BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Tarikatlar, siyasi güç haline gelir mi?

Yayın Tarihi: 22/07/22 07:00
okuma süresi: 12 dak.
A- A A+

Genelde dünyada, özelde de ülkelerin kendi içlerinde, ilişkilerini çeşitlendiren, büyüten ve derinleştiren tarikatlar, ticaretten medyaya kadar çeşitli kurum, kuruluş ve işletmenin de sahibi durumundadırlar...

Cemaatların ve tarikatların, dini, tarihi ve hukuki temellerinden daha çok, dünyadaki günümüzdeki tartışılan yönü, özellikle ticari ilişkileri ile birlikte siyasi bağlantılarıdır...

Her ülkenin kendi içinde, farklı isimler ve çatılar altında sürdürülen faaliyetler, kimi zaman en yüksek "oy potansiyeli", kimi zaman da genişleyerek ve derinleşerek, kamu kurumları ile kuruluşlarına "yayılma" rolünü de üstlenmişler, siyasileri de dolaylı yoldan "kontrol" altına almışlardır...

Tarih boyunca farklı görünürlüklere bürünen tarikatlar, zayıf sistemsel yapılarda başarı oranlarını artırmışlardır... Kimi zaman dünyalı olmuşlar, kimi zaman da ülkesel ve bölgesel, üstü kapalı gizli çalışmalar yapmışlardır...

Peki, KKTC'de durum ne? Gelmiş geçmiş hükümetler bu konulara yeterince önem vermişler mi? Bu konularla ilgili yeterince ciddi önlemler almışlar mı? Bunlar için takip sistemleri oluşturmuşlar mı? Ülkeye yerleşenleri detaylı bir şekilde araştırmışlar mı? Bu konularda ülke olarak bilgi düzeyimiz hangi düzeyde?

Ülkedeki zayıf sistemsel yapının, "parayı takip" edemediği gibi, "kişileri" de takip edemediği bilinen bir gerçektir... Bu da, bu yöndeki yapılanmalar için ülkeyi büyük bir potansiyel haline getirmiştir... "Güçler" arttıkça, genişledikçe ve derinleştikçe tarikatlar konusunun, KKTC'de siyasi bir güç haline gelebileceği kesinlikle göz ardı edilmemelidir... Sistemsel yapımız bu yönden oldukça zayıftır ve tehlikelere açıktır!

Dünyadaki ülkelerin zayıf devletler olarak nitelendirilerek gruplaştırıldığı bilinirken, bir de buna "tanınmamışlık" eklenince, o ülkenin bu yönden potansiyelinin ne kadar yüksek olabileceğinin riski, en detaylı şekilde değerlendirilerek, bu yöndeki ülkesel güvenlik önlemlerinin ve takip sistemlerinin geliştirilmesi, güncellenmesi gereken, hayati bir süreçte olmamız gerektiğinin bilincine varmalıyız... Ülke, bu yönde yapılanmaya fırsat vermemeli, ortam yaratmamalıdır... Önlemlerini geliştirip, artırarak yükseltmelidir...

Ülkelerde, kurumlaşarak, ticaret ve yatırım ilişkilerini de büyüten bu yapılara karşı ileride çok büyük bedeller ödememek için gerekli önlemlerin bugünden hükümetlerce kararlılıkla ve bilinçle alınması gerekmektedir...

Dünyadan, ülkelere turizm sektöründen, inşaat sektörüne, eğlence sektöründen, medya sektörüne ve çok çeşitli ticaret kollarına yayılan bu yapılanmaların özünde çoğu zaman "tarikatların" da olabileceği kesinlikle unutulmamalıdır... Tüm dünyada bunun örneklerine her geçen gün daha fazla rastlanmaktadır... Zayıf ülkeler, bu konuda çok ciddi riskler altındadır... Bu yapılanmalara gerekli önlemler zamanında ve yerinde alınmazsa, bunların rahatlıkla siyasi güçler haline gelebileceği bilinmelidir...

Ülkelerde kendi medyaları, tekstil-giyim markaları, yiyecek-içecek-eğlence hizmetleri, finans şirketleri gibi yapılanmalarla artık, "dini" yapılanmadan, "ticari ve yatırım" yapılanmalarına doğru bir evrimleşmeye dönüşmüşlerdir... Geleceğin güç dünyası bunlarla büyüyerek, siyaseti de içine alarak devasal bir şekilde tüm ülkelere doğru genişlemektedir ve yayılmaktadır...

KKTC, bu yapılanmalar konusunda en riskli ülkeler içerisndedir... Ticari ve siyasi yönden ilişkiler, en tehlikeli yapılanmalardır... Bu konulara yönelik önlemler acilen ve kararlılıkla artırılmalıdır... Sosyoekonomik arka bahçeler çok yakından takip edilmelidir...

Dünyadaki yapılanmaları, model olarak alan ülkelerin yerel zihniyetlerinin de, bu doğrultuda yapılanmalara doğru gitmeye çalıştığını, konunun dünya çapındaki uzmanları her fırsatta açıklamaktadır... Bu konularda ülke olarak gözümüzü şimdi daha fazla açmak zorundayız... Dünyada model olarak uygulanan ve artmaya başlayan ülkelere yayılan bu tür ticari yapılanma ve yatırımlar çok yakından takip edilmelidir, siyasete asla bulaştırılmamalıdır...

Dünyadaki bu yöndeki yapılanmalar odağında, zayıf ülkelerin olduğu asla unutulmamalıdır... Bu konulardaki önlemler şimdi daha fazla güçlendirilmelidir ve daha fazla artırılmalıdır...

Günümüzün dünyasında, tarikatların en büyük kılıfının ülkelerde "ticaret - yatırım" ve bunlarla birlikte "siyasi ilişkiler" olduğu kesinlikle göz ardı edilmemelidir... İçinde bulunduğumuz zaman, bu yönden en tehlikeli dönemdir ve KKTC hükümetlerine ve siyasetçilerine bu yönde çok büyük sorumluluklar düşmektedir... Bu konulara yeterince hassas olunması gereken hayati bir dönemdeyiz...

Bu tür yapılanmalar; zıyıflıklardan, çaresizliklerden, olanaksızlıklardan, imkansızlıklardan, önlemsizliklerden, bilinçsizliklerden, alternatifsizliklerden, eşitsizliklerden, ayrıcalıklardan, haksızlıklardan, adaletsizliklerden ve en önemlisi de "siyasi istikrarsızlık" ile "farkındalıksızlıktan" beslenir...

Gözünüzü açın! Bireysel olarak da açın, toplumsal olarak da açın, ülke olarak da açın... "Farkındalığınızı" yükseltin...

Arkanızı, bireysel olarak da, toplumsal olarak da, ülke olarak da kime, neye yasladığınıza dikkat edin! Bir anda kendinizi istemediğiniz bir yerde bulabilirsiniz... Farketmeden onları bir "güç" haline getirebilirsiniz... Onları yöneten değil, yönetilen durumuna rahatlıkla düşebilirsiniz...

Ülkesel tarikatları, siyasi bir güç haline hiç beklemediğiniz bir zamanda, bilmeden getirebilirsiniz!

"Tarikatlar, siyasi güç haline gelir mi?" Sorusunun cevabı da tam da budur... "Evet" çeşitli kılıflar içinde tarikatlar gizlenebilir ve siyasi güç haline rahatlıkla gelebilir... Onlar, her dönem, iktidara yanaşmayı seçerek, kendilerini var etme yoluna ve toplum gözünde kabul ettirmeye yönelerek stratejik yöntemlerle, yayılmayı tercih ederler... Çoğu zaman bunu, ruhunuz bile fark etmez...

Devlete ait imkanlar, kılıf altındaki bu yapılanmanın emrine verilmezden önce, çok iyi araştırılmalıdır... Çok iyi değerlendirilmelidir... Ülkesel ortak akıl ve toplumsal bilinç geliştirilmelidir... Siyasetle olan ilişkileri ve bağları tamamen kesilmelidir... Kapitalizmin ne olup ne olmadığı ve dünyadaki gücü çok iyi bilinmelidir...

Tarikat ve siyaset ilişkisi çok iyi ölçümlenebilmelidir... Aksi taktirde bunun bedelini halk öder, toplum öder, ülke öder...

Dünya, bilinen dünya değildir artık... Tarikatların gücü de bilinen "güç" değildir! Çok daha ötesidir...

Devletin kimlere, hangi projelere karşılık, ne için, imkanlar sunduğu, krediler verdiği, çok iyi bir şekilde sistematik süzgeçlerden geçirilmelidir... Arkada kimlerin olduğu araştırılmalıdır... Bilinmelidir...

"Yatırım" diyerek geçiştiremezsiniz!

Zayıf ülkelere yanaşan, farklı kılıflardaki "sermaye" tarikatların ötesinin ne olduğu göz ardı edilmemelidir... Devletçe verilen olanaklar, imkanlar çok boyutlu gözden geçirilmelidir... Ölçümlenmelidir... Şimdi bunlara, çok daha fazla dikkat etmeniz gerekmektedir...

Ekonomik krizlerle, geçim sıkıntılarıyla boğuşan KKTC, bu yönden en tehlikeli dönemine girmiştir... Özellikle ihalesiz yapılacak devlet işleri toplumu ve ülkeyi uçurumun yanına daha fazla yaklaştıracaktır...

Yeni dünyada ve ülkemizde bir dönem kapanmış ve yeni bir dönem açılmıştır... Size yakın gibi duran "sermayenin", siyasi güç haline gelmesine asla müsade etmeyiniz... Buna aracı olmayınız... Hele bu zamanda asla buna yanaşmayınız!

Bir dönemin hameset siyasetçilerinin, bugün ne durumda oldukları ortadadır... Toplumun onlara saygısı eksik olmaz belki ama, değer yargıları tamamen değişebilir...

Günümüzde, dünyanın en büyük tarikat kılıfı; ticarettir, yatırımdır... Bu kanallarla siayasi güç haline gelenlerin sayısı dünyada çok hızlı bir şekilde artmaktadır... Ülkelerin iktidarlarıyla, siyasi ilişki kurmak da en yaygın davranışsal özelliklerdir... KKTC'de siyasi ve ideolojik ilişkilerin buz dağının alt kısmında da gelişim gösterebildiği kesinlikle göz ardı edilmemelidir...

Farklı kültürlerin arkasına sığınarak yapılan çeşitli küçük, büyük masum gibi görünen tarikatların en yıkıcı örneklerini tüm dünyada görmekteyiz... "Manevi kültürler" ve "bağışlar" adına farklı farklı çalışmalar ve uygulamalar yapılıyor... Ve bir uçları da mutlaka bir "felsefeye" dayandırılıyor... Bir tür huzur "egzersizi" şeklinde beden buluyor..."Bağış ve yardım" çalışmaları adı altında da farklı farklı faaliyetlerde bulunan gruplar oluyor... Küreselleşmiş ve beyinleri yıkanan "manevi" ülkesel küçük küçük toplulukları haline getirilen bir takım sözde "rahatlatıcı" ve "bağışçı" uygulamaların farklı grupları ve oluşumları, büyük bir tehlike haline gelebiliyor... En yaygın olan gruplarda, "Usta"ya hürmetle birlikte üyeliğiniz kabul ediliyor... Ve mekanizmalar, ana akımlar tek bir güçlü merkezden dünyaya yayılıyor... Bu kesimler, çoğunlukla bunun adına mistik "felsefe" diyor, bir tür huzur "egzersizi"... Çoğu zaman bunların merkezinde tek bir sosyopatik lider ve onun çevresinde, "mutluluk" adına örtbas edilen istismarı mümkün kılan ve bundan faydalanan koca bir suç ortaklığı ağı var... Bunlar da faklı kılıflar altında ülkelerde faaliyet gösteren terikatların "yeni çağ" rahatlama modelleri ve bu akımın eğitimci eğitmenleri ve temsilcileri oluyorlar... Bu yerler ve mekanlar da, "arayış" içinde olanların, zayıf kişiliklerin can simidi oluyor... Buralarda büyük paralar dönüyor... Üyeler, en fazla bu felsefi tarikatının, eğitimcisi olmak için bu yerlere gidiyor ve çok da fazla bir değeri olmayan bir belge almak için inanılmaz büyük miktarlarda paralar harcıyorlar... Mahalle ortalarında, evlerde, apartmanlarda faaliyet gösteriyorlar... İlginç olan, tanınmış kişilere ait olan yerlerin çoğunun açılış kurdelelerini siyasetçilerin kesmesi... Buralarda karizmanın, manevi aşırılığın ve otoriter kontrolün etkisi altındayken, kişi ruhsal olarak gelişme arayışına kendini teslim ediyor. Gerçeklik yeniden tanımlanıyor ve itaatkar bir takipçi olmayı öğreniyorsunuz... Çoğunlukla tanıtımlarını sosyal medya kanalıyla yapıyorlar... Peki ülkemizde, bu ve buna benzer felsefi akımların ve bağışçı grupların yapılanmalarını kim kontrol ediyor? Kim denetliyor? Kim disipline ediyor... Bu akımların sayıları büyüyerek, genişleyerek derinleşiyor ve şu anda ülkemizde kontrolden çıkmıştır...

Ülkelerdeki kayıt dışılık, birbirini besleyen ve tetikleyen en önemli oluşumlardır... Kayıt dışı yapılanmalar, kayıt dışı sermayeler, kayıt dışı siyasi ilişkileri yönlendirebiliyor... Etkisi altına alabiliyor... Söz hakkı kazanabiliyor...

Kapitalizmin ağır bastığı günümüz dünyasında, siyaset mi tarikatı yoksa tarikat mı siyaseti yönlendirdiği çok açık bir şekilde ortadadır...

Yapılması gereken, bu konudaki bireysel, toplumsal ve ülkesel farkındalığı artırmaktır... Bu farkındalığı yaymaktır... Bilinçli olmaktır... Yaşadığımız, ekmeğini yediğimiz ülkemizi "ortak akılla" korumaktır...

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.