BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

"Öğrenme kaybı!"

Yayın Tarihi: 04/06/21 07:00
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

Bir "Eğitim Bakanı" düşünün ki size; Üst Kurul'un "okullar açılabilir" kararından, "haberimiz yoktu" desin...

KKTC Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurul'nun "okullar açılabilir" açıklamasından, Eğitim Bakanlığı olarak "haberleri olmadığını" söyleyen bir eğitim bakanı... Ve yapılan resmî açıklama da aynen şöyle; "Sağlık Bakanı ameliyat olmuştu, ulaşamadık, Müsteşarını da aradık ona da ulaşamadık..."

KKTC'nin eğitimini geleceğe taşıyacak, planlayacak olan zihniyet, dünyadaki yerimizi almamıza ışık tutacak, bugünün çocuklarını ve gençlerini geleceğe hazırlayacak, yetiştirecek devletin en yetkili biriminin, yapmış olduğu resmî açıklaması gerçekten, "şaka" gibi...

KKTC'de yüzlerce, binlerce öğrenci pandemi süresince eğitimden yoksun kaldı... Plansızlık ve koordinasyonsuzluk neticesinde ortaya çıkan enkazın hesabını bu ülkede kim ve/veya kimler verecek?

KKTC, 1.5 yıllık pandemi sürecinde öğrencilere yeterli ve gerekli desteği verememesi nedeniyle ciddi bir kayıp nesil ile karşı karşıya bulunmaktadır... Uzaktan eğitimde yaşanan eksiklikler ve imkânsızlıklarla bu son 1 - 1.5 yıllık süreçte çok sayıda öğrenci eğitimden yoksun kalmış, yeterli ve gerekli eğitimlerini etkin olarak alamamıştır... Cep telefonundan, dersleri izlemeye çalışan çoğu öğrenci, verimli bir eğitim alamadığının altını çizerek defalarca vurgulamıştır...

Ciddi bir kayıp nesil ile karşı karşıyayız... Enkazın büyüklüğü ve derinliği çok büyük...

Anlayacağınız KKTC'nin bu kuşağına, her yönden yazık edildi...

KKTC'de ilk salgın vakasının görülmesi ile birlikte alınan okul tedbirleri ve sonrasındaki gelişmeler sürecinde, her ne kadar uzaktan eğitime geçildiği söylense de, internet ve/veya cihaz eksikliklerinden dolayı uzaktan eğitim, istenilen düzeyde gerçekleşmemiştir... Plansızlık, koordinasyonsuzluk, bilgi eksikliği ve/veya bilgi eskiliğinden dolayı atılması gereken adımlar ne yazık ki atılmamış, ortaya bir vizyon ve irade konulmamıştır... 2020-2021 eğitim öğretim yılı da bu şekilde boşa gitmiştir...

Pandemi aslında size öncelikle üç şeyin önemini ortaya koymuştur. Birincisi "planlama", ikincisi  "disiplin", üçüncüsü de "kararlılık"... Başarı sağlamak istiyorsanız bu üçünü birlikte kullanmak ve uygulamak zorundasınız... "Planlama" yapmalı, "disiplinli" bir şekilde vizyonunuzu uygulamalı ve "kararlı" olmalısınız... Bunun için de "bilgili" olmalısınız, dünyayı takip etmelisiniz. Liyakate dayalı kadrolar oluşturmalısınız...

Bizim ülkemizde yaşanılanların tümü günlük yaşanılıyor... Gelecek planlaması hep gelecekte kalıyor, bir türlü o aşamaya geçemiyoruz... Neden acaba?

Bu dönemde okul görmeyen, sınıf görmeyen, öğretmen görmeyen öğrencilerin de olduğunu unutmayınız...

Tıpkı eğitimin nasıl devam edeceğini bilmeyen devletin en yetkili biriminin olduğu gibi...

Hata kimde?

Velilerde mi? Ülkeyi yönetenlerde mi? Öğrencilerde mi? Öğretmenlerde mi?

Hepimizde! Toplum bireyleri olarak hepimizde... Hesap soramayan, ortaya çıkamayan, sürekli saklanan, konuşamayan, ileriyi göremeyen, bencil bireyler olma yolunda ilerleyen, birlikte hareket edemeyen vatandaşlar olma yolunda ilerleniyor... Tam da onların istediği gibi... Kimlerin mi? Tabii ki üst aklın! Yaratılmak istenen, ortaya konmak istenen “yeni eser" bu olacak...

Uyanın! Hem kendinizi uyandırın hem de etrafınızdakileri...

Geleceği, bu ülkede, bugünden daha iyi yaşamak ve yaşatmak istiyorsanız...

Ülkemizdeki üniversitelerin çoğunluğu, sınavsız ve mülakatsız, çoğu bölüme, hem de %90 burs fırsatıyla, KKTC liselerinden mezun tüm öğrencileri kabul etmeye başladı...

İşte KKTC eğitim sisteminin geldiği nokta!

Sınavsız ve mülakatsız...

Peki öğrenci seçimi? Çalışan da aynı çalışmayan da...

Tıpkı Üniversite mezunu olmakla, olmamak gibi...

Tıpkı bilinçli olmakla, olmamak gibi...

Tıpkı yaratıcılık için emek koyan ve koymayan gibi...

Tıpkı torpilin varsa yolun "açık", olmayan içinse "kapalı" olduğu gibi...

Anlayacağınız gittiğimiz yol, bu ülkeyi geleceğe taşıyamayacaktır...

Öğrenme kaybı ile başlayan süreç, gelecek kayıbına doğru kontrolsüz bir şekilde gitmektedir...

Buna kim dur diyecek? Hepimiz!... Bu gidişata bu "halk" dur diyebilir! Hesap sorarak, isteyerek, görünür olarak, birlik olarak, geleceği ve dünyayı görerek...

Geleceğe olan güvensizliğimizin, geçmişten vazgeçmeyi zorlaştırdığını ve bizi hep geride tuttuğunun farkında mısınız?

Unutmayınız! Geleceği durduramazsınız, geçmişi geri alamazsınız, bunun sırrını mı öğrenmek istiyorsunuz o zaman "play" yani "oynat" tuşuna basmalısınız, bunun da anlamı "hareket" etmektir... Oturup kalmamaktır... Düşünebilmektir... Bencil olmadan, birlikte hareket etmektir...

Ne olursa olsun, geçmişinizin anılarının, geleceğinizin potansiyelini sınırlamasına izin vermeyin. Hayat yolculuğunuzda başarabileceklerinizin zihniniz dışında hiçbir sınırı yoktur... Kendinize sınır koymayın, geleceğinizi sınırlamayınız...

İnanılmaz bir hayat inşa etmeye gelince, yapabileceklerinizin sınırı yok. Sizi potansiyelinize ulaşmaktan alıkoyan tek şey, kendinize olan inanç eksikliğinizdir... Bunu her bir bireyin değiştirdiğinde, toplumsal olarak neler kazanılacağını bir düşünün...

Kendinizi sınırlamayınız... Birçok insan kendilerini yapabileceklerini düşündükleri şeylerle sınırlar. Aklının izin verdiği kadar gidebilirsin... Neye inanıyorsan, onu başarabileceğini her zaman hatırlayınız...

Başkalarının yapamayacağınızı söylediğini, bir kez yapın, kendinizi ne kadar yıl gereksiz yere sınırladığınızı göreceksiniz...

Kendinizle yüzleşmeden, sınırlarınızı öğrenmeden, güçlerinizi asla öğrenemezsiniz...

Unutmayınız! Her insan kendi görüş alanının sınırlarını, dünyanın sınırı olarak kabul eder, bu alışkanlığınızı hemen şimdi bırakın...

Sınırlayıcı bir inancı kabul ederseniz, bu sizin gerçeğiniz olur...

Unutmayınız! Hepimiz tahammül ettiğimizi alırız... Bu yüzden geçmişin inançlarını ve korkularını sınırlayarak, kendi içinizdeki mazeretlere tahammül ederek, kendinize ve toplumsal ilerlemeye, gelişmeye katkıda bulunamazsınız... Kabuğunuzdan çıkmaya başlamalısınız...

Bu dünyaya sadece bir kez geliyoruz ve kendimizi tanıdık olanla, bilindik olanla sınırlarsak, bu kendimize uygulanan en büyük suçtur...

Hayatın sizin yaptıklarınızın dışında hiçbir sınırı yoktur, yeni dünya düzeninde bunu anlamakla başarının direkt ilgisi vardır...

İnsan vücudunun sınırları vardır, ama insan ruhunun ve düşüncesinin sınırı yoktur...

Sınırlarınızı tartışın ve onların gerçekten sizin olduğunuzdan emin olun...

Unutmayınız! Geçmişteki ön yargılı sınırlamaları görebilseydiniz, olasılıkların ne kadar fazla, sınırsız ve sonsuz olduğunu anlamaya ve öğrenmeye başlardınız...

Gelecek, bugün ne yaptığınıza bağlı olacaktır...

Maalesef saat ilerliyor, zaman geçiyor... Nereye gidiyor olduğumuza "hepimiz" karar vereceğiz...

Unutmayınız! Bizi kendimizden başka kimse kurtaramaz...

Mevcut gerçeklikle savaşarak, hiçbir şeyi değiştiremezsiniz. Bir şeyi değiştirmek için, mevcut modeli geçersiz kılan yeni bir model oluşturmalısınız...

Sen,

Bütün hayatını labirentte sıkışıp, bir gün nasıl kaçacağını ve bunun ne kadar harika olacağını düşünerek geçiriyorsun ve o geleceği hayal etmek sana devamlılık sağlıyor, ama asla bunu yapmıyorsun.... Sadece şimdiki zamandan kaçmak için geleceği kullanıyorsun, artık o adımı at! Kendin için, sevdiklerin için, ülken için... Öğrenmeyi öğren... Kendine yatırım yap... Kendini geliştir, oturup kalma hareket ol, hareket sağla... Çocuğuna bu konuda iyi bir rol modeli ol!

Eğitim, geleceğe pasaportumuzdur, yarının, ona bugünden hazırlananların olduğunu asla unutmayınız...

Bunu her zaman hatırlayınız! Ne kadar çok okursanız, o kadar çok şey bilirsiniz, ne kadar çok öğrenirseniz, o kadar çok yere gidersiniz...

Eğitim, kimsenin sizden alamayacağı bir şeydir...

Eğitim güven doğurur. Güven umut doğurur. Umut barışı doğurur...

Eğitim, özgürlüğün kapısını açan altın anahtardır...

Kısaca eğitim, hayata hazırlık değildir; hayatın ta kendisidir...

Öğrenme kaybı, yaşam kaybıdır...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları