BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

'Kolektif Bilinç!'

Yayın Tarihi: 29/04/22 07:00
okuma süresi: 10 dak.
A- A A+

Kolektif akıl hali...

Kolektif sonuç hali...

Demokrasinin kalbi...

Birden fazla bireyin bir araya gelmesi, akıl yürütmesi ve düşünme becerilerini tek bir konu üzerinde birleştirmesidir...

İşte "kolektif bilinç" terimi, en kısa açıklamasıyla tam da budur...

"Kolektif bilgelik", "akılcılık" aslında paylaşılan düşüncelere ne kadar değer verdiğinizle de ilgilidir...

Bizim ülkemizde günümüzde ve tarih boyunca var olmamış hayati derecede önemli bir kavram olarak ıssız bir köşeye hep bilerek itilmiştir... Hep bunun gücünden korkulmuştur... Bastırılmıştır...

Toplum olarak, inanılmaz "egolu" bireyler yetiştiriliyor ülkemizde... Geçmişte de böyle olmuştur, günümüzde de... Siyasal yapımızda da bunun en büyük örneklerini yaşayarak sürekli görmekteyiz...

Hükûmetler bozuluyor, hükûmetler kuruluyor, hükûmetler bozduruluyor, hükûmetler kurduruluyor... Dönüp dolaşıp hep aynı o noktaya geliyor, getiriliyor Kıbrıs Türk insanı...

Birileri geliyor ve birileri gidiyor... Gelenler de gidenler de her şeyi bildiğini sanarak hareket ediyor bu ülkede... Çünkü insanımız o şekilde yetişiyor ya da yetiştiriliyor... Herkes siyaset yapıyor... Herkes eleştiri yapıyor... Herkes en iyisinin kendisinin bildiğini sanarak yaşıyor bu ülkede... Dünyanın en fazla "siyasetle" ilgilenen, yorum ve eleştiri yapan ülkesiyiz...

Gelmiş geçmiş tarihimizin en büyük toplumsal eksikliği; yapıcı "kolektif bilinç", bu ülkede bilerek ya da bilmeyerek geliştirilemedi, geliştirilmek istenmedi...

"Paylaşımcılık" ruhu da, "ortak akıl" da hep eksik kaldı bu ülkede...

Bu ülkenin ciddi sorunları var... Bu ülkenin ciddi gelecek endişeleri ve kaygıları var... Geçim derdine düşen, çok zor durumda olan esnafımız, iş insanımız, ilaç bulamayan hastalarımız, saygı ve değer görmeyen yaşlılarımız, geleceğini görmeyen gençlerimiz, mekanik ruhsuz yetişen çocuklarımız var bu ülkede...

"Kolektif bilinç" eksikliği kendisini toplumun her yerinde açıkça göstermektedir... "Beceriksizlikler" artmaktadır... Kısaca, başımızdakiler bu ülkeyi yönetmeyi bir türlü "beceremiyor!"

Bu ülke "akılcılıktan" yoksun idare edilmeye çalışıyor... İnsanlar "Tesadüfen!" Yaşamaya itilmişler...

"Doğru akıl" yok!

"Kolektif bilinç" yok!

"Konsensüs" yok!

"Ortak akıl" yok!

Birileri geliyor... Birileri gidiyor... Hükûmetler değişiyor, şekil değiştiriyorlar... Isıtılarak aynı yemekler, tekrar tekrar servis edilmeye devam ediyor...

Peki bu, nereye kadar sürecek?

Halkın büyük bir kesiminin, yaşanılanlar karşısında dayanma gücü kalmamıştır... Bu ülkeyi "kolektif bilinç!" olmadan düzlüğe çıkarmanız asla mümkün değildir!

Şimdi, halkla "konsensüs" sağlama dönemi! Tüm "egolardan" kurtulma döneminde oludunduğunu bu ülkeyi yönetenler bilmelidir!

Halk ile birlikte "akılcılık" inşaa etme, geliştirme ve büyütme zamanındayız...

Bunu sahnedeki oyuncuları değiştirerek yapamazsınız... Film aynı film... Konu aynı konu... "Son" aynı "son!", Değişen ne?

Ortada "kolektif sonuç" yok!

"Ortak aklın" ana kaynağı; toplumu oluşturan bireylerdir... Her bir bireyin düşünceleridir... Davranışlarıdır... Yaşadıklarıdır... Yani, Kıbrıs Türk halkının varlığına saygıdır...

Ülkeyi yönetenler olarak, almış olduğunuz kararlar, atmış olduğunuz adımlar, ortaya koyduğunuz yeni oluşumlarda toplumsal "kolektif bilinç" ortada yoktur! Halka hizmet edemiyorsanız, kime hizmet ediyorsunuz? Vatandaş bunu açık ve net bir şekilde bilmek istiyor artık...

Sahnede sergilenen oyunlardan bıkan, usanan bir Kıbrıs Türk insanı var karşımızda... Sürekli oyuncuları değiştirerek, sahneyi değiştirerek, konusu ve sonu aynı olan oyunu sürekli tekrar ediyorsunuz, kendi içinizdeki "ortak aklı" bile ortaya koymayı beceremeden, bu ülkeyi yönetmeye çalışıyorsunuz... 

Peki bu zihniyet sizi ve toplumu nereye kadar taşıyacak?

Ülke ilerleyemiyor, açılım sağlayamıyor, gelişim sağlayamıyor! Sürekli yerinde sayıyor hatta dünyanın ilerlemesine uyum sağlamayıp, daha fazla geriliyor...

Dünya, ilerlemeye devam ederse ve siz ilerleyemezseniz, "gerileme" daha da fazla artmaya devam edecektir...

Bu ülkenin tek kurtuluşu; toplumsal "kolektif bilinç!" Alışkanlığının oluşturulması ve yaygınlaştırılarak, bu doğrultuda adımların atılmasıdır...

"Ortak akıl"; birey, toplum ve siyaset üçgeni üzerinde etkisini göstermelidir... Açılımlar, düşünce kapasitelerinin artırılmasına yönelik olmalıdır... Darlaştırıcı değil, geliştirici ve yapıcı olmalıdır... Baskıcı değil, özgürleştirici ve ilham verici olmalıdır... Toplumdaki ortak ya da sosyal zihnin resmini, geliştirebilecek niteliklerde olmalıdır... Zihinlerdeki farklı keşifleri ortaya çıkarabilmelidir... Gelecek nesillere ışık tutabilmelidir... Bireycilikten, kolektifçiliğe geçilebilmelidir...

Her şeyi bilen olmaktan, her şeyi dinleyen ve söylenenlerden "ortak akıl" ortaya çıkarmanın önemine varmalısınız...

Ortak akıl geliştirmeden, ilerlemeye çalışmak boşa kürek sallamaktır... Dönüp dolaşıp yine aynı noktaya dönmek demektir...

Peki, nereye kadar?

Tabii ki, toplumsal "kolektif bilinç!" farkındalığına varıncaya kadar...

Anlaşılması gereken en önemli şey, kolektif bilincin, bireyin dışında olan, toplum boyunca ilerleyen ve onu oluşturan ortak inançlar, değerler ve fikirler kümesinin sosyal fenomenini yaratmak için birlikte çalışan, sosyal güçlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmasıdır...

Öznenin, tüm toplum içindeki durumunu ve herhangi bir bireyin kendisini, herhangi bir grubun parçası olarak nasıl görmeye ve hissetmeye başladığını ifade etmesidir...

Kolektif bilinç; kolektif vicdandır... Ortak vicdandır... Toplumda birleştirici bir güç olarak işleyen paylaşılan inançlar, fikirler ve tutumlar kümesidir...

Tüm bunlar, ortak ahlaki bağlardır, toplumu düzenli, istikrarlı ve işlevsel tutan çok önemli yapıştırıcılardır...

Peki ülkemizde bunlardan ne kadarı, günümüzde var olmuştur veya var olmaya devam etmiştir...

Kolektif bilinç, bir toplumu oluşturan bireylerden çok daha büyük bir güç olarak var olmalı ve nesiller boyunca yayılabilmelidir...

Aynı zamanda sosyal gerçekleri de yansıtmalıdır ve sosyolojik bilgi kollektif bir bilincin benimsenmesiyle elde edilmelidir...

Ülkeyi yönetenlerin ve bu ülkenin vatandaşları olarak bizlerin, bu konulara yönelik bilinç ve farkındalığı yükseltmemiz gereken, bir geleceğe doğru ilerliyoruz...

Var olmak istiyorsanız, var etmelisiniz... Var edebilmek için de "akılcılığı", "ortak aklı", "kollektif bilgeliği" geliştirmelisiniz, desteklemelisiniz ve bu gelişimin içinde yer almalısınız, yer talep etmelisiniz... Toplumsal gücün, bir parçası olmalısınız... Aydınlanmış gücün kendisi olmalısınız...

Günler geçiyor... Yıllar geçiyor...

Unutmayınız! Yaşlanmak zorunludur ama büyümek, gelişmek isteğe ve tutuma bağlıdır! 

Bir gün geriye baktığınızda, neler kaçırdığınızı, neler yaşayamadığınızı üzülerek görecek ve nesiller boyu bedel ödenmeye neden olduğunuzun vicdanı hesaplaşmasını hissedeceksiniz...

Güzelliği görme yeteneğini koruyanların, asla yaşlanmadığını hep hatırlamalısınız...

Kollektif bilincin bir parçası olun, hatta kendisi... O zaman asla yaşlanmazsınız... Mutluluğu, sağlığı ve tüm güzellikleri gelecek nesillere taşımış olursunuz... Ve o gün geldiğinde, tebessüm ederek, vicdanen huzurlu bir şekilde, o ortak aklın bir parçası olarak, dünyaya gözlerinizi kapatır ve insanlığın gelişimine yapmış olduğunuz katkılarınızla gurur duyarak bu dünyadaki görevinizi tamamlarsınız...

"Kolektif Bilinç!" Var olma gücünüzdür... Kararlığınızdır, iradenizdir, geleceğinizdir ve gençliğinizdir...

Gücünüze, kararlılığınıza ve iradenize sahip çıkınız!

Kıbrıs Türk insanı olarak birlik olunuz, ortak akıl olunuz ve hep birlikte büyüyen bir güç olunuz... İstemek, inanmaktır... Var olmaktır... Var etmektir... Kentlenmektir... Bir bütün olmaktır...

Kırışıklığınızda, bir pırıltı olması önemlidir... Şimdi o pırıltıyı yaratma zamanı...

Yaşlanma, kaybedilen gençlik değil, yeni bir fırsat ve güç aşamasıdır... Yaşlanmak diye bir şey yoktur, olgunlaşmak ve bilgilik yaratmak vardır...

"Kolektif bilinçle" yaşlanmak insanı daha canlı yapar... Daha fazla canlılık, daha fazla ilgi, daha fazla zekâ, daha fazla zarafet, daha fazla güç verir...

Şimdi, "Kolektif Bilinç!" Olma zamanı...

Şimdi genç olma ve genç kalma zamanı...

Gençlik özlemi çekmemek için, bugün o adımı hep birlikte atmalısınız...

Asla unutmayınız! Yaşlandığınız için "ortak akılı" bırakamazsınız, "ortak akılı" bıraktığınız için yaşlanırsınız...

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.