BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

"Kapalı Maraş" fırsat analizi!

Yayın Tarihi: 02/07/21 07:00
okuma süresi: 12 dak.
A- A A+

Sürekli olarak ileriye atılmaya çalışılan seçim tarihi ile birlikte, KKTC'deki hükûmet sisteminin başkanlık sistemine evrilmesi çalışmalarına, zemin hazırlıklarına son sürat sessiz ve derinden devam ederken, bir taraftan, "bizden bu kadar, çok çalıştık, çok yorulduk" havasında olan milletvekilleri ve 1 Ekim 2021 tarihine kadar tatile giren KKTC Meclisi...

Ve bir taraftan da, temel tüketim maddelerinin fiyatlarındaki ciddi artışlarla yoksullaşmaya doğru giden KKTC'nin büyük oranına sahip küçük esnafı ve özel sektör emekçisi...

Kara paranın aklanmasına yönelik "çeşit, çeşit" oyunların ve oyuncuların cirit attığı bir KKTC...

Sağlık sistemi, eğitim sisteminde yaşanan çok ciddi aksaklıklar ve sıkıntılar...

Ve diğer taraftan "hayal dünyasında" günü yaşamayı sürdüren, hükûmetçilik oyunu oynayan, şov yapmayı seven, ülkeyi sözde yöneten yöneticiler ve sürekli tekrarladıkları aynı nutuklar... Ve dönüp dolaşıp gelinen aynı yerler...

Akla hemen şu soruyu getiriyor! "Kıbrıs Türk halkı nereye gidiyor?" Bu sorunun cevabını sanırım herkes biliyor... Bilmeyenler bu sistemin dışında yaşayan, kendine ait kişisel yönetimlerini ilan eden, bu ülkeden bir şekilde "güç" elde eden ayrıcalıklı kişiler...

Hakikaten, "Kıbrıs Türk halkı nereye gidiyor?" ya da "Kıbrıs Türk halkı nereye götürülmek isteniyor?" Bu soruların cevaplarına kaç kişi tam olarak odaklanıyor... Kaç kişi bunun farkında ve bu soruların cevaplarını bulmaya çalışıyor...

Peki, Guterres'in iyi niyet misyonu raporunda "kendi kendini yöneten bölgeler" ifadesini kullanması Kıbrıs Türk halkına artı bir değer mi yoksa eksi bir değer mi katacak? Bunun çok iyi analiz edilmesi gerekiyor... Unutmayınız piyangodan çok yüksek ikramiye kazananların çoğu, daha sonra tamamen herşeylerini kaybetme noktasına gelebiliyorlar, bu kişiler içinde, toplumlar için de aynı şeyi ifade eder... Önlemlerin ve farkındalıkların elden bırakılmaması gereken önemli süreçlerden geçiliyor, günü değil, bizleri ileriye taşıyacak yaşama vizyonuna sahip olmak, kişiler için de toplumlar içinde geçerlidir ve önemlidir...

Bir taraftan, KKTC'de Geçitkale hava üssündeki, Türk silahlı insansız hava araçları (SİHA) gelişmelerine yönelik, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de karşı önlemler almaya devam ederken, ek savunma bütçelerini 46 milyon Euro artırdıklarını ifade ederek, boydan boya Yeşil Hat'ın elektronik sistemlerle üst düzeyde korunması için en son teknolojiden yararlanılacağı, dünya ile olan askerî işbirliklerini de ileri seviyelere taşınacağı yönünde önemli açıklamalarda bulunuluyor...

Ve bir taraftan da KKTC, kapalı Maraş'taki malların kademeli olarak kullanıma açılmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor...

Peki siz, tüm bu olumsuzluklar içerisinde hangi konuda bir fırsat yakalayabiliyorsunuz? İşte odaklanılması gereken bir başka önemli nokta...

Konuyu şimdi biraz daha açalım...

Kıbrıs konusunda önümüzdeki günlerde hayati derecede önemli ve tehlikeli bir sürece girmiş olacağız... Aslında tehlike daha öncede vardı ama şimdi yüzeye daha fazla çıkıp görünür olacağı zaman dilimine yaklaşıyoruz...

Kapalı Maraş için çanlar daha fazla çalmaya başlıyor!

20 Temmuz Barış Harekâtı yıldönümünde Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, KKTC'yi ziyaret edip, Kapalı Maraş'ın askeri bölge statüsünden kaldırıldığını açıklaması ve kademeli olarak yerleşime açma planını duyurması durumunda bunun paralelinde çok ciddi sorunların ve büyük karışıklığın ortaya çıkmasına kesin gözle bakılıyor... Yabancı yetkililerin bu yönde verdikleri tepkilerin tamamı olumsuz yönde olduğu gözlenmektedir... Bu gelişmelerin bizim açımızdan ne kadarının olumlu, ne kadarının olumsuz olacağını şu an kestirmek çok güç...

Tüm bunlara, bu adada yaşayan Kıbrıslı Türkler olarak bizler ne kadar hazırız? Bu ülkede yaşanılan gelişmelerden ne kadar farkındayız? Peki, kentlerine geri dönüş hayali kuran Maraş kökenli Rumlar, bu konularda ne düşünüyor? Tüm bunların, genel bir öfkeyi ve hoşnutsuzluğu beraberinde getireceği, asla unutulmamalıdır...

Dikkat edilmesi gereken çok hassas bir zamandan geçiyoruz... Önümüzdeki günlerde bu konularda çok ciddi gelişmeler bizi bekliyor... Bu sürecin çok iyi yönetilmesi gerekiyor...

Cevap aranması gereken sorular, Kapalı Maraş bölgesinde doğru dürüst bir altyapı bulunmuyor ve binaların yüzde 90'ından fazlası oturulmayacak kadar çok kötü, bu sorunlar nasıl çözülecek? Maraş kökenli Rumlar Kıbrıs Türk idaresi altında bu bölgeye dönerler mi? Ortada Maraş'la ilgili BM ve Güvenlik Konseyi Kararları var bunların nasıl aşılacağı ile ilgili halen daha net bir durum ortada yok! Şu an yapılan, deneme yanılma yöntemleriyle, atılacak adımlarla ilgili önceden nabız yoklanıyor ve tepkiler ölçülüyor... Sayın Erdoğan'ın adayı 20 Temmuz'da ziyaret etmesi ve yapacağı açıklamalar bu işi çok başka boyutlara sürükleyecektir... Bu noktada yapılacak açıklamalar hayati derecede önemlidir... Şu an Güney Kıbrıs bu konulardaki ulusal stratejilerini geliştiriyorlar, ulusal politikalar oluşturarak, uluslararası lobicilik çalışmalarını artırmış durumdalar... 19 Temmuz gecesinden itibaren bölgede eylemlerle, tepkilerle sıcak hareketli saatler iki toplumu karşı karşıya getirebilir! Aşırı sıcakların insan davranışlarını olumsuz yönde etkilediği böyle bu dönemde, her yönden soğukkanlı olunması önemli olacaktır... Halkların tahriklere gelmemesi gerekmektedir... Güney Kıbrıs'ın en büyük endişesi ve korkusu, Maraş kökenlilerin, Kıbrıs Türk idaresi altında kişisel mülklerine dönmeleri yönünde ikna edilmeleri konusudur! Bu nokta Kıbrıs Türk tarafının tarih boyunca elde etmiş olduğu en büyük fırsattır! Bu fırsat çok iyi değerlendirilmelidir.

Türk tarafı bu yönde başarı sağlaması durumunda Maraş kökenli Rumların, TMK (Taşınmaz Mal Komisyonuna) başvuruların artması ile birlikte Güney Kıbrıs bu oyunu kaybedecektir...  Yani Güney Kıbrıs'ın yaptığı "Maraş giderse Kıbrıs gider" uyarısı hayat bulmuş olacaktır... Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bu oyunu kaybetmemek için de elinden geleni inanılmaz yöntemlerle yapacak, oyun içinde başka oyunları dahil ederek, insan haklarını öne çıkararak, çeşitli manipülasyonlarla, korkutma ve milliyetçilik - mücadele ruhu psikolojileri ile engellemeye çalışacak, ve Kıbrıslı Rumların mülkleri ile ilgili olarak AİHM'e (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine) gitmeleri yönünde çeşitli baskılar uygulayacaktır...

Türk tarafı Kapalı Maraş açılım planlarını çok ince ayarlarla, stratejilerle ve sunacağı avantajlarla, Maraş kökenli Rumların şahsi mülklerini hukuki ve siyasi haklarını en üst düzeyde onlara vererek, onları kazanarak, onları yanına alarak hareket etmesi durumunda, inanın değiştirilemez denen tarih, yeniden yazılmaya başlanır! Türk tarafının çıkış noktası ve açılımı bu noktadan olmalıdır! Bu fırsat çok iyi ele alınmalıdır... Güney Kıbrıs Rum yönetiminin en büyük korkusu budur, Maraş kökenlilerin, Kıbrıs Türk idaresi altında, kişisel mülklerine geri dönmeleri! Sizler bu yönde bu kişilere yönelik gerçek anlamda somut açılımlar yapmalısınız...

Aksi takdirde bu imkânlar bu insanlara verilmez ise, ortaya çıkacak en önemli tehlike, AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) olacaktır! Kıbrıs Rum yönetimi bu kişileri bu mahkemeye gitmelerini istiyor... En son olarak iki dava başvurusunda, bu bölgede mülkleri bulunan kişilere, mülklerinin, mal sahiplerine teslim edilmesi ve 1974’ten bugüne kadar kaybedilen kiraların bedellerinin yani tazminatlarının, ödenmesi talep ediliyor... Yabancı otoriteler Mağusa ile ilgili davalara oldukça çok ilgi gösteriyor... Bu sorunlar çözülmezse ve yokuşa sürüklenmeye devam edilirse, Türkiye'yi bu doğrultuda çok büyük davalar ve çok yüksek miktarlarda tazminatlar beklemektedir... Bu bilindiği için Türk tarafı da bu doğrultuda kademeli olarak açılımlar yapmaktadır... Bundan sonra atılacak adımlar bir o kadar fazla önemli ve hayati olacaktır... Şu anda AİHM'deki davalara Türkiye'nin verdiği cevaplar; sayfalar dolusu itirazlardan öteye geçemiyor...

Yani anlayacağınız, kendi kendini yöneten bölgeler ile birlikte önümüzdeki süreçte "AİHM" davalarına daha fazla hazır olmamız gereken önemli bir sürece girmeye başlıyor olabiliriz...

İlk defa tarih önünde Türk tarafı "Kapalı Maraş" konusu ile birlikte avantajlı bir noktaya geldiği, kabul edilse de edilmese de bir gerçektir ve bu konu o kadar hassastır ki, hata yapılması durumunda, avuçlarının içinde patlayabilir ya da zeytin dalı olup simgesel bir güç de olabilir... Oldukça ince bir çizgi iyice odaklanıp, doğru adımların atılması gerekmektedir... Bunu doğru yönetmek, tamamen Türk tarafının elinde... Ve kilit noktası sayın Erdoğan'ın çok yakın zamanda Kıbrıs ziyaretinde "Kapalı Maraş" konusunda yapacağı açıklamalar ve açılımlar olacaktır... 

Unutmayınız fırsatlar her gün bize sunuluyor ama biz onları gerçekten görmek istiyor muyuz? Sizce de bir fırsatı görmek için tüm düşüncelere açık olmamız gerekmiyor mu?

Sahip olduğumuz her şeyi ve bize verilen her şeyi tanımazsak, fırsatları tanıyabilir miyiz sizce?

Bir oyuncu hakkında yapabileceğiniz en iyi değerlendirme, onun gözlerine bakıp ne kadar korktuğunu görmektir...

Hayat bir dizi test, deneme ve harika fırsatlardan oluşur. Bazıları anlıktır, ancak çoğu dayanıklılık gerektirir...

İçimizdeki girişimci, baktığımız her yerde fırsatları görür, ancak birçok insan baktığı her yerde yalnızca sorunları görür...

Kararsızlık, incelenmekte olan bir konu hakkında karar verme isteksizliği veya yetersizliğidir. Kararsızlık, yol ayrımına geldiğiniz ve karar veremediğiniz anlamına gelir...

Keşfedebilirsiniz, değerlendirebilirsiniz ancak harekete geçmeye istekli değilseniz uygulayamazsınız... Şimdi ayağa kalkma, hareket etme ve somut adımları daha fazla atma zamanı!

Gerçek dehalık, belirsiz, tehlikeli ve çelişkili bilgileri değerlendirme kapasitesinde yatar...

Fırsat kapıyı çalmazsa, bir kapı inşa etmeniz gerektiğini bilin!

Unutmayınız iyi yapılan işin ödülü, daha fazlasını yapma fırsatıdır. Bu fırsat sizin elinizdedir...

Çoğu insan, sorunları çözmeye çalışmaktan çok sorunların etrafında dolaşmak için daha fazla zaman ve enerji harcar...

Fırsatlar kişiler için de toplumlar için de aynıdır! Yeter ki fırsatları gerçekten görmek isteyin ve fırsatlara odaklanma konusunda kararlı olun...

"Kapalı Maraş" çok iyi bir fırsat kapısıdır! Bunu çok iyi değerlendirin!  

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Kuzey Kibrisli02/07/21 14:03
Sn Mapolar, Maraş kökenli rumların beklentileri ve endişelerini anlayalım! rum yönetiminin Maraş konusunda ortaya koyacağı uçuk tepkileri göz önünde bulunduralım! uluslararası toplumun, BM’nin, AB’nin tepkilerini hesaba katalım!….vs..vs…vs.. Peki rumlar, AB, yada Kıbrıs konusunda lafazanlık eden herhangi birileri adadaki varlıkları ve siyasal toplumsal hakları Kıbrıs Cumhuriyeti antlaşmaları ile tescillenmiş Kıbrıslı Türkleri insan yerine koyarak, bir şekilde bizi düşünerek hareket ettiler mi hiç? Peki o zaman ben şimdi niye bize yüzde 75.38 hayır diyen sonra bizi bir restorandaki masanın üzerindeki kirli servis tabakları gibi bırakıp giden (Crans Montana) yada rumları sözde barış ve rafah diyarı diye anılan AB’ye alıp yüzüme bakmayanların verecekleri tepkileri düşüneyim? Ben neyim? Ben bir hiç miyim? Bana (kişi veya toplum olarak) sevgi ve saygı gösterene aynı oranda sevgi ve saygı gösteririm. Ne eksik ne da fazla! Bundan ötesi biata, hiçliğe kaybolmaya gider. Psikolojik bozukluktur. Yazınızın içeriğini 2004 yıllarında Kıbrıs Türk toplumuna radyo, televizyon ve gazetelerde yapılan korkutma/baskı içerikli ısmarlama yazılara benzettim. Hep önümüze bir zaman tahdidi ve korkutma senaryoları çizildi…..! Size saygı göstermeyene yok sayana saygı göstermek ve beklentilerini karşılama gayretine girmek nasıl bir karakter ve psikolojidir Sn Mapolar? Nasıl tedavi edilir?