BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Suçlu kim?

Yayın Tarihi: 18/02/22 07:00
okuma süresi: 10 dak.
A- A A+

Günlerdir KKTC ve Türkiye medyasında manşet olmaya devam eden, Kıbrıslı Türk iş insanı Halil Falyalı suikastı ve ardından ortaya çıkan cevap bulunması gereken, Kıbrıs Türk toplumunun tamamını ilgilendiren ciddi sorular!

Öncelikle kendimize sormamız gereken en önemli soru şu;

KKTC, nasıl ve neden bu duruma geldi ya da getirildi?

Bugün hep birlikte bu sorunun cevabını ararken, bir taraftan da Kıbrıs Türk insanının alışık olmadığı farklı zihinlerde yolculuğa çıkacağız... Bunu bazen buz dağının altına inerek, bazen de üst kısımlarda kalarak,  sesli düşünerek, gerçekleştireceğiz...

Unutmayınız! Kurguda sadece buzdağının görünen kısmı gösteriliyor, baktığınızda sadece suyun üstünde olanı göreceksiniz...

KKTC'de mütevazı bir yaşam süren, gündemde çok fazla olmayan, oldukça düşük profilli bir çizgide ilerlemeyi sürdüren bir iş insanına, ortaya çıkan bir kişi, projektörleri üzerine çeviriyor ve onun yaptıklarını ifşa etmesiyle birlikte de, tehlike çanları daha güçlü çalmaya başlıyor...

Öylesine güçlü çanlar ki, uzaklardan bile duyuluyor ve iştah kabartıyordu...

Peki, bu kimin iştahını kabartıyordu?

Hatırlayanlar bilir, 1990'lı yıllarda o dönemin "Kumarhaneler Kralı" olarak bilinen Ömer Lütfü Topal, Kıbrıs'ta, Türkiye'de, Azerbeycan'da ve geniş coğrafyaya yayılan buz dağının üzerinde bilinen ve buz dağının altında da bilinmeyen inanılmaz bir servetin sahibi olan bir iş insanı olarak, aynı yöntemlerle 1996 yılında İstanbul'da uğradığı silahlı saldırıda öldürülmüştü...

Bu kişinin de kamuoyu tarafından yaptıkları önceleri çok fazla bilinmiyordu, ismi adım adım çok fazla medyada duyulmaya başladıktan sonra, tehlike çanları onun için de çalmaya başlamıştı...

Ve o zaman da öylesine güçlü çanlar ki uzaklardan bile duyuluyordu ve iştah kabartıyordu...

Peki, bu da kimin iştahını kabartmıştı?

Tabii ki haraç toplayan çete gruplarının... Ve gün geldi bu güç dengeleri içerisinde o da taşınmaz bir yük haline gelerek, ortadan kaldırılmıştı...

O dönemin klasik “casino” krallığı, günümüzde teknolojinin de gelişimi ile çok daha üst aşamalara taşınmış, siyaseti de daha fazla içine alarak, çeşitlenerek tüm dünyaya yayılarak inanılmaz bir güç ağına ve modeline dönüşmüştür... Görünen kısmındaki kesişme noktası, derinliği ve genişliği bilinmeyen ve asla bilinmeyecek buz dağının altındaki kısım...

Projektörlerin üzerlerine çevrilmesi ile, ifşalarla başlayan hesaplaşmalar, küçük küçük yasa dışı mafya gruplarının iştahını daha fazla kabartmaya başlamıştır... Ve günümüzün kan emicilerinin kesiştiği nokta çoğunlukla KKTC olmaya başlamıştır!

Peki, neden KKTC?

İşte en hayati soru bu, neden KKTC? 

KKTC, nasıl ve neden bu duruma geldi ya da getirildi?

Öncelikle KKTC'yi yönetenlerin, ülke yönetiyor gibi göründükleri sahnenin arkasında olanlarla ilgili yapamadıkları! Gerekli önlemleri zamanında alamadıkları! Ada imajına ve algısına yönelik etkin bir halkla ilişkiler yürütemedikleri! Ortadadır...

KKTC'nin imajını, Türkiye medyasında da dillendirildiği gibi; "suç adası, kara para adası, uyuşturucu adası, yasa dışı kumar adası, gece kulüpleri ve kadın ticareti adası..." haline getirmelerine ve bu imajın, algının yaygınlaşarak kullanılmasında, bu ülkeyi yönetenlerin gerekli önlemleri almamaları, rahat tavırları, buna seyirci kalmaları, ülkeyi içinde bulunduğu çok tehlikeli duruma getirmiştir...

Yerleşip kök salmaya güçlenmeye başlayan bu imaj ve algı, gittikçe KKTC'nin kimliği, kişiliği ve karakteri haline dönüşmeye ve dönüştürülmeye çalışılmıştır...

Çok tehlikeli bir noktaya gelinen bu durumda öncelikle ülkesel olarak acil tedbirlerin hemen alınmasının, hayati derecede önemli olduğu bilinmelidir...

İmaj haline gelen kimlik, kişilik ve karakter, sonradan değiştirmesi çok zor olan kök salan bir oluşumdur... Bunlara şimdi ciddi önlemler almazsanız, ülkesel ağırlığınızı ortaya koymazsanız KKTC, güç gruplarına daha fazla cazibe merkezi olacak, kontrol sağlamakta çok daha fazla zorlanılacaktır...

Kıbrıs meselesinin kilitlenmiş halde durmasına neden olan özel durumu, kara paranın akışı ile ilgili konuları bu adaya çekmeye imkân vermemelidir... Bunlarla ilgili önlemlerin, acilen ve kararlılıkla ileriyi görerek hemen ivedilikle alınmalıdır...

Bu önlemleri acilen alınmaması halinde, konu Kıbrıs meselesine getirilecek ve siyasilere şu soru sorulacaktır; "Kıbrıs sorununa çözüm çabaları bulunmaması, statüsü belli olmayan bir karanlık ada oluşturmaya yönelik bir çaba olarak mı değerlendirilmelidir?" Sorusunu akıllara getirecektir... Buna imkân verilmemelidir! Kıbrıs Türk halkı hangi yöne doğru ilerlendiğini şimdi çok daha net ve kesin bilmek istiyor... Halk alışık olmadığı şeylerle şimdi daha fazla karşılaşmaya başladı... Halk endişeli ve kaygılı... Kıbrıs Türk halkı, can güvenliğinin kalmadığına şimdi daha fazla inanıyor...

Ülkeyi yönetenler, bu olumsuz yapılanmanın aparatları haline gelmeyerek, bu yapılanmaya karşı, dik ve kararlı duruşlarını, çok geç olmadan hemen, ortaya koymalıdırlar...

Bu ülkede, tehditler ve şantajlarla elde edilmeye çalışılan rüşvetler veya haraçlar, adını siz ne koyarsanız koyun, "milyon pound" seviyelerine gelmiştir... Bunları artık görmezlikten gelemezsiniz!

Türkiye'de hapiste olması gereken adı kriminal olaylara karışan kişilerin, KKTC'de dolaştığına yönelik, Türkiye medyasında çıkan haberler son zamanlarda çok daha fazla artmıştır... Elini kolunu sallayarak bu insanlar bu ülkede ne yapıyor? Pay almak için dalga dalga ülkede yayılmaya başlayan bu oluşumların gerçek amacı ne? Pay vermek istemeyenler, niye tehdit ediliyor ve niye öldürülüyor?

Suçlu kim?

Buna kim dur diyecek?

Neden KKTC, bu gruplar için şimdi daha fazla bir çekim merkezi haline getirilmeye çalışılıyor? Kumar merkezi KKTC, sanal kumar merkezi de KKTC, kara para aklama merkezi de KKTC, uyuşturucu merkezi de KKTC, fuhuş merkezi de KKTC... Peki neden KKTC bunlarla şimdi çok daha fazla anılmaya başladı? Son yaşanılanların oluşturduğu ülkesel kimlikle ortaya çıkan olumsuz imaj, bunu kötü yönde yaydığını, bu ülkeyi yönetenler halen daha niye görmek istemiyor? Neden halen daha başlarını kumun altına gömmeyi sürdürüyorlar ve gerekli ciddi önlemler alamıyorlar? Onları engelleyen ne?

Yurt dışından gelen turistlerin dikkatini çekiyor ve soruyorlar; "Neden Girne'de o kadar çok lüks araba var?" Lüks araba yönünden Dubai'ye benzetenler var... Bentleyler... Ferrariler...

Peki, neden bu paraların kaynağı KKTC'de sorulamıyor? Neden sorgulanamıyor? Ülkede ne üretimi var? Ne tür gelir elde ediliyor ki bu kadar milyon dolarlık lüks araçlar bu ülkede kullanılabiliyor?

Farkında mısınız ülke olarak ne hale geldiğimizin ve nereye doğru gittiğimizin?

Tüm bunlar, küçük suç gruplarının da ilgisini çekiyor ve her geçen gün çok daha fazla küçük suç gruplarının KKTC'ye geldiğine yönelik Türkiye medyasından son yıllarda daha fazla haberler çıkmaktadır...

KKTC'nin kendi halinde bir ülke olması, polisin zorunlu görülen haller dışında normalde silah taşımaması, kendi içersinde huzurlu bir bölge olmasından dolayı ada, baskıcı suç zihniyetli kişiler tarafından daha fazla çekim merkezi haline geliyor...

Artık bu ülkenin alışık olmadığı şekilde, iş insanlarının etten duvar koruma ordularıyla, zırhlı kurşun geçirmez özel araçlarla dolaştığına daha fazla şahit olmaya başladık...

Bu güzelim adayı bu hale, kim ya da kimler getirdi?

Küçük mafya grupları büyüyerek, çeşitlenerek ve derinleşerek, bu süreçlerde KKTC'de merkezler açıyor, yatırımlar yapıyor, çeşitli ortaklıklar kuruyor... Sanal bete yönelik yazılımcılar getirerek teknolojik yatırımlar yapıyor... İnşaat işlerine giriyor... Bunları her gün Türkiye medyasından öğreniyoruz...

Tehlikeli, ne yapacağı belli olmayan bu küçük gruplar, KKTC'de büyümeye doğru ilerlerken ve genişlerken, bizi yönetenler koltuk kavgasında... Ego savaşında... Mevki derdinde...

Eserinizle gurur duyabilirsiniz... Yaşasın KKTC!

Bu ülkede, yer altı dünyası ile birlikte çalışmaya veya onlara haraç ya da başka bir şey vermeye mecbur bırakılan iş insanlarının sayısı her geçen gün artıyor... Bu insanlar konuşamıyor! Konuşmaları halinde ölümle tehdit ediliyorlar...

Son yaşanılan olayların, her grubun himayesinde olan farklı farklı oluşumların, ortaklıkların bu ülkede çok fazla derinleşmeye ve çok fazla genişlemeye başladığını şimdi daha fazla gösteriyor ve hissettiriyor... Gruplar arasında çıkar ilişkileri ve hesaplaşmalar var... Siyasetle beslenenler var... Ülke şimdi bu konularda çok daha fazla ciddi kırmızı alarmlar vermeye başladı!

Görünen şu ki, onların kuralı belli; oyunu kuralına göre oynamanız... Taşınamaz bir noktaya gelmeniz halinde de "infaz!" edilmeyi kabullenmeniz...

KKTC, nasıl ve neden bu duruma geldi ya da getirildi?

Sizce, bunun gerçek suçlusu kim ya da kimler?

Bu konuyu tekrardan bir de bu açıdan düşünün...

Unutmayınız! Buzdağları gibi insanlar da normalde kendilerinin sadece küçük bir kısmını ve genellikle sadece göstermek istedikleri kısmını ortaya çıkarırlar...

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.