BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

KKTC'nin kamusunda üst düzey sözleşmeli personel sayısı neden artıyor?

Yayın Tarihi: 24/06/22 07:00
okuma süresi: 12 dak.
A- A A+

Son zamanlarda "KKTC Resmî Gazete'de" en fazla öne çıkan konular: Üst düzey sözleşmeli personel istihdamları, cumhurbaşkanlığına ve bakanlıklara atanan danışmanlar, müsteşar, özel kalem müdürlüğü mevkilerine yapılan atamalar, terfiler, yeni yönetim kurulu başkanlıkları ve üyelikleri, komisyonluklar, komisyon üyelikleri, temsiliyet ve katılım masraflarının karşılanmasına yönelik hükûmet ile parti yandaşlarına yönelik yapılan ayrıcalıklar, sağlanan imkânlar ve oluşturulan destekler var...

Öncesinde, yıllık programlama ve planlama yapılmadan, gelişigüzel kadro adları oluşturularak, KKTC kamusuna üst düzey sözleşmeli personel olarak istihdam edilenlerin sayısında çok fazla artış olduğunu "Resmî Gazete'yi" takip edenleriniz açıkça görmektedir...

Atama yapılan kişilerin genellikle hükûmete yakın "partili" kişilerden seçilmesi de dikkatlerden kaçmamaktadır...

KKTC'deki pahalılığın gün geçtikçe daha fazla arttığı, alım gücünün düştüğü, fakirleşmenin yükseldiği, yardıma muhtaç vatandaşın daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğu böylesine bir dönemde, hükûmetin yeni atamalara, yeni danışmanlara ve yeni üst düzey istihdamlarına, halkın yüzüne baka baka devam etmesi, oldukça düşündürücüdür...

Kamuda yüksek maaşlarla istihdam edilen "partili" üst düzey kişilerin, devlete maliyetleri de her geçen gün artmaktadır... Devlet gelirlerinin kamufle edildiği, gerçekleri yansıtmadığı ortadayken, bir taraftan da istihdamlara, atamalara ve siyasi çıkar sağlamaya yönelik tutumlara ve uygulamalara kesintisiz devam ediliyor...

Doğru dürüst kadro ismi ve görevi bile tanımlanmadan, aciliyeti olmayan, kamu maliyesinde ciddi artışa neden olan, tüm bu yaklaşımlar ve zihniyetler, ülkesel finansal destek sağlayıcıları tarafından, neden göz ardı edildiği, neden engellenmediği, neden hesabının sorulmadığı da ayrı bir merak konusu olarak karşımızda ciddiyetle durmaktadır...

Ülke yangın haline gelmişken, aciliyeti olmayan tüm bu üst düzey personel istihdam maliyetlerindeki artışlara, neden devam ediliyor?

Yeni protokoller gereği çok fazla münhal açamayan hükûmetin, çözüm yolu olarak "sözleşmeli personel" adı altında "partililerini" istihdam etmesine ve devletin maliyetlerini yükseltmesine rağmen, finansal yardımları yapan büyük taraf olarak TC yetkililerince, bu duruma niye "dur" denilmediği henüz daha bilinmiyor! Bu sorunun cevabını bulamayan, çok sayıda TC ve KKTC vatandaşı vardır... Gündem değişikliği yapmadan, bu konuya niye yeterince odaklanılamadığı ise ayrı bir merak konusu...

Bu aşamada akla gelen en önemli soru: Neden bu aşırı "partili" kamu istihdamlarına halen son sürat devam ediliyor ve buna bir türlü "dur" denilemiyor?

Kamu maliyesinin maliyetleri bu yönden her geçen gün yükselmeye ve artmaya devam ederken, yolda yürüyen KKTC vatandaşı da, Türkiye'de yaşayan TC vatandaşı da buna niye müdahale edilmediğini, buna niye halen daha müsaade edildiğini, şimdi daha fazla sorgular hale gelmiştir... "Bu paralar KKTC'ye bunun için mi veriliyor?.." Bu soru bugünlerde Türkiye kamuoyunda daha sıkça sorulmaya başlanmıştır...

KKTC kamu maliyesi, partili "sözleşmeli üst düzey" istihdamları ile "müsteşar, özel kalem" atamaları ile tavan yapmaya devam ederken, bir taraftan da açlığa, fakirleşmeye, yok oluşa sürüklenen halk, aynı zamanda farklı zıt durumları da beraberinde yaşamaktadır...

Bir taraftan parasının olmadığını söyleyen KKTC hükûmeti ve bir taftan da çok yüksek ücretlerle partili müsteşar, özel kalem, danışman mevkilerine yeni atamalar ile sözleşmeli yeni üst düzey personel istihdamlarına son sürat devam edilmesi...

Peki, bunun "anlamı" ya da "adı" nedir, sizce?

Birileri bu ülkede kendilerini çok mu "akıllı" zannediyor, sizce?

Partililer ile birlikte kamuda etkin bir güç oluşturmaya çalışan ilgili partiler, yüksek ücretli "üst düzey" sözleşmeli personel, müsteşar, özel kalem müdürü, danışman vb. aşırı istihdamlar ile hükûmetin kesintisiz devam etmesine yönelik sözleşmeli personel ile ailelerinin ve çevrelerin desteklerini otomatik kendilerine bağlayıp, bu yönde bir strateji geliştirirken, yüksek maaş almaya hükûmet süresince devam edeceklerini ve herhangi bir nedenden dolayı hükûmet değişimine gidildiği noktada, sözleşmelerinin bitebileceğini ve bu yüksek maaşları alamayacaklarını bilen bu kesim, ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde, bu parayı almaya devam etmeleri için tüm akrabaları ve çevreleriyle canla başla parti adına çalışacaklar ve asla hükûmet değişimine müsaade etmeyeceklerdir... Söylediklerinize katılmayacaklar, yazdıklarınızı onaylamayacaklar, sürekli birileri tarafından eleştirileceksiniz... Kelimelerinizden, cümlelerinizden farklı anlamlar çıkarılacak, manipüle edilmeye çalışılacaksınız... Ötekileştirileceksiniz... Bu noktada inanılmaz büyüklükte bir ordu ve çıkar sistemi yaratılmaya çalışıldığı ortadadır... Atamaların, istihdamların, üst düzey sözleşmeli personel sayısının artırılmasının, partisel güç oluşturulmasının ve buna göz yumulmasının en büyük nedeninin de bu olduğu gözlenmektedir...

KKTC ekonomisinin zor süreçlerden geçtiği bugünlerde, partiliye vefa borcu bu şekilde kamuda yüksek maaşlarla, kesintisiz büyüyerek, ödenmeye devam ederken, bu ortamda herkes birbirine muhtaç hale getiriliyor... Sistemden beslenenler, çıkar sağlayanlar çoğaltılarak, ülkesel güç ve baskı unsuru ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır...

Yani anlayacağınız, toplumsal uçuruma doğru hep birlikte sürüklenmekteyiz...

Modası geçmiş tüm bu uygulamalarla, ülkenin geleceği, çalınmaya devam ediyor... Vatandaşın yüzüne baka baka... Utanmadan... Sıkılmadan... Kamu maliyetleri, bu yollarla yükseltilmektedir...

Zıtlıklar ve ikilik üzerine kurulan sistemsel bir siyasi yapının, dünyada en muhteşem örneği KKTC'de yaşanmaya devam ederken, hayatlar, en tutarlı düşünce kalıplarının ve seçimlerinin meyvesi olmayı sürdürüyor...

Hatırlamanız gereken, yaratıcılığın, olaylara farklı bir şekilde bakmak için, yerleşik kalıpları kırmanın gerekli olduğudur... Döngülerin, bu şekilde kırıldığını artık herkes anlamaya başlıyor...

Önemli olan, "anda" yaşamaktır... Şimdiyi yaşamaktır, çünkü her an şimdidir... Geleceğinizi yaratan o andaki düşünce şekilleriniz, davranışlarınız ve adımlarınızdır... Gelecekteki yolunuzun ana hatları zaten var, çünkü onun kalıbını geçmişinizden yarattınız...

Kalıplar bozulduğunda, yeni dünyaların ortaya çıkmaya başladığını fark edeceksiniz...

Gerçek, tüm sabit kalıpların dışındadır...

Gerçek yaşamsal başarı, kişinin en çok zevk aldığı yaşam biçmini takip etmesidir... Ne istediğini, niçin istediğini bilmesidir...

Karakteriniz, temelde alışkanlıklarınızın bir birleşimidir! Bu, bireylerde de böyledir, toplumlarda da böyledir...

Bir ülke olarak davranışlarımızda, pek çok başka tarihsel sürece paralel olan, çeşitli kalıpları da rahatlıkla görebilmekteyiz...

Uyuruz ama hayatın dokuma tezgâhı hiç durmaz ve güneş batarken ören desen, sabah doğduğunda da örmeye devam eder...

Matematiğin bazen kalıpların bilimi olarak da adlandırıldığı fark etmeden, otomatik yaşamaya devam ederiz... Siz yaşadıkça birileri daha fazla güçlenir... Siz var oldukça ve "onları" var ettikçe, "onlar" gelişir ve büyür... Ve gün gelir sizin varlığınıza aldırış etmemeye, sizi tanımamaya başlarlar... Kullanılırsınız ve gün gelir bir kenara itilirsiniz...

Kafasının kalıplarında yaşamaya mecbur bırakılan, kalıpların bağımlılığına itilen insanımızın sayısı da gün geçtikçe artmaya başlar ve her gelen, geçmişin kalıpların bir sonraki nesillere bilinçsizce taşımayı sürdürür...

Alışkanlıklar ve rutin yaşam biçimleri dikte edilip buna müsaade edildiği sürece, ruhun yeni boyutları asla ortaya çıkmayacaktır...

Ülkemizde yapay olarak yaratılan, bir "yetersizlik" histerisi psikozunda geliştirilen ve aralıksız "korku" propagandasıyla beslenen "muhtaç" ekonomisine yönelik yaşadıklarımız, genel yanlış kalıplaşmış ve yönlendirilmiş geçmişten gelen hatalı siyaset modelimizin bir parçası olarak nesiller boyu yaşamlarda devam eder...

Ortaya çıkan insanlığımız, sonsuz derecede kırılgan olan ve asla doğrudan miras alınmayan, kalıplarla birbirine örülmüş bir dizi öğrenilmiş davranışa dayandırılır...

Tıpkı, dönüp dolaşıp aynı yere gelmeye devam etmemiz gibi...

Tıpkı, KKTC kamusunda, üst düzey sözleşmeli personel sayısında artışlara, hiçbir şey olmamış gibi son sürat devam edilmesi gibi ve tüm bunların çok normal olduğunu görmeye devam etmemiz gibi...

Zıtlıklar ve ikilik üzerine kurulan sistemsel siyasal yapımızı, sorgulamadığımız gibi... Çoğu şeyin farkına varamadığımız gibi...

Tıpkı hayatın, insanlar için neyin yolunda gitmediğini bulma ve kendini ondan kurtarma ve sonra aynı şeye tekrar girmemeye çalışma sürecini bilmediğimiz gibi...

Görünenden, görünmeyeni tahmin etme gibi... Tüm parçaları kalıba göre yargılama gücü gibi...

Farkına varanlar ve farkına varmayanlar gibi...

Karakterimizin temelde alışkanlıklarımızın bir birleşeni olduğunu, anlamadan yaşamaya devam etmek gibi...

Günümüz dünyasının, bize geçmiş dinazorların sahip olduklarından çok daha fazlasını verebilecek güçte olduğunun, farkındalığına varamadığımız gibi...

Kalıplar er geç, değişir...

Dünyanın, beynin haritasını çıkarmaya yönelik adımlarını artırmaya, geliştirmeye yöneldiği, zihin biliminin korkunç gücünü konuştuğu bugünlerde, hafızayı oluşturan ve depolayan yeni kimyasal kalıpları tanımlanırken, KKTC insanı halen daha hangi kalıplara sıkıştırılmaya çalışılıyor? Hangi kalıplarda yaşatılmaya çalışılıyor? Farkında mısınız?..

Gerçekliğimizin, bize ait olmayan kalıplarla yorumlanması, bizi daha da bilinmez, daha az özgür ve en önemlisi de daha yalnız olmaya hizmet eder duruma getirdiği gibi...

Unutmayınız! Anlayabilmek, kalıpları algılayabilmektir...

Tüm hayal gücümüz; düşündüğümüz, hissettiğimiz her şeydir... İnsan, beyninden gelir ve bu beyinde yeni kalıplar yarattığımızda, beyni yeni bir şekilde kullanmaya başladığımızda, asla olumsuz, duygu, düşünce ve davranışlara geri dönüş yapmazsınız, ileriye, hayallerinize ve hedeflerinize yönelmeye başlarsınız...

Kendimizi değiştirmeye başladığımızda, çevremizdekileri de değiştirmeye başlarsınız... Yaşamak istediğiniz ülkeyi de... Nasıl bir yaşam, yaşamak istediğinizi de...

"Zekâ"dan yararlanın... "Zekâ", dünyadan bilgi alma ve bu bilgilerde algılarınızı düzenlemenize ve dış dünyayı anlamanıza izin veren kalıpları bulma yeteneğidir...

Seçimleriniz korkularınızı değil, umutlarınızı yansıtsın...

Her sabah iki seçenekle güne başlarsınız... Ya rüyalarınızla uyumaya devam edersiniz ya da uyanıp rüyalarınızın peşinden gidersiniz...

Çare sizsiniz...

Karar sizsiniz...

Çözüm sizsiniz...

Unutmayınız! Kaderiniz, karar anlarınızda şekillenir...

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları