BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

İşte Sayın Erdoğan'ın KKTC ziyaretinin perde arkası!

Yayın Tarihi: 30/07/21 07:00
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 20 Temmuz'da Kıbrıs Barış Harekatı'nın 47'nci yıl dönümü nedeniyle KKTC'ye gerçekleştirdiği iki günlük resmî ziyaretinin ardından ortaya çıkanlar ve önümüzdeki günlerde yaşanılacak ciddi gelişmeler, Kıbrıs Türk halkının kaderi niteliğindedir...

Gerçekleşen bu resmî ziyarette çeşitli projelerin açılışları gerçekleşerek, yerel ve dünya kamuoyuna önemli mesajlar verilmiştir... Bugünkü yazımda verilen mesajlardan ziyade, bu mesajların altında kamufle edilen, götürülmek istenen yolu, Kıbrıs Türk halkını önümüzdeki süreçlerde nelerin beklediği yönünde geleceğimize yönelik kısa bir projeksiyon tutmaya çalışacağım...

Öyle bir yol ki, mevcut koşullarınızın sizi nereye götüreceğini belirlemediği, sadece nereden başlayacağınızı belirleyebildiğiniz bir yoldan bahsediyorum...

Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki, Sayın Erdoğan'ın bu ziyaret ile birlikte yaptığı açıklamalar neticesinde KKTC'yi uluslararası arenada çok önemli gelişmeler beklemektedir... Özellikle "Maraş" konusunda alınan tek yönlü kararlar, dünyayı harekete geçirmiştir... Bazı Avrupa ülkeleri ile ABD'den oldukça sert ve net tepkiler ortaya çıkmaya başlayarak, Fransa da konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) götürme kararı almıştır... Alınan kararların, BM kararlarıyla ne kadar uyumlu olduğunun kararını, her okuyucu kendisine göre değerlendirecektir...

Bir taraftan, KKTC'ye prestij sağlayacağı ve devlet olmanın ifadesi olarak açıklanan, Metehan bölgesinde yaklaşık 500 dönüm araziye yeni başkanlık sarayı, parlamento binası ve millet bahçesinin temelleri atılarak, bunun için çok ciddi miktarlarda ödenekler ayrılmış, bir taraftan da 2. Etap olarak Maraş'ın  yaklaşık yüzde 3,5'inin sivile açılacak olması ile ilgili alınan yeni kararlar, bizleri ileride nelerin beklediği yönünde önemli ve güçlü sinyaller vermektedir... Ardından 3. Etap Maraş açılımları gündeme gelecektir...

Çıkmaz bir yola doğru mu ilerliyoruz yoksa tünelin ucunda bir ışık var mı? Kıbrıs Türk halkı, ortaya konan planın tam olarak neresinde? Neden BM, tüm bu gelişmeleri "kaygı verici" olarak, "derin kaygı" niteliğinde değerlendiriyor? Neden BM Güvenlik Konseyi, kararın geri alınması ve "tarafların adada gerilimi artırabilecek 'tek taraflı' herhangi bir eylemden kaçınması" uyarısında bulunuyor?

Kıbrıs Rum Kesimi, Sayın Erdoğan'ın Kıbrıs'taki açıklamalarının ardından konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne götürerek, bu konuda ciddi bir uluslararası güç oluşturmaya çalışıyor... Bu konuda bizim tarafımızdan yapılması gerekenler; yalnızlaşmadan, güçlü bir diplomasi atağının ortaya konması ve dünya ile doğru frekansta diplomatik iletişimde kalınmasıdır... Aksi durumda, sorunlar daha fazla derinleşerek, istenilen gelişmeler ve açılımlar elde edilemeyecek, uluslararası hukuk ihlallerine daha fazla yelken açılmış olunacaktır...

Peki tüm bu davranış şekilleri neyin hazırlığını gösteriyor? Bu planın, bu sis bulutunun arkasında tam olarak neler var?

Sayın Erdoğan'ın yaptığı konuşmalarında söyledikleri ortadadır...

‘‘... KKTC ile başka ülkelerin üst düzey temas kurması için çalışmaya devam edeceğiz..."

Erdoğan konuşmasında Türkiye’nin daha önce Kosova’nın tanınması için harcadığı mesaiyi KKTC için de ortaya koyacağını açık ve net bir dille vurgulamıştır...

Başta Azerbeycan olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinin KKTC'de temaslarının en üst düzeylerde kurulması, geliştirilmesi için bu yöndeki çalışmaların önümüzdeki süreçlerde artırılmasına yönelik önemli girişimlerde bulunulmaya başlanmıştır... Örneğin şu anda Kosova'yı tanıyan 114 ülke var ve bu sayının daha da artırılması için Türkiye müşterek çok yönlü çalışmalarını sürdürmektedir...

Şu an Kosova tarzı çalışmalara, KKTC de dahil edilerek, KKTC'nin tanınması yönünde tam bağımsızlık konusundaki çalışmalara, Azerbeycan, Pakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Bangladeş gibi ülkelerde yoğun bir şekilde devam edilmesi kararı alınmıştır... Bu yönde ciddi adımlar atılmaya ve geliştirilmeye başlanmıştır...

Sayın Erdoğan şunu vurgulamıştır; "... Artık bizim için Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs diye bir olay kalmamıştır… 'Kıbrıs Türk Devleti'nin en kısa zamanda geniş bir tanınırlığa sahip olması için her türlü gayreti sergileyeceğiz, inşallah yakında bunun somut neticelerini de görmeye başlayacağız..." 

Anlayacağınız, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin resmi adındaki "kuzey" kelimesi kaldırılarak, "Kıbrıs Türk Devleti" şeklinde bir oluşuma gidilmesi için çok yönlü çalışmalara, hazırlıklara, derinden ve sessiz bir şekilde devam edilmektedir...

KKTC adı ile birlikte "Anayasası" da değişerek, "başkanlık sistemine" doğru, sistemsel ve altyapısal olarak hazırlanmaya, oluşturulmaya başlanmıştır... Bunun paralelinde kısa sürede bitirilmesi hedeflenen gösterişli başkanlık binalarında, belirlenen ülkeler ile üst düzey temaslar gerçekleşerek, tanınma yönünden bu ülkeler ikna edilmeye çalışılacaktır... Bu plan şu anda işlemektedir...

Sistem değişikliği için anayasanın değiştirilmesi yönündeki çalışmalar farklı şekillerde, kapalı kapılar ardında sürmektedir... Zemin son sürat hazırlanmaktadır...

İşte en özet şekliyle Sayın Erdoğan'ın KKTC ziyaretinin perde arkası bu!

Kabul edilse de, edilmese de, Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs Türk Devletine doğru ilerliyor...

Bunun getirilerini ve götürülerini önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla konuşacağımız kesindir... Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bunun hazırlıklarına başlayarak, popülist yaklaşımlarla Kıbrıslı Türklere yönelik yaptırımlara hazırlandığını duyurmuş ve gerekirse verilen Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarının da iptal etme yoluna gidilebileceğini açıklanmıştır... Çok ciddi gelişmelerle yüz yüze kalınabileceği ortadadır... Bunun değerlendirmesini herkes kendisine göre yapacaktır...

Unutmayınız! Var olmak değişmektir, değişmek olgunlaşmaktır, olgunlaşmak kendini sonsuz bir şekilde yaratmaya devam etmektir...

Tıpkı, Hayatın içinden sadece geçmemek, hayat boyunca da büyümek gibi...

Bazen bizi bekleyen hayata sahip olmak için, planladığımız hayatı bırakmaya istekli olmak zorunda da kalabiliyoruz...

Aynen ormanın güzel, karanlık ve derin olması, tutman gereken sözler ve uyumadan önce gitmen gereken kilometreler olduğu gibi...

Gerçek bir şampiyon, gerçek bir şampiyondur. Gidip savaşırlar, kazanırlar ya da kaybederler, her şeylerini verirler...

Denemek ve başarısız olmak hiç dememekten daha iyidir, denediğinizi bilerek içiniz rahat olur...

Herkes bazen gitmemesi gereken bir yola girer. Ondan iki şey yapabilirsiniz. Ya, o yolda ilerlemeye devam edebilir ve karanlık bir yere gidebilirsin. Ya da dönüp tepeye çıkıp tepeye gidebilirsiniz, siz her zaman tepeye çıkmayı hedefleyin...

Ve asla unutmayınız! Mümkün olanın sınırlarını keşfetmek istiyorsanız bunun tek yolu, onların ötesine geçerek, imkânsıza doğru gitmektir...

Her ne olursa olsun odaklanın, hayallerinizin peşinden gidin ve hedeflerinize doğru ilerlemeye her zaman devam edin...

Unutmayınız güzel bir yerden ayrıldığınızda, gittiğiniz her yere o güzellikleri de yanınızda taşımasını bilen, pes etmeyen kişi olun...

En iyi çeliğin, en sıcak ateşten geçmek zorunda olduğunu hatırlayın!

Nereye giderseniz gidin, hava nasıl olursa olsun, her zaman kendi güneş ışığınızı yanınızda getirmesini bilin!

Gelecek akışkandır... Her hareket, her karar, her gelişme yeni olanaklar yaratır ve diğerlerini ortadan kaldırır...

Tüm yaşanılan toplumsal gelişmelerin doğru olup olmadığı bir kenara, bu aşamada akla gelen ve insanımızın sormaktan çekindiği en önemli soru;

Geleceğini yönlendirmek Kıbrıs Türk halkının kendi elinde olması sizce de gerekmiyor mu? Bu önemli sorunun cevabını Kıbrıslı Türkler olarak kaçımız verebiliyor? Neden bu duruma düşüldüğü ile ilgili kaç kişi elini vicdanına koyup objektif değerlendirmeler yapabiliyor? Düşülen bu durumun gerçek sorumlusu ya da sorumluları sizce kim?

Kaderinizin şekillendiği önemli karar anlarınızda olduğunuzu bilin!

Hayat bir satranç maçıdır. Verdiğiniz her kararın bir sonucu ve bedeli olacaktır... Bireysel olarak da, toplumsal olarak da...

Bunlara her zaman, her şekilde hazırlıklı olmalısınız!

Var olmak ve var etmek için...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.