BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

KKTC'de 'Turizm ve Seyahat Acenteleri' hayatta kalabilecek mi?

Yayın Tarihi: 26/02/21 07:00
okuma süresi: 16 dak.
A- A A+

Seyahat endüstrisi, COVID-19 salgını nedeniyle dünyada yok olma noktası ile karşı karşıya! Ülkeler hâlâ ölümcül virüsle aktif olarak savaşırken, bir taraftan da bu endüstriyi yeniden inşa etmek ve krizden çıkarmak için var güçleri ile çalışmaktadır...

Dünyada ve dolayısıyla ülkemizde de seyahat endüstrisi için kurtarma sürecinin oldukça karmaşık ve uzun olacağına kesin gözle bakılıyor. Dünyada bu konuda kurtarma ve iyileştirme planları oluşturulurken, ülkemizde de bu bilinçle dünya çok yakından takip edilerek, bir projeksiyon oluşturarak, dünya ile aynı dili konuşan sektörel projeler zaman kaybetmeden, acilen hemen ortaya konmalıdır...

Dünyada seyahat endüstrisinin ayakta kalması için ülkeler, rahatlatma adına ihtiyaç duyulan desteği sürdürme kararı alarak, turizm ve seyahat acentelerine katkılarını sürdürmektedir. Pandemi ile birlikte turizm endüstrisinin en çok etkilenen ve çoğu zaman da ülkemizde daha az görünür sektörlerden biri konumunda olan KKTC'nin turizm ve seyahat acenteleri sektörü, oldukça zor günler yaşıyor ve hükûmet desteğinin her yönden artırılıp, kesintisiz sürdürülmesi gerekiyor... Bunun için, dünyada uygulanmakta olan çeşitli hibe ve destek programlarının benzerlerinin ülkemizde de oluşturulması hayati derecede önem teşkil etmektedir. Aksi taktirde bu sektör tamamen yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır... Dünyada bu sektörün pandemi ile birlikte yaşadığı sorunları çok iyi bilinmesinden dolayı, seyahat kısıtlamaları devam ettiği sürece, ülkeler de bu doğrultuda "destek programlarını" çeşitlendirme ve artırma kararı alarak, sektörün ayakta kalmasına yönelik özel çalışmalar yapıyor...

Dünyada, COVID-19 nedeniyle, 2019'a kıyasla, her 10 seyahat acentesinden dokuzunda iş geliri en az %75 azalmış ve 2020 ile birlikte de seyahat acentelerinde çalışan personellerin en az yarısından fazlası işten çıkarılmıştır! Dünyada seyahat endüstrisi, sektörel lobicilik faaliyetlerini artırarak tek ses olma yoluna gitmektedir. KKTC'de de seyahat sektörü, bu konulardaki gelişmeleri çok yakından takip ederek, gerekli girişimleri, zaman kaybetmeden, sektör yok olmadan, kendi içinde ve dışında, birlikte hareket ederek, tek ses olarak kararlılıkla başlatmalıdır... Aksi taktirde seyahat ekosistemi, gölgede kısır döngü içerisinde, küçülerek, ortadan yok olma noktasına gelecektir!

Avrupa'da faaliyet gösteren seyahat acenteleri 2020 yılında yaklaşık %70-80 kaybetti ve Rusya ile Doğu Avrupa seyahat acenteleri de yaklaşık en az % 70 kaybetti... Yani her gün size yüz müşteriniz geliyorken birdenbire müşteri sayınız yirmi müşteriye kadar düşüyor, bu da genel giderleri karşılamak için yeterli değildir! Dünyada olduğu gibi KKTC'de "Turizm ve Seyahat Acentelerinin" durumu oldukça ciddi! Dünyadaki seyahat kısıtlamalarının devam etmesi halinde, sektördeki çoğu kişi bu sektöre tekrardan geri dönemeyeceği ortadadır! Sektörel durum ülkemiz açısından da oldukça korkunç boyuttadır...

Örneğin dünyanın süper gücü Amerika'da, dünya çapında çok önemli bir prestije sahip olan Amerikan Seyahat Danışmanları Birliği’nin (ASTA - American Society of Travel Advisors) dünyanın en büyük seyahat uzmanları örgütünün, büyük ve geniş çapta yaptırmış olduğu anketten çıkan en önemli birkaç sonucu sizlerle paylaşayım; Dünyadaki seyahat sektöründe ortalama %82'lik genel bir gelir kaybının yaşanıyor olduğu ve dünyada önümüzdeki günlerde destek programları devam etse bile, seyahat acentelerinin %70'den fazlasının altı ay içinde iflas ederek, %85'inin önümüzdeki 12 ayın ötesine geçemeyeceği yönünde önemli tespitleri vardır...

Amerika'da yaklaşık 130.000 seyahat acentesi var ve dünyadaki seyahat kısıtlamaları ile öngörülmeyen gelişmelerin devam etmesi halinde ortaya çıkacak olan tablo, aynen yukarıda bahsettiğim anketten çıkan sonuç olacaktır... Ülkemizde de karşılaşılacak tablonun buna benzeyeceği kesindir! Seyahat endüstrisinin Washington, DC'de yapmış olduğu etkili lobicilik çalışmalarına rağmen sektör, dünyaya endeksli olduğu için istenilen gelişme bu süreç içerisinde gerçekleştirilemiyor! Pandemi sürecinde ortaya çıkan yıkım nedeniyle iptaller konusundaki sorunlar, halen daha dünyada ve de ülkemizde tam olarak çözülmüş değildir... Dünyadaki otelcilik endüstrisinin, seyahat endüstrisine yüksek düzeyde destek verdiği gözlenmekte olmasına rağmen, seyahat sektöründe ortaya çıkan yok oluş sürmektedir... Bu doğrultuda, Test edilenlerin ve/veya aşılananların kontrollü bir sistem dahilinde seyahat faaliyetlerine yeniden başlanmasına izin vermek için, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'ne (IATA - International Air Transport Association) talepler sürekli iletilmektedir... Bu konularda ortaya çıkan henüz bir karar ya da sonuç yoktur...

Seyahat acenteleri yönünden ortaya çıkan tek olumlu nokta ise, dünyadaki destinasyonlar ile ilgili seyahat protokollerinin sürekli değişmesinden, seyahat edecek kişilerin bu konular ile ilgili güncel bilgileri almak için seyahat acentelerini aramasıdır! Bu konuda çalışmalar yapılarak, seyahat danışmanlığı ve satış konularının birlikte yürütülerek seyahat acentelerinin mevcudiyetinin önemi artırılabilir. Bu konuda da dünyada olduğu gibi ülkemizde de sektör için bazı stratejiler geliştirilebilir. Unutmayınız! İnsanlar iptal durumları karşısında muhatap olacakları bir internet sitesi yerine, bir acenteyle rezervasyon yapmanın daha güvenli olacağından, güven faktörü yönünden seyahat acentelerinin mevcudiyeti, önemli bir rol oynayabilir! Sektörel hayatta kalma güdüsünü bu doğrultuda yapılandırmanız gerekiyor...

Üzerinde durulması ve dikkat edilmesi gereken bir başka durum ise, pandemi süresince insanların interneti daha fazla kullandığı ve online işlem alışkanlığının daha fazla geliştiğidir. Bu da şu demektir; pandemi sonrasında seyahat acentelerine fiziki yani bina olarak ihtiyaç olup olmayacağı sorusu akla gelmektedir çünkü, dünyadaki tüm insanların tüketici alışkanlıklarında, çok önemli davranış değişiklikleri olmuştur bunu da göz ardı edemezsiniz...

Amerika merkezli uluslararası kuruluş olan ASTA'nın dünya tüketicilerine yönelik yaptırdığı bir başka araştırmaya göre, seyahat edeceklerin yüzde 60'ının, gelecekte seyahat etmenin daha karmaşık bir hal alacağına inanıyor! Bu da göz ardı etmemeniz gereken bir başka önemli konudur...

Peki dünyadaki seyahat endüstrisinde meydana gelen tüm bu olumsuz değişimler karşısında  KKTC'de Turizm ve Seyahat acenteleri hayatta kalabilecek mi? Üzerinde durulması gereken en önemli sektörel konulardan biri de budur!

Ülkemizde ne yazık ki, Kıbrıs Türk turizm endüstrisinde seyahat acenteleri görünür değilken, oteller daha görünür durumdadır! Seyahat acenteleri olarak içsel güç oluşturarak, bu konuda gerekli sektörel lobicilik çalışması hemen yapılmaya başlanmalıdır! "Kıbrıs Türk Turizm ve Seyahat Acenteleri" hafife alınmamalıdır! Birlikte güç oluşturmalı, her kafadan bir ses çıkmamalıdır! Sektörel etki ortaya konmalıdır...

Ülkemizde nedense, otel işletmecilerinin görüşlerine başvururken, seyahat acenteleri pek dikkate alınmaz, düşüncesi sorulmaz, bu da turizmin sadece otellerden oluştuğu izlenimini yaratır... Yani dünyada bir benzeri olmayan böyle çarpık bir resmin de ülkemizde hiç kimseye fayda sağlamayacağı kesindir. Oysa camia içerisinde çok önemli bilgi ve tecrübelere sahip kişiler de vardır... Bu kişileri görmezlikten gelemezsiniz!

Unutmayınız! Birleşmek; başlangıçtır, birliği sürdürmek; gelişmektir ve birlikte çalışmak; başarıdır...

Pandemi süresince dünya çapında tatile çıkan kişilerin %90'ı kendi ülkelerinde mevcut olan bir seyahat acentesinin "paket turu" ile seyahatini gerçekleştirmiştir. Korku ve endişelerin yükseldiği pandemi döneminde turist, her zaman muhatap alacağı bir oluşum ile hareket etmek ister. Bu da paket turlarına olan talebi yükseltebilir... Şu an KKTC'de turizm ve seyahat acenteleri, ilk başladıkları dönemdeki, ofislerini yeni açtıkları durumlarına, geri dönmüşlerdir, "sıfır noktasına"... Yani anlayacağınız dünyada seyahat kısıtlamalarının ortadan kaldırılması ile birlikte, hayatta kalacakların tamamına yakını, sıfırdan faaliyetlerine başlayacaktır. Şu an yüzlerce çalışan acente yetkilisi geçim sıkıntısı yaşıyor... Sektörel belirsizlik tüm dünyada sürüyor ve Kıbrıslı Türk turizmcisinin de karşısında koskoca bir kara delik görünümündedir!

Şunu söyleyebiliriz ki, ülkemizde ve dünyada turizm sektörü 30 yıl öncesine geriledi ve bir yıl sonra da eski haline kesinlikle ulaşamaz! Bunun için onlarca yıl gerekebilir! Pandeminin, dünya turizminde yarattığı depremin farkındalığına vararak, el birliği ile bu sektörün ayağa kaldırılması ve yeniden inşa edilmesine başlanmalıdır...

Unutmayınız! Her bitiş, yeniden başlamak için iyi bir nedendir... Her yeni başlangıç da, yeni bir umudu ve fırsatları beraberinde getirecektir, bazen bunun için hayatta kalmaya değer olduğunun farkındalığına varılmalıdır...

Dünya Turizm Örgütü (UNWTO - World Tourism Organization) uzmanları, 2020 yılında turizm sektöründe turist kaybının en az %70, gelir kaybının ise 1 trilyon doları aştığını vurgularken, en erken geriye dönüşün 2022'de gerçekleşeceği üzerinde duruyorlar... Anlaşılan en kritik ayakta kalma ve hayatta kalma gücü, içinde bulunduğumuz bu yıl olacak ve bu yılı atlatabilenler, ve dünyada da her şey yolunda giderse, ancak en erken 2022 yılının yaz döneminde seyahat sektöründe ayağa kalkma başlanacaktır! Bu tarihe kadar seyahat sektörü, hayatta kalmanın yollarını içinde ve dışında bulması gerekecek!

Turizm tarihinin en büyük felaketini yaşandığı 2020 kaybedilen yıl olduğu gibi, 2021 yılı da aynı şekilde kaybedileceğine kesin gözle bakan dünya, 2022 yılı turizmine hazırlanıyor! Önümüzdeki bu dönemde dünyayı, kıran kırana bir rekabet bekliyor! Bu noktadan çıkarım yapmalı ve ülkemizde de turizme bu doğrultuda dünya perspektifinden bakılarak turizm stratejileri ve politikalar geliştirilmelidir. Yani anlayacağınız, ülkemizde politik söylemlerle ortaya konulan "turizmi, nisan ayında açıyoruz" söylemlerinin altı kesinlikle boştur! Hiçbir şekilde tutar yanı ve ön çalışması yoktur! İçi boş vaatlerle sektöre umut pompalamak sağlıklı düşünmeyi ve doğru plan yapmayı engelleyebilir! Bu konuda siyasetçilerin çok dikkatli olması gerekmektedir... Bu aşamada doğru yol haritası çizmek, çok daha önemli ve hayati olacaktır!

Hedeflenmesi gereken yıl; 2022 yılıdır ve dünya turizmi, kıran kırana bu yıla hazırlanıyor, stratejiler geliştiriyorlar, planlamalar yapıyorlar! Böylesine dehşet yıkımın ardından turizm sektöründe yükselen bir yıldız olarak, ülkesel payımızı almak zorunda olduğumuzun farkındalığına varılması gerekmektedir. Peki KKTC hükûmeti, ülkemizde bu doğrultuda ne tür turizm planlamaları ve stratejiler geliştiriyor? Hangi pazarlara yönelik çalışmalar başlatıldı? Turizm bakanlığı oturmuş neyi bekliyor? Oturup sektörle birlikte niye stratejiler geliştirmiyor? Bu adımlar hemen acilen atılmalıdır. Dünya bu konuda çok fazla yol alıyor!

Unutmayınız! Rüzgarın yönünü tayin edemeyiz ama geminin yönünü değiştirebiliriz...

Dünyada tüm zorluklara rağmen tatil yapmak isteyen çok sayıda turistin olduğu da unutulmamalıdır... Bunun doğru bir strateji ile pazarlanması önemlidir. Örneğin, pandemi dönemde Türkiye'de Antalya'ya en fazla turist gönderen ilk beş ülkenin ilk sırasında Rusya var. İkinci sırasında Ukranya var. Üçüncü sırasında Almanya var. Dördüncü sırada İngiltere ve beşinci sırada da Polanya var. Antalya'nın turist portföyünü incelemek, ülkemizdeki turizmi geliştirme açısından önemli bir anahtar görevi üstlenecektir... Pandemi süresince Türkiye'ye en fazla turist daha doğu ülkelerinden gelmesi, KKTC'ye de bu bölgelerden turist getirme yeteneğini artırabileceğini göstermektedir... Dünyada turist psikolojisini incelediğimizde, Avrupa ülke turistlerinin genel kaygı seviyeleri yüksek olduğu için, krizlerden daha fazla etkilenebiliyor, korku ve güvensizlik gibi olumsuzluk duyguları daha fazla olduğundan, hedef pazar stratejileri olarak daha doğu ülkelerde tanıtma ve pazarlama çalışmaları yapmak çok daha sonuç odaklı ve akıllıca olacaktır... Sahnedeki aktörler iyi analiz edilerek, hedef ve sonuç odaklı çalışmalar yapmak, başarı oranını yükseltecektir. Hükûmetin sektörle oturup, stratejiler ve planlamalar geliştirmelidir! Bunu hemen şimdi yapmalıdır!

Sektörel olarak kısır döngü tartışmalar içerisinde bir noktaya varamazsınız! Gereksiz yere enerjinizi tüketir, motivasyonunuz ortadan kalkar, odaklanamaz ve bundan dolayı da sektör olarak fırsatları göremezsiniz!

İçinizde, olumlu olumsuz neyi besliyorsanız, zamanla o sizi, ya tamamlayacak ya da tüketecektir. Olumlu ve farklı bakış açılarını büyütmeniz gerekiyor... Bakış açısını değiştiren kişi, kendini de değiştirmeye hazır olduğunu gösterir... Herkes aynı şeyi düşünmüyorsa, aslında hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir... Bu da ortada ciddi bir birliktelik ve iletişim sorunun olduğunu gösterir... Çözmek için bunun farkındalığına varın!

Yapmanız gereken, dünyaya kuş bakışı bakmak için kendinizi eğitmek, böylece her şeyin ne kadar küçük ve önemsiz olduğunu göreceksiniz...

Her şeye kendi pencerenizden bakıp, manzarasızlığı şikayet ettiniz yıllarca... Şimdi herkesin bakmadığı yönde bakın dünyaya... Mesleki olarak da, farklı yönlerden bakmaya çalışın sektörünüze...

Unutmayınız! Mutluluk yaşadığınız hayat tarzında değil, hayata bakış tarzınızdadır... Düşünme biçiminizdedir... Sektörel bakış tarzınızı yeni dünya düzenine göre değiştiriniz... O zaman mesleki olarak hayatta kalma şansı kazanabilirsiniz...

İki şey ,sizi milyonlarca insandan ayırır; 1. Problemin değil, çözümün parçası olmak, 2. Hayata ve her şeye özgün bir bakış açısıyla bakabilmek, iş hayatına da böyle bakabilmeyi başarabilmektir aslında...

Eğer hayata bakış açınızı yükseltir ve güçlendirirseniz neler kaçırdığınızı da görürsünüz... Unutmayınız! Bir şeyler hep zorluklar aşıldıktan sonra ortaya çıkar...

Bazen gerçeği görmek için dışarıdan bakan yeni bir göz gerekebilir!

Her çağda dünyayı yepyeni bir bakış açısıyla değerlendirin, her zaman bir dönüm noktası olduğunu göreceksiniz...

Ve şunu da asla unutmayınız! "Ağacı seyreden, ormanı göremez!" Bu sizin sektörel hayatta kalma farkındalığınız olsun...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları