BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

KKTC'nin turizm rotası 'İskandinavya' ve 'İsviçre' olmalı!

Yayın Tarihi: 01/04/22 07:00
okuma süresi: 11 dak.
A- A A+

Dünya turizmi, Rusya ve Ukranya krizinden etkilendiği bugünlerde, ülkelerin pazar stratejileri ve politikaları da çok süratli bir şekilde değişmeye başlamıştır...

Dünyanın önemli bir turizm kaynağı olan Rusya pazarındaki kayıplar ve etkileri, çok yakından takip edilmekte ve ülkeler bu doğrultuda stratejiler geliştirmektedir...

Danimarka, Finlandiya, İsveç, Norveç, İzlanda gibi dünyanın en mutlu, en zengin, en sağlıklı ve en güvenli "İskandinav ülkeleri" ile "İsviçre"de çok yönlü çalışmalar yapılarak bu ülkelerden KKTC'ye daha fazla turist getirmenin yolları, sadece birkaç acenteye bırakılmadan, bu pazardaki tur operatörlerinin sayısının ve etkinliğinin tüm yıl boyunca yaygınlaşmasına ve artırılmasına yönelik teşvik sistemlerini günün ve dünyanın şartlarına göre tekrardan güncellenerek, sistematik olarak en doğru şekilde uygulanmasına gidilmelidir... Bu çalışmalar, bütünsellik esasında KKTC'nin tüm turizm paydaşlarıyla bir araya gelerek, stratejik hareket planları oluşturularak yapılmalıdır... Çok önemli olan bu yeni turizm süreci, siyasetten uzak şekilde en doğru zihniyetlerle yönetilmelidir... Aksi takdirde bu önemli pazar fırsatı da, parmakların arasından kayıp gitmesine izin verilmiş olunacaktır...

Rusya'nın Ukrany'ya karşı başlatmış olduğu savaş, derinleşerek ve gelişerek, psikolojik olarak, fiziki olarak devam etmektedir, bunun sonucunda da tüm dünyada uygulanan yaptırımlar da artmaktadır...

Turizmde krizi fırsatlara dönüştürerek, farklı bir sürece doğru sorunsuz ilerlemek zorundasınız...

Ülke ekonomisini zamlarla, Türkiye’den gelecek parayla dengeleyemezsiniz... Maaş uygulamalarının yarattığı sosyal adaletsizliklerle geliştiremezsiniz... Ada ülkesi olarak en temel para girdisinin turizmden elde edilmesi gerekmektedir. Bunu akıllıca yönetmeniz ve bu kanaldan ülkeye para akışı sağlamanız durumunda, ülkede ortaya çıkmaya başlayan ciddi sosyal patlamaların da önünü kesmiş olursunuz. Halka motivasyon kaynağı olursunuz... Halka, karanlık tünelin ucundaki ışığı biraz olsun göstermiş olursunuz...

Ülkenin, ekonomik dengeleri için önümüzdeki süreçlerde çok daha fazla döviz girdisine ihtiyacı olacaktır ve bunun en temel kaynağı turizmdir. Yeni dünya düzeninde yükseköğretim sektöründen artık çok büyük bir girdi elde edemezsiniz...

Gelinen bu noktada, turizmi siyasetten uzak yönetmek zorundasınız... Çok daha yeni zihniyetlere, çok daha yeni yaklaşımlara ve çok daha yeni vizyonlara ihtiyaç vardır... KKTC’de turizm örgütünün kurulması için hemen çalışmalara ciddi anlamda başlanmalıdır... Sektör, bu yönde bütünsel baskı oluşturmalı ve bu konu sonuçlanıncaya kadar sürekli gündemde kalmalıdır...

Yeni dünya düzeninde yamalı bohça şeklinde bir turizmi artık bu ülkede yapamazsınız!  

Siyasetle turizmi bir arada ileriye götüremezsiniz!

Dünyadaki gelişmeler çok iyi ve çok yakından takip edilerek, ülkeye önemli ve sorunsuz pazarlardan daha fazla turist ve para akışını KKTC'ye getirmenin yolları sürekli test edilmeli ve aranmalıdır... Bilindik pazarlarda çok ciddi sorunlar ve riskler vardır. Hep aynı benzer bilindik pazarlarla, alışılagelmiş bilindik modellerle turizmde ilerleme ve gelişme sağlayamazsınız...

Gelinen bu aşamadan sonra yapılması gereken en doğru şey, KKTC'nin etkin turizm rotasının 'İskandinavya' ve 'İsviçre' olmasıdır... Bunun tam zamanıdır ve fırsatıdır!

Gerekirse ülkenin tüm turizm paydaşları "İskandinav ülkeleri" ve "İsviçre"ye görüşmeler yapmak için çıkarma yapmalı, oraya gidip görüşülmeli ve oradaki tur opreratörleri adaya davet edilerek, bu önemli pazar sadece Kıbrıs'ın güneyine bırakılmamalıdır... KKTC bu pazarda etkili olabilmek için tüm imkânlarını sonuna kadar içinde bulunduğumuz bu dönemde daha fazla kullanmalıdır...

Güney Kıbrıs'ın destek bulduğu pazarlardan Kuzey Kıbrıs'ın da destek bulması globalleşen turizm hareketlerinde mümkündür...

Bu ülkelerdeki tur operatörlerinin talepleri ve programları makro düzeylerde değerlendirilmeli ve onlara avantajlar sunularak, onlar için ürün ve hizmetler cazip hale getirilmelidir... Bunları oturduğunuz yerden yapamazsınız... Bunu tüm turizm paydaşlarını yanınıza alarak, bütünsel bir güç olarak yapmalısınız, Güney Kıbrıs'ın yaptığı gibi...

Makro hedef; bu ülkelerden ülkemize trafik düzeyini en üst seviyeye çıkarmak, tüm yıla yaymak ve turist sayısını artırmaktır... Bunu yapabilmek için de turizm politikaları ve stratejileri geliştirmek zorundasınız...

KKTC'nin ilgili Turizm Bakanlığının paydaşlarını da yanına alarak bu konularda daha dinamik, kararlı ve ısrarcı turizm politikalarını ve stratejilerini hayata geçirmeli, bu ülkelerle ortak reklam imkânları yaratılmalı, mesleki "Networking", yeni nesil uluslararası sektörel "ağ" geliştirmelidir...

KKTC yeni turizm vizyonunu, gelecek vadeden bu ülkelerde daha etkin bir şekilde çalışarak, hemen uygulamaya koymalıdır...

Yapılacak çalışmalar, makro düzeyde kesintisiz ve kararlı bir şekilde uygulanmaya konulursa, ülkemiz için daha fazla ve yeni pencerelerin açıldığını görecek ve KKTC'ye ek turizm hareketleri kazandırmış olduğunuzu deneyimleyeceksiniz...

Turizmde hedeflerinizi net, kararlı ve bilinçli olarak ortaya koymanız gereken yeni bir turizm dünyasına doğru gidildiği bugünlerde, "Ülkesel Yeni Turizm Vizyonunuzu" ortaya koymanız, değişen turist  davranışsal ihtiyaçlarını çok iyi gözlemlemeniz ve değerlendirerek, sektöre doğru yön vermeniz gerekmektedir... Şu ana kadar yapmış olduklarınız eski model bir "döngüden" daha ileriye gitmediğini üzülerek gözlemlemekteyiz... Aynı sloganlarla, aynı yaklaşımlarla, aynı söylemlerle ve aynı uygulamalarla, daha farklı ve daha fazla sonuçlar alamayacağınız, yeni dünya yapılanmasında apaçık ortadadır...

Şimdi bunu tersine döndürme zamanı! Fırsatlardan yararlanma zamanı... Akılları daha fazla ve etkin kullanma zamanı...

Bunu kullanmazsanız, birileri gelir ve bunu kullanmaya başlar... Siz de sadece buna bakıp, kalırsınız ve sadece “imkânsızlıklardan” bahsedersiniz ...

Güney Kıbrıs, dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip ediyor, ileriyi görebiliyor ve fırsatları kullanabiliyor... Bunun için, Finlandiya merkezli "Finnair", 2017’den beri Helsinki’den Güney Kıbrıs’a uçuşlar gerçekleştiriyor, "Norwegian" İskandinavya başkentlerinden Kıbrıs’a direkt uçuşlar yapıyor... "Eurowings" ilk kez Stockholm’den Kıbrıs’a direkt uçuşlar başlattı ve İsviçre’nin Bern kentinden Kıbrıs’a ilk kez charter uçuşlar başlatmak üzere olduğunu duyurdu...

"Onlar", bu potansiyelin farkında! Bunun için çalışmaları artırıp, geliştiriyorlar... Peki, bu ülkenin turizmine yön veren ülkenin en üstündekiler, siz sayın en üst düzey ülke yöneticileri, hangi tarafa bakmayı sürdürüyorsunuz? Tüm ülkenin yararlanabileceği turist artışı için hangi stratejileri ve turizm politikalarını uyguluyorsunuz? Potansiyel pazarlarda bütünsel güç oluşturmak için, ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Modası geçmiş gereksiz masraf olarak görülen turizm fuarlarından, ne zaman dünyanın kullandığı modern dijital çok boyutlu teknolojik tanıtma ve pazarlama stratejilerine geçmeyi planlıyorsunuz? En son ne zaman yeni turist ihtiyaçlarına yönelik davranışsal analizler gerçekleştirdiniz ve bu doğrultuda bunları turizm pazarlamalarında kullandınız?

Sizce, Türkiye'ye dahi KKTC turizmini tanıtmada yetersiz kalan bir zihniyet, ülke turizmini ne kadar daha ileriye götürebilir?

Dünyadaki göstergeler turizmde hiçbir şeyin aynı olmayacağı yönündedir... Turist ihtiyaçları ve beklentileri değişmektedir... İhtiyaçlar bilimsel olarak analiz edilmeden, ürünleri ve hizmetleri doğru şekilde tanıtamaz ve doğru pazarlamalar yapamazsınız... Bunu göz önünde bulundurmadan yaptıklarınız, harcadığınız emek, zaman ve para, tümü boşa gitmiş olacaktır...

Bu aşamadan sonra ülke olarak hata yapma, boşa para harcama lüksümüz kesinlikle yoktur...

Dünyada yaşanan krizlere, olumsuzluklara ve zorluklara rağmen, ayakta kalabilmek, ilerlemek ve gelişmek mümkündür. Yeter ki rotanızın ne olduğunun farkında olunuz... Bilinçli olunuz...

Unutmayınız! Keşfetmek için birçok farklı yol mutlaka vardır...

Araştırma yapmak, araba kullanmak gibidir, çünkü hepsinin aynı hedefe giden birçok farklı rotası vardır...

En iyi yolun, alçak gönüllü kalmak ve kendinize sadık kalmaktan geçtiğini unutmayınız... Her şeyi "ben" bilirim zihniyetinden hemen uzaklaşmalısınız... Bu zihniyet artık size ve çevrenizdekilere zarar verdiğini fark etmelisiniz...

Her zaman başarmaya değer bir şeyin önünde engeller olacaktır... Başarmak istediğiniz her şeye giden yolda bu engelleri aşmak için o azim ve kararlılığa sahip olmalısınız... Etrafınızdakileri motive etmelisiniz... Yol göstermelisiniz...

"Ülkesel imkânlar bu kadar!" Diyenlerden olmayalım... Buna benzer ifadeler kullanarak kendimizi "sabote" etmeyelim...

Felsefenin, hiçlikten hiçliğe giden birçok yoldan oluşan bir rota olduğunu sakın unutmayınız...

Geleneksellikten, alternatifliğe geçebilmelisiniz...

Ve o kelimeyi hatırlamalısınız; "umut"...

"Umut", her ne kadar aldatıcı olsa da, en azından bizleri kabul edilebilir bir yoldan, hayatımızın sonuna götürmeye hizmet eder...

Turizmde "umut"... Yaşamda "umut"... Ülkede "umut"...

Gidebileceğiniz en zor rotayı birlikte seçmeliyiz, birlikte çalışıp çabalamalıyız ve gün gelecek bunun üstesinden geldiğimizi, başardığımızı göreceksiniz...

KKTC'nin Turizm Rotası 'İskandinavya' ve 'İsviçre' Olmalı!

Ülkesel rotalar gibi, kişisel rotalarda da, herkesin kullandığı rotaya göre değil, kendi rotamıza göre seçmeliyiz! Kendi yolumuzu yaratmalıyız...

Nadir olanı yapmalıyız; bunu alışılmadık bir şekilde yapmalıyız!

Oyunun adı ne olursa olsun, rotayı mutlaka bugün hemen koşmaya başlamalıyız...

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.