vefa ve fâni olma duygusunu hatırlatır, kıskançlık, bencillik, hırs, düşmanlık ve çekememezlik gibi yıpratıcı olumsuz duyguların erozyona uğratabileceğimizi hatırlatır, herkesin merhametli, anlayışlı, sevecen olabileceğini hatırlatır, ihtiyaç duyulan kardeşlik ve barış havasını hatırlatır, insanların dostluklarının güçlendiğini, birbirleri ile kaynaştığını, sosyal ilişkilerin ve yardımlaşmanın önemini hatırlatır, yalnız olmadığımızı hatırlatır, insan doğasının ve ruhunun güçlendiğini hatırlatır, yaşama sevincini hatırlatır, tebessüme yol açar ve tüm olumlu enerjisi ile, bununla dolduğunuzu hatırlarsınız, evinizin havasını değiştirir, bulunduğunuz ortamdan keyif almanızı hatırlatır, manevi bir huzurun, içinizden geldiğini hissedersiniz her yönü ile derinlemesine... O eski "Çağlayan" bayramları bize hep bunları hatırlatır... Bugünün büyükleri, o dönemin gençleri ve çocukları bunu çok iyi hatırlarlar...

Peki şimdi değişen ne? 

Aslında bayramların, bir şey olduğu yok... Aslında sen "yaşlanıyorsun" sadece o... Yaşlandıkça dilinin tat alma duyusunu kaybettiğin gibi, ruhundakileri de kaybediyorsun fazlasıyla... Buna müsaade etme! Sakın yılları, bayramları suçlama... Değişim zamanında yaşıyoruz. Yine de neredeyse aynı kalan bir şey var: "tarihin ruhu..." Bayram neşesi ve coşkusu devam ediyor... Tek hatırlamamız gereken şey, bayramların ruhunu hatırlayabilmek ve hayata sarılmak, tıpkı “Çağlayan”daki o eski bayramlardaki, "tarihin ruhuyla!"

Her gününüzü bayram coşkusu ve neşesi ile, bayram gibi geçirin, hayattaki mutluluğun ve huzurun en büyük "sırrı" bu! En azından bunu yaşam felsefesi yapın! Hayat her şeye rağmen yaşamaya değer! Bayramlar gibi...

Bayram coşkusu ve neşesi içimizde devam etmeli... Tıpkı o özlem duyulan "Çağlayan"daki bayramlar gibi... Onun ruhunu hatırlayabilmek ve hayata sarılmak... Bayramların kokusuna ve seslerine direnmeyin, kendinizi buna serbest bırakın... Geleneklerinizi başkalarının aracılığı ile öğrenmeyin, içinizde yaşayın ve yaşatın, gün gelir onlara bu şekilde daha fazla ihtiyacınız olur...

Her yeni güne, şükran duyguları ile, hayata pozitif bakabileceğiniz, olumlu enerji ile ruhunuzu güçlendireceğiniz ve iyi düşünce gücünün, ruhunuzun tek gıdası olduğunu hatırlayarak uyanın. Bayramların ruhunuza, bedeninize ve zihninize kattığı, "rahatlamayı" hatırlayın! O size yaşama, başarma, mutlu olma gücünü ve motivasyonunu verecektir.

Herkese iyi bayramlar...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.