BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Güney Kıbrıs'ın psikolojik diplomasi atağı!

Yayın Tarihi: 27/11/20 07:00
okuma süresi: 11 dak.
A- A A+

KKTC, hükûmet kurmak için girdiği karanlık tünelden çıkmayı beklerken, Güney Kıbrıs, çok uluslu psikolojik güç toplamayı ve artırmayı sürdürmektedir...

Şimdi KKTC'ye biraz da dışarıdan içeriye doğru farklı açılardan bakıp, önemli bazı konulara dikkat çekerek, bireysel ve toplumsal farkındalığımızı artıralım...

İlk önce Güney Kıbrıs’tan bakalım. Örneğin, en son olarak pazar günü, Slovakya Dışişleri ve Avrupa Bakanı sayın İvan Korcok'u ağırlayan Güney Kıbrıs, pazartesi günü de Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides ile görüşmeler gerçekleştirdi...Yapılan görüşmelerin odak noktasında; Türkiye'nin KKTC ilişkileri ve girişimleri, Maraş'taki gelişmeler, Doğu Akdeniz'deki durum ve diğer AB konularında önemli çalışma toplantıları yapıldı... Bakanlık düzeyinde ve her iki ülkenin heyetleri arasında resmî görüşmeler gerçekleştirildi... Kıbrıs ve Slovakya arasındaki ilişkiler, Kıbrıs sorunu ve Türkiye’nin girişimleri dâhil birçok konu detaylı bir şekilde ele alınıp değerlendirildi ve dünyaya her zaman yapıldığı gibi mesajlar verildi...Aslında, Güney Kıbrıs'ın stratejik ve psikolojik taktik olarak sürdürdüğü bu ülkesel görüşmelerin ve çalışmaların temelinde, Kıbrıs sorunu hakkında, ülkeler üzerinde içgüdüsel güç oluşturmak, ülkelerin iradesini değiştirerek, uluslararası güven kazanmayla birlikte yapılan çok uluslu sistematik propagandalar ile sürekli olarak Kıbrıs sorunu hakkında bir sonraki hamlelere hazırlanmaktır... Bir başka deyişle, Güney Kıbrıs, bir tür diplomatik ve gizli manipülatörlüğü, uluslararası alanda çok etkili ve güçlü bir şekilde yapıyor ve son zamanlarda bunun dozajını daha da artırdığını söyleyebiliriz! Yani anlayacağınız Güney Kıbrıs, geleneksel uluslararası ilişkilerden, KKTC’nin içinde bulunduğu toplumsal huzursuzluklardan da yararlanılarak, uluslararası psikolojik bir diplomasi gücünü oluşturmaya yönelik yapılanmasını güçlendiriyor... Dışişleri Bakanlıkları, yeni dünya düzenine göre tasarlanmış "Propaganda Bakanlığı" olarak psikolojik çalışmalar yapıyor! Uluslararası diplomasinin yeni bilimsel yöntemleri vakit kaybedilmeden anında uygulanıyor!

Peki KKTC, bu konuların ne kadar farkında? İçimizdeki problemlerden vakit bulup da yeterince dış dünyayı takip edebiliyor muyuz? Bu konular ile ilgili karşı adımlar, bu ilgili ülkelerde zamanında ve yerinde atılabiliyor mu? Bunun cevabı maalesef koskoca bir, "hayır!"dır...

2021 bütçe taslağında KKTC'yi temsil eden 27 farklı temsilciliğe 80 milyon TL'lik bir bütçe ayrılması bekleniyor! Birçok temsilciliğin hiçbir iş yapmadığı yönünde şikayetler artarken, neden Güney Kıbrıs'ın atmış olduğu uluslararası adımlara karşılık gerekli ve yerinde adımları bu temsilcilikler vasıtasıyla atılmıyor? Nerede bunları koordine edecek KKTC'nin Dışişleri bakanlığı?

KKTC'nin 2021 bütçesinde, 3,5 milyar açık beklenirken, Dış temsilciliklerin abartılı alışkanlıkları için neden sürekli kaynak aktarılmasına devam edildi ve ediliyor? Neden bu kaynaklar yerinde kullanılmıyor?

KKTC temsilciliklerinde kayıtlı toplam 39 aracın bulunduğu ve bu araçların 17 adetinin Türkiye’de ve 22 adetinin de yurt dışında bulunduğu söyleniyor ve bu araçların çoğunun "Mercedes" marka olduğuna dikkat çekiliyor! Bunların içinde "Cadillac" ve “Lincoln” marka pahalı araçların bile olduğu iddia ediliyor! Peki bu lüks alışkanlıklar niçin? Biri çıkıp bunun izahını lütfen bu halka yapsın!

Kıbrıs konusunda yaşanan başka bir örnekte ise, geçenlerde Rusya’nın Kıbrıs Büyükelçisi sayın Stanislav Osadchiy, ülkesinin, Türkiye’nin gerek Maraş konusunda gerekse Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde Kıbrıs’a karşı gerçekleştirdiği tahriklerinden duyduğu endişeyi Temsilciler Meclisi Başkanı Adamos Adamou’ya iletmesi olmuştur... Aynı zamanda, Rusya’nın Kıbrıs sorununa BM kararları temelinde çözüm bulunması ilkesine bağlı olduğu güvencesini de dile getirmişti bu görüşmelerde...

Sayın Adamou da, Rusya Federasyonu ile Kıbrıs Cumhuriyeti ve halkları arasındaki güçlü bağlara değinerek, Rusya Federasyonu’nun özellikle BM Güvenlik Konseyi daimî üyesi olarak Kıbrıs sorununa istikrarlı desteği nedeniyle ona teşekkürlerini iletmişti... Rusya Büyükelçisi, ülkesinin Kıbrıs soruna uluslararası hukuk ve BM kararları temelinde çözüm bulunmasına olan desteğini tekrarlayarak, ülkesinin bu hedefin başarılı olması yönünde diyaloğun ve müzakerelerin devamına olan bağlılığının da altını çizmişti...

Aslında tüm bu olanlar, geleneksel uluslararası ilişkilerden ziyade, karşı tarafın, toplumsal huzursuzluk ve istikrarsızlıklardan da yararlanılarak, uluslararası psikolojik bir diplomasi gücünü oluşturmaya yönelik yapılanmaya gidildiğinin en büyük göstergesidir... Bu konular çok iyi gözlenip, analiz edilerek gerekli karşı adımlar yerinde ve zamanında vakit geçirilmeden atılması gerekmektedir... Zaferler böyle kazanılır... Yani, karşı tarafın oluşturduğu, yeni dünya düzenine göre tasarlanmış "Propaganda Bakanlığı" olarak psikolojik çalışmalar yapan "Dışişleri Bakanlığına" karşılık, aynı güçte bir oluşumun da KKTC'de, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde, Dışişleri Bakanlığı ile koordineli bir şekilde ortaya konması hayati derecede önemli ve gereklidir! Kıbrıs konusunda onlarda mevcut olan bitmez tükenmez enerji ve tutkular aynı şekilde KKTC'de de olmalıdır! Zafer bunun ucundadır! Seyirci koltuğundan kalkıp da, sahneye çıkma zamanı çoktan geldi de geçiyor bile! Ulusal bir karşı güç ancak bu şekilde ortaya konabilir! Diğer dünya ülkelerinin kalbi ve zihni ancak bu şekilde kazanılabilir... Tüm enerji ve çabalar bu doğrultuda geliştirilmelidir... Bu ülkeyi yönetenler olarak, ne istediğinizden emin olmanız gereken önemli bir evredeyiz! Yapılacak hataların geriye dönüşü yoktur! Her şeyi Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'ndan bekleyemezsiniz!

Halka, düzensizliğin ve sistemsizliğin bedeli ödetilmemeli! En basitinden, bu konularda bir adım öteye gitmek için yapacaklarınızı halkla paylaşın! Örnekler vererek açıklayın! Halk bunları sizden duymak istiyor! Nereye gittiğini bilmek istiyor! Ülke içerisinde yaşanılanlar ile gelecek endişelerinin, halkın üzerinde yarattığı baskı artmaktadır! Halk aydınlatılmayı bekliyor!

İngiltere'nin en son yaptığı Maraş konusundaki, özellikle 550 (1984) ve 789 (1992) olmak üzere çeşitli Güvenlik Konseyi kararlarını güçlü biçimde desteklemeye devam etmekte olduğunu vurgulayarak, açıklamalar yaparak aciliyet bakımından Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme ulaşılmasının öneminin altı çizilmiştir... Bu doğrultuda önümüzdeki günlerde Kıbrıs konusunda önemli açılımlar olması beklenmektedir...

Diplomatik kaynaklara göre, BM Genel Sekreteri’nin özel danışmanı Bayan Jane Holl Lute’nin, 30 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında adaya gelmesi bekleniyor... Bunlar için bizde ne tür hazırlıklar yapılıyor?

Kıbrıs Türk siyasi arenasındaki bazı liderlerin yıldızı parlarken, bazılarınki sönüyor... Herkes birbirini sırtından bıçaklıyor, herkes yer kapmak için yarışa giriyor... Bazısı, iradeye yapılan müdahaleler ile yükseliş kaydediyor... Bazısı rakiplerle ve içindeki kötülüklerle savaşıyor... Çuvaldaki kediler misali durmaksızın kapışıyorlar... Çuvalı tutan belli değil! Bu kapışmaların devam etmesine bilerek izin veriliyor... Buna zemin hazırlandıkça, güç mücadeleleri devam ettikçe, her an bu sahneye daha yeni ve daha tehlikeli oyuncular da girebilir ve bu acımasız ve kurnaz karakterler, gizliden gizliye hepsinin kuyusunu da kazabilir...

Bu toplum bile bile yok oluşa doğru sürüklenmemeli!

Peki tüm bunlar olurken, ülke yöneticileri olarak sizler, iç meselelerin sorunlarından, hükûmet krizlerinden, kişisel güç savaşlarından, komplocu zihniyetlerden, makam peşinde koşan beyin takımlarından, sıyrılıp da Kıbrıs Türk halkının gerçek sorunlarına, ülkenin geleceğine ve vizyonuna yeterince odaklanabildiğinize inanıyor musunuz? Cesurca yeni fikirler üretebiliyor musunuz? Bunun cevabını kaçınız verebiliyor?

Unutmayın! Karışıklıklardan, huzursuzluklardan beslenen her zaman birileri vardır... Birbirinizi yemeden, birbirinizi yok etmeden bunun farkına varın!

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.