BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Geçmişin yıkıntıları, bugünün uyarılarıdır!

Yayın Tarihi: 12/03/21 07:00
okuma süresi: 11 dak.
A- A A+

Tarih, bir bilimdir. Orada da ruh ve düşünce, tenkit, yöntemler vardır ve bunu tarihin karanlık sayfalarından çıkarmaya çalışmak bazen beraberinde yeni yıkımları ve yeni yok oluşları getirir...

Nazi Partisi lideri Adolf Hitler tarafından 1925 yılında yazılan "Mücadelem" (Mein Kampf) otobiyografik manifestoda söyledikleri dikkat çekicidir! “Bir halkı kontrol altına almanın ve onları tamamen kontrol etmenin en iyi yolu, her seferinde özgürlüklerinden biraz yararlanmak, binlerce küçük ve neredeyse fark edilemeyecek azaltma ile hakları aşındırmaktır. Böylelikle insanlar bu değişikliklerin geri döndürülemeyeceği noktayı geçene kadar, bu hak ve özgürlüklerin kaldırıldığını görmeyeceklerdir..."

Bugün sizlere, bir bilinçaltı davranış bilimci olarak, tarihte propaganda ve sansürü en iyi kullanan, Nazilerin bunu nasıl kullandıkları ve başardıkları ile ilgili tarihsel bir gerçeği, çok özet bir şekilde ders alınması ve farkındalık oluşturulması için paylaşıyorum ki, aydınlık ile karanlık arasındaki fark, daha iyi algılanabilsin...

Şimdi arkanıza yaslanın ve bu tarihi yolculuğa çıkarak, yazımı dikkatli bir şekilde okurken, elde edeceğiniz çıkarımlar ve sonuçlar üzerinde odaklanarak, düşünün... Herkes bu yazıda kendi cevabını ve kendi gerçeğini bulacaktır...

Naziler, Almanların Nazi diktatörlüğünü desteklemesini ve Nazi fikirlerine inanmasını istiyorlardı. Bu amaca ulaşmak için, sosyal psikolojiden, tarihsel belleğe kadar farklı teknikler ile, sansür ve propaganda yoluyla iletişim biçimlerini kontrol etmeye çalıştılar... Yavaş, sessiz ve derinden yürütülen bu devasal proje, gazetelerin, dergilerin, kitapların, sanatın, tiyatronun, müziğin, filmlerin, kültürün ve radyonun kontrolünü içeriyordu...

Alman anayasası ile güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğü, Naziler'in, 1933'te iktidara gelmesiyle, yapmış oldukları kararnameler, yasa ve uygulamalar ile sessizce ve derinden yavaş yavaş, sistematik olarak bu medeni haklar kaldırılarak, yaşamları kontrol altına alarak, Alman demokrasisini tamamen ortadan kaldırma yoluna gitmişlerdir...

1934'ten itibaren Nazi hükûmetini eleştirmek suç oldu. Hitler hakkında bir şaka bile söylemek ihanet sayılıyordu. Nazi Almanyası'nda insanlar her istediklerini söyleyemez ve yazamazlardı...

Naziler yönetimindeki sansür örnekleri, şunları içermekteydi:

  1. Nazi karşıtı gazetelerin kapatılması veya devralınması. 
  2. Gazetelerde, radyoda ve haber filmlerinde çıkan haberlerin kontrol edilmesi.
  3. Nazilerin Alman olmayan olarak sınıflandırdığı kitapları yasaklanması ve yakılması.
  4. II. Dünya Savaşı sırasında askerlerin evlerine neler yazdıklarının kontrol edilmesi.

Peki Naziler nasıl iletişimi bu kadar etkili bir silah olarak kullanarak, bir ülkeyi istedikleri şekilde yeniden yarattılar ve bu kadar insanı etkilediler? Naziler, fikirlerini ve inançlarını yaymak için psikolojik "propaganda" tekniklerini kullandılar. Nazi rejimi, Mart 1933'ten itibaren psikolojik propaganda çalışmalarını "Joseph Goebbels" liderliğindeki yeni bir bakanlıkta merkezileştirmeye çalıştı. Bu bakanlığa "Reich Aydınlanma ve Propaganda Bakanlığı" adı verildi...

Naziler, Nazi fikirlerini yaymak için çeşitli propaganda araçlarını ve kanallarını kullandılar. Nazilerin yönetimindeki en önemli propaganda örnekleri şunları içeriyordu:

  1. Kartpostallarda, posterlerde ve basında kendi imajını kullanarak Adolf Hitler'i yüceltmek. 
  2. Dergilerde, filmlerde, çizgi filmlerde ve diğer medyalarda Yahudiler hakkında olumsuz imajlar ve fikirler yaymak.
  3. Daha fazla Almanın Nazi fikirlerini ve haberlerini dinleyebilmesi için radyoların satış fiyatını daha uygun hale getirmek.
  4. Nazi konuşmalarını radyoda ve halka açık hoparlörlerde yayınlamak.
  5. Büyük ve kutlama amaçlı Nazi Partisi mitingleri düzenlemek.
  6. “Hitler Gençliği” ve “Alman Kızları Birliği” gibi Nazi ideallerini besleyen gruplar oluşturmak.
  7. Büyük ve gösterişli binalar inşa etmek.

Peki propaganda ve sansür birlikte nasıl işlendi? Bu konuda "Ders kitapları", Nazi rejiminde propaganda ve sansürün birlikte nasıl çalıştığına dair güzel bir örnektir. Naziler, öğrencilerin okulda okuduklarını kontrol altına almak için, hem propaganda hem de sansür kullandı. Nazi sansürcüleri bazı ders kitaplarını sınıflardan kaldırdı. Yeni ders kitapları, öğrencilere Nazi Partisine itaat etmeyi, Hitler'i sevmeyi ve Yahudilerden nefret etmeyi öğretti! Hitler Gençlik Hareketi, Nazi Partisi'nin ideolojisinin ve geleceğe yönelik planının en önemli parçasıydı...

Sosyal psikolojik etkili önemli tarihi olaylardan bazı örnekler ise şunlardır:

10 Mayıs 1933, Nazi kitap yakma etkinliği; 1933 baharında, Nazi üniversitesi öğrenci örgütleri, profesörler ve kütüphaneciler, Alman olmadığını düşündükleri uzun kitap listelerini bir araya getirmişlerdi. Bu listeler Yahudi yazarların yazdığı kitapları içeriyordu. Ayrıca, fikirleri Nazi idealleriyle çelişen Yahudi olmayan yazarların kitapları da vardı. 10 Mayıs 1933 gecesi Naziler, çok büyük bir kitap yakma töreni yapmışlardır. Gece geçit töreninde yürüyerek, ilahiler söyleyerek, toplanan kitapların tamamını büyük şenlik ateşine atarak, o gece 25.000'den fazla kitap yakılmıştır!

28 Mart 1935, "İradenin Zaferi" propaganda filmi galası; Leni Riefenstahl'ın propaganda filmi "İradenin Zaferi"nin galası Berlin'de gerçekleşti. Film, Nürnberg'deki 1934 Nazi Partisi Mitinginde çekilen görüntüleri içeriyordu. Mitingin görüntülerinde; gülümseyen çocuklar, alkışlayan kalabalık ve üniformalı Naziler gösteriliyordu. Burada askerî geçit törenleri ve Adolf Hitler'in de bir konuşması vardı. "İradenin Zaferi" tarihte en kötü şöhretli Nazi propaganda filmlerinden biri olarak tarihe geçmiştir! 

Eylül 1939, Almanların yabancı radyo dinlemesine yasaklama geldi; ikinci Dünya Savaşı 1 Eylül 1939'da başlar. Kısa süre sonra Nazi rejimi yabancı radyo yayınlarını dinlemeyi yasa dışı hale getirir. Bu, Almanların savaş hakkında duydukları bilgileri kontrol etme girişimidir. Nazi rejimi, Almanya dışından gelen haber ve bilgileri bir güvenlik tehdidi olarak görüyor ve Almanların ev radyolarından yabancı yayınlara erişmelerinden endişe duyuyorlardı… Hatta savaşın ilerleyen saatlerinde Nazi rejimi, yabancı radyo istasyonlarını dinledikleri için insanları idam cezasına çarptırma yoluna da gitmişlerdir…

Nazi Partisi'nin ideolojik hırsı artık içte ve dışta insanlığa zarar vermeye başlamıştır... Her şey artık kontrolden çıkmış, devasal bir canavar yaratılmıştı...

Tüm bu yaşanılan kara tarih, geçmişin yıkıntıları, bugünün uyarılarıdır!

Nazi Almanyası, sistematik, bürokratik, devlet destekli zulmü ve baskıları ortaya koyan, kitlesel vahşet potansiyelini, ayrımcılığı, kontrolü gösteren ve öğreten kara bir tarihtir...

Üzerinde düşünmeniz gereken soru; sizce insanlık tarihinin en kanlı dönemlerinden birinde, hırslarına, açgözlülüklerine, hoşgörüsüzlüklerine, egolarına, kızgınlıklarına, nefretlerine, ayrımcılıklarına yenik düşen Nazi Partisi'nin liderinden, dünya liderleri ve insanlık yeterince ders çıkarabildi mi? Kıbrıslı Türkü olarak ya bizler bir ders çıkarabildik mi?

Pek çok farklı gücü bir araya getiren insanlar, dünyaya bu gücün bir yansımasını bir şekilde göstermeyi umuyorlar... Doğaya neredeyse meydan okuyan anıtsal binalar inşa etmek belki de içindeki Tanrı kompleksindeki gücü göstermektir amaçları... Bunlar aynı zamanda bu kişiliklerin dışa yansıyan inanılmaz egolarıdır... Örneğin Adolf Hitler, Roma İmparatorluğu'na hayran kaldı, "Nazi yapıları" olarak adlandırılan en görkemli ve en büyük binalarını bundan esinlenerek inşaa ettirdi...

Marshall Mc Luhan'a ait olan, medya teorisini gerçekten seviyorum. Bu teori tam da bunu ifade ediyor; "mesajın kendisi, ortamdır!" Unutmayınız! Kendi hayatınızı kendiniz tasarlıyorsunuz... Eğer bu tasarımı yapmazsanız, o zaman Hitler gibiler ortaya çıkacak ve sizin yaşam şeklinizi dahi tasarlayacaktır... Hitler, psikolojik kontrol sistemi yaratarak, orta sınıf vatandaşlarını etkilemek istemişti... Farklı yerlere devasal yapılar inşa ettirerek, bunları heykel gibi görenlere; "vay canına" dedirtmekti amacı... "Şu teknolojiye, bu cazibeye bakın, ne kadar güçlü bir ülkeyiz!" Tüm planlar bunlar üzerine kurulmuştu... Aslında tüm uygulamlar, modern bir "zihinsel kontrol" sisteminden başka bir şey değildi...

Bir döneme iz bırakan bu tür siyasi ideoloji zihniyeti çökmüş olsa da, çok acı insanlık dersini dünyaya vermiştir... Tabii bu dersi okuyanlar ve anlayanlar için...

Özgür ve adil toplumları korumak, bölmemek, muhafaza etmek, insani değerleri, kültürü pekiştirmek, toplumsal vicdanı geliştirmek için özellikle liderlik pozisyonunda bulunan herkesin, dikkat etmesi gereken insani özelliklerdir tüm bu değerler... Tarihten ders almak, ders çıkarmak, insanlığı korumak gibi... Peki siz bunların ne kadarını fark edebiliyorsunuz?

Aşırılık yanlısı, ideolojilerin gücü, propaganda, resmî gücün kötüye kullanılması ve grup hedefli nefret, korku, baskı ve şiddet gibi dünyanın dört bir yanındaki, ulusal ve küresel toplumları etkileyen güncel konular hakkındaki düşüncelerinizi, Kıbrıslı Türkler olarak konuşarak, görünür olarak, ortak akılla, toplumsal varolmanızı derinleştirme zamanı gelmedi mi sizce de? O zaman neyi bekliyorsunuz?

Toplumsal kolektif belleğinize şimdi sahip çıkınız!

Unutmayınız! Geçmişin yıkıntıları, bugünün uyarılarıdır!

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları