BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

"Derin devlet!"

Yayın Tarihi: 28/05/21 07:00
okuma süresi: 13 dak.
A- A A+

Derin devlet teorisi ve ortaya çıkan son iddiaların kısaca analizi...

Derin devlet, en basit şekliyle, Anayasanın ortaya koyduğu devlet yapısının dışına çıkılarak oluşturulan, devlet içinde farklı bir devlet yapısını ifade ediyor... Devlet yetkisini şu veya bu biçimde kullanan birey veya kurumların, meşruluğun kırmızı çizgilerinin dışına çıkılarak, şiddet kullanma da dahil bir oluşuma gitmesi olarak tanımlanabiliyor en basit şekliyle "derin devlet"... Bu yapılanma içerisinde olan bireyler veya kurumlar, devleti korumak adına mı yoksa kendilerine çıkar sağlamak için mi bu tür bir oluşuma gittikleri "bilinmiyor!", amaç her ne ise bunun sonuçları yıkıcı, yok edici, bireysel ve toplumsal travmalara neden olabiliyor...

Türkiye'de derin devlet ifadelerini kamuoyuna kullanan ilk devlet adamı, Sayın Bülent Ecevit olmuştur... 16 Eylül 1974'te Giresun'da yapmış olduğu bir konuşmada bu ifadeyi kullanarak, tarihe geçmiştir:

"... 12 Mart sonrası dönemde adı sanı ortaya çıkan ve tedbirlerin ve hatta soruşturmaların hukukiliğine ve insanlığına gölge düşüren Kontrgerilla adlı örgütün, bu resmî görüntülü fakat gayriresmî örgütün niteliği ve amacı üzerindeki örtü kaldırılamamıştır..."

Tarihin farklı dönemlerinde, güç yetkileri, kaynakları ve imkânları "gizlilik" zırhı içerisinde yaşam bulmayı sürdürmüş ve 1996 yılında Türkiye'de ortaya çıkan "susurluk skandalıyla" giderek yaygınlaşan önemli bir kavram olmuştur "derin devlet" konusu...

Ortaya konan en önemli teoriye göre, "derin devletin" tarihte ortaya çıkış noktası, soğuk savaş sırasında, gizli istihbarat ve askerî hareket teşkilatlarının kurulmasına başlanmış, NATO üyesi devletlerde oluşturulan ve merkezi istihbarat teşkilatı tarafından yönetilen ve finanse edilen istihbarat ve silahlı operasyon örgütlerine dayanmakta olduğu iddia edilmiştir...

Son zamanlarda ortaya çıkan gelişmeler adeta fırtına öncesi bir sessizliği andırıyor... Sessizlikten sonra ortaya çıkacak şiddetli fırtınalara, hazır olunuz!

Günümüzde son iddialar ile, gündeme gelen "derin devlet" kavramında kullanılan ifadeler ve KKTC'yi de etkisi altına alan deprem, düşündürücü ve bir o kadar da tehlikenin boyutlarını ortaya koyuyor... İddia eden kişinin kullandığı ifadeleri aynen ağzından çıktığı gibi orijinal şekli ile şöyledir:

"... Biz o zaman Korkut Eken ve Mehmet Ağar ile hep beraberiz. Korkut abinin odası, Mehmet Ağar’ın odasının yanında. Burayı çok iyi dinleyin; genciz, vatanseveriz... İşte şu PKK'ya yardım ediyor... Ama genelde bana işadamlarını yönlendiriyorlar faili meçhullerden ziyade... Bana dedi ki, Kıbrıs'ta bir adam var... Evet abi dedim... Bu dedi Kıbrıs'ı, Rumlara satmak istiyor... Biz o zaman, çocuğuz, genciz, bizi bir doldurmuşlar, bir doldurmuşlar, dedi ki iki tane profesyonel bul... Abi ben kendi öz kardeşimi vereceğim... Öz kardeşimi... Çok iyidir bu işte... Uzmandır... Sokaklardan yetişme... Ancak, Allah'a yemin olsun, Yüce Allah o insanın kanını bize nasip etmedi... Yaa adam namuslu adam, bu günleri görmüş adam, bunun için çalışmış, Rumlara filan ülkeyi satacağı yok adamın... Yaa hep böyle yapıyorlar, Vatanseverlikle milleti coşturuyorlar herkesi birbirine sokuyorlar... Allah'a yemin olsun... Aradan zaman geçti, döndüler 3-4 gün sonra... Denk gelinemedi dedi tekrardan gideceğiz... Sonra orada başka bir bunlara bağlı olan ekip öldürmüş... Halloldu dedi o iş... Namuslu adamdır o (Attila Peker)... Benim biraderim... Korkmaz doğruyu anlatır... Hem ben öldürsek, öldürdü derdim... Çünkü zaman aşımına girdi, hiçbir hukuki kaidesi yok... Birşeyden korktuğumuz için değil. Ancak Allah'a yemin olsun Kur'an'a yemin olsun böyle oldu... Orada bir yeri soymuşlar. Soygunla ilgili çalışma yapıyor (Kutlu Adalı). Uyuşturucu ve kumarın Kıbrıs genelini ele geçirdiği konularında çalışmalar yapıyor...Sonra da Kıbrıs'ı Rumlara sattı diyorlar... Adam Denktaş'la zaten mücadele arkadaşı yaa... Sonra fikirleri biraz farklılaşıyor... Hep devlet için yapıyoruz... Hep devlet için... O kadıncağızın (İlkay Adalı) mücadelesine, eşinin, ben hep uzaktan izledim... Avrupalara, müracaatlar etti... Onu, etti bunu etti... Şimdi diyecekler ki bunları neden önceden anlatmadın. Neyi anlatayım? Sen gördüğün her şeyi anlatıyor musun? Hepimiz birbirimizin aynısıyız... Şimdi anlatacağım... Daha neler yaşayacağız... Kaç kişi böyle gitti..."

Suç örgütü lideri olduğu gerekçesiyle hakkında kırmızı bülten talep edilen Sedat Peker, yayınladığı videoda, KKTC'nin uyuşturucu ve kumarhanenin merkezi haline getirilmesine yönelik organizasyon çalışmalarından kısaca bahsederek, 1996 yılında evinin önünde öldürülen Kıbrıslı Türk gazeteci ve yazar "Kutlu Adalı" cinayeti hakkında da detaylı bilgiler verdi... Peker, Türkiye'nin eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın iki profesyonel tetikçinin Adalı'yı öldürmesini istediğini ve bunun için de kardeşi Attila Peker ile Türkiye'nin Kıbrıs Harekatı'ında ön planda yer alan ve efsane yarbay olarak bilinen Korkut Eken'in, bu işi yapmak için adaya gönderildiğini iddia etti. Peker, cinayetin Kıbrıs'ta birkaç gün kalan ilk ekip tarafından değil, başka bir ekip tarafından işlendiğini iddia etti...

Bu itiraflarda da görüldüğü gibi, kullanılan ifadeler çok iyi analiz edilip KKTC ayağı iyi araştırılmalıdır... Ben daha fazla olayın "davranışsal" yöntemleri üzerinde duruyorum. “Bilinçaltı” kontrol ve ikna tekniklerinin kullanılmakta olunduğunu, bilinçaltı davranış bilimcisi olarak uzmanlık alanımın içerisine girdiği için rahatlıkla söyleyebilirim.

İddia edildiği gibi söylenenler doğru ise, bu örnekte karşımıza hayatı derecede önemli bazı noktalar çıkıyor. Bunlar:

  1. "... çocuğuz, genciz, bizi bir doldurmuşlar, bir doldurmuşlar, dedi ki iki tane profesyonel bul..." İfadelerinden derin devlete dahil edilecek kişilerin, sokaktan yetişen çocuk yaşındaki gençler olduğu ve bu iş için özel yetiştirilerek, profesyonel hale getirildikleri anlaşılmaktadır.
  2. "... Yaa hep böyle yapıyorlar, Vatanseverlikle milleti coşturuyorlar herkesi birbirine sokuyorlar" İfadeleri ile bu kişilerde mesaj birimlerinin (çevre, beden, bilinç, bilinçaltı) aşırı yüklenmesi (overloaded) konusunda özel çalışmalar yapılarak, bu kişiler kontrol altına alınarak, rahatlıkla hedefe yönlendirilebiliyorlar.
  3. "... Hep devlet için yapıyoruz... Hep devlet için..." İfadeleri ile vatan millet duygularını içeren güçlü anahtar kelimelere duygusal anlam yüklemeleri yapılarak, kişilerin bunu devlet için yaptıkları konusunda ikna ediliyorlar.
  4. "... Kıbrıs'ı, Rumlara satmak istiyor..." Bu ifadeler tamamen, KKTC için özel olarak geliştirilip, en fazla kullanılan kin, öfke, bölünmüşlük duygularını besleyen özel tetikleyici milliyetçi ifadeleridir ve en tehlikeli olanlardır.

Ortaya konan tüm bu idiaalar ne olursa olsun çok ciddidir ve önemlidir, "derin devlet" olgusundaki buz dağının sadece görünen küçük bir kısmını ifade etmektedir...

İnsan hakları, basın özgürlüğü, demokrasi, hukukun üstünlüğü konularında, kapatılması çok güç yararlar açan, "Kutlu Adalı" cinayetinin çözülmesi, insanlık adına önemli bir dönüm noktası olacaktır. Bu aşamadan sonra KKTC olarak, ülkenin ve devletin geleceği için, Kıbrıs Türk insanı için, temiz siyaset için fark edilmesi ve atılması gereken hayatı derecede önemli adımlar vardır. Bunlar:

  1. 6 Temmuz 1996 yılında faili meçhul cinayete, evinin önünde kurban giden gazeteci ve yazar Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili itiraf niteliğindeki açıklamalar, Başsavcılık ve Polis Teşkilatını acilen "Kutlu Adalı" cinayeti konusunda tekrardan harekete geçirmelidir.
  2. Bu konu toplumsal bir sorumluluk olup, tüm devlet birimleriyle en aşağıdan, en yukarıya kadar herkesi sonuç odaklı ortak çalışma yapmaya itmelidir.
  3. Uluslararası uyuşturucu trafiğinde bulunulduğu konusundaki iddialarda ismi geçen KKTC, ülkedeki uyuşturucu ve kumar oyunları konularında A'dan Z'ye ciddi araştırma, denetleme başlatmalı, uluslararası bağlantılar için dünya ile iş birliği yapmalıdır. Bu konularda tanınmışlık söz konusu değildir. İnsani konularda dilediğiniz ülke ile iş birliği yapabilirsiniz, tanınmış veya tanınmamış ülke olmanızın bu konularda hiçbir önemi yoktur, kendinizi de dolaylı yoldan, tanıtmanın en önemli yoludur bu tür uluslararası iş birliği konuları...
  4. Muhalefet partileri hemen inisiyatif alıp, birlikte hareket edip ve ortak bir araştırma komisyonu kurmalıdır. Bu aşamada acilen böyle bir komisyonun oluşturulması hayati derecede önemlidir!

Sedat Peker'in itirafı, "Susurluk" kazasının ardından Türk siyaseti, ticaret ve mafya arasındaki ilişkiyi ortaya çıkaran en önemli tanıklık durumundadır. Peker, önemli bilgileri, kanıtları ve ifadeleri ortaya çıkardı. Yer, tarih ve isim verdi...

İddiaları ifşa etmek, ispatlamak, yargı önüne çıkarmak, hesap sormak ve bir dönemle hesaplaşılması için inanılmaz fırsatlar sunuyor...

Bu yaşanılanlar karşısında konuşmayanlar, suskunluğunu koruyanlar, ya bu ülkede yaşamıyorlar ya da olduklarından çok fazla iyimser görünmek istiyorlar ve bu konuda tarih önünde hata yapıyorlar...

Bu konunun, Türkiye'de, sistemsel olarak yargı alanına girmesi için, siyasi alandan geçmesi gerekiyor...  Bu çalışmalarda sonuca ulaşmak, esas olarak politikacılara bağlı olacaktır...

Kıbrıslı Türkler olarak neler olduğunu uzaktan izlemenin bir faydası olmayacaktır... Ülkemizde de, Türkiye'de de bu konularla ilgilenen, yakından takip eden, üzerine giden, çok değerli gazeteciler, araştırmacılar, hukukçular, polisler, bürokratlar ve cesur politikacıların olduğu unutulmamalıdır...

KKTC'nin tüm muhalefet partileri, uyanın! Hemen şimdi inisiyatif alın!

Dökülmeye yüz tutmuş ve tamamen çamura batmış, çürümüş siyaset sisteminin sorumlularına, kamuoyu önünde hesap sormanız için, inanılmaz derecede bir fırsat ortaya çıkmış durumda...

Gereksiz ve yersiz demeçler vermeyi, sosyal medya siyasetçisi olmayı bırakın! Hareket sağlayın, birlikte hareket etme büyüklüğüne gidin! Egolarınızı bir kenara bırakın! Derhal ortak bir araştırma komisiyonunda ülkemizdeki ve Türkiye’deki bu insanları bir araya getirin... İddiaların tek tek araştırılmasını sağlayın... Ortaya çıkan veriler ışığında önce mecliste, sonra da kamuoyu önünde hesap sorun!

Unutmayınız! Devlet iradesi işlemez olursa, kişilerin özgürlüğünü koruyacak hiçbir güç ve aracı kalmaz...

Devletin en büyük hazinesi, adaletidir...

Kötü zamanlar, iyi zamanların yüzlerini göstermesi için bir yanılsama olduğu gibi,

Dünyada komplo teorilerinin "derin devlet" ajanları tarafından yayılan sahte bayraklar olduğu da bilinmektedir... Kitleleri, Hükûmetlerin her gün bizden sakladığı gerçek olaylardan uzaklaştırmak için, günü geldiğinde kullandıkları enstrümanlar da olabiliyorlar... Devlet içinde devlet, oyun içinde oyun olduğu gibi...

Gözünüzü açın!

Ben, hayatın anahtarının, değiştiremeyeceğim şeyleri görmezden gelmek ve değiştirebileceğim şeylere odaklanmak olduğunu fark ettim...

Oyun içinde oyun, olmayınız...

Kendinizi bulmak aslında kendinizi ciddiye almak, kendiniz için sorumluluk almak, başkalarına ve kendinize dikkat çekmek, kişisel sınırları aşmak ve kendinizi anlamak anlamına gelir... Kıbrıs Türk halkı siz bu yolda "birlik" olun... Bu yolda "birlik" olursanız bu gücü kimse sizin elinizden alamaz...

Unutmayınız! Gerçek olmak için "birlik" olmalı, kopmadan en şiddetli zorluğa dayanmalıdır.

"Birliğin" olduğu yerde her zaman zafer vardır...

Biz ancak birleşik olduğumuz kadar güçlüyüz, bölünmüş olduğumuz kadar zayıfız!

Her bir bireyin davranışının, herkesin kaderine bağlı olduğunu unutmayınız...

Ve asla şunu da unutmayınız! Adaletin kapısını açacak olan şey, halkın özlem duyduğu SİYASET ŞEKLİDİR, TEMİZLİK SİYASETİDİR...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları