BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Türkiye'de 'sosyal medya yasası' kabul edildi, sırada KKTC var!

Yayın Tarihi: 21/10/22 07:00
okuma süresi: 11 dak.
A- A A+

Türkiye'de iktidar kanadının "dezenformasyonla mücadele" olarak değerlendirdiği " ve kamuoyunda "sosyal medya yasası" olarak bilinen, muhalefet ile basınla ilgili meslek örgütlerinin de "sansür yasası" olarak nitelendirdiği basın kanunu düzenlemeleri (kanun teklifi) TBMM'den geçti ve "dezenformasyon" yasası olarak Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi...

Peki şimdi ne olacak?

Bu yasaya göre, kamudaki düzeni bozmaya elverişli her türlü bilginin paylaşılmasına 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilebilecek...

Adli kurumlar tarafından istenilen bilgiler verilmemesi halinde de sosyal ağ sağlayıcılarının trafiğindeki bant genişliğine yüzde 90 oranlarına kadar daraltma yapılabilecek...

Sosyal medya yasasının ne olduğu ve neleri kapsadığına kısaca bakacak olursak; sahte isim ve hesapla her türlü yasa dışı içeriği oluşturup paylaşma, farklı siyasi düşüncelerdeki kişilere, herhangi bir alanda rakip olarak görünenlere, farklı dinlere veya milletlere yönelik yapılan her türlü iftira, küfür veya hakaret etmeye, karalamaya ya da itibarsızlaştırmaya, ayrımcılığa ve nefrete yönelik her türlü yaklaşıma, zemin oluşturmaya engel olmak olarak değerlendiriliyor...

Akla gelen ve en fazla sorulan soru; peki, neden şimdi?

Bunun cevabını herkes kendisine göre verecektir...

Kimilerine göre "dezenformasyonla mücadele yasası" kimilerine göre de "sansür yasası" olarak adlandırılan kanun teklifinin Meclis Genel Kurulu'da kabul edilip, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte kapsama alanının genişletilerek KKTC'nin de dahil edileceği göz ardı edilmemelidir... Tüm hazırlıklar bu yöne doğru ilerlemektedir...

Bu çok önemli ve henüz KKTC'de çok fazla farkındalık ve önem oluşturulmayan buna benzer yasalarla birlikte hayatların da değişeceği ortadadır... Bu tür yasalarla birlikte haber alma hakları, ifade özgürlükleri ve iletişim alanındaki hayatların da değişebileceği bilinmelidir...

Peki, hayatlarda neler değişebilir?

 Aslında, her şey...

Örneğin ülkedeki uzmanlar, enflasyon veya diğer veriler ile ilgili açıklamalarından dolayı hapis cezasıyla yargılanabilecek...

Siyasi kulislerdeki konuşmaları yazan gazeteciler, yargılanabilecek... Bu tür yargılanmaların önü kolaylıkla açılabilecek...

"Yanıltıcı bilgi" olduğu öne sürülen sosyal medya veya haber paylaşımlarını beğenen kişiler, "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma"dan dolayı onlar da hapisle cezalandırılabilecek...

"Herkesin duymasını istemediğiniz" için Whatsapp'tan yaptığınız görüşmelerin verileri de gerekirse incelenebilecek...

Türk Ceza Kanunu'na "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" diye yeni bir suç eklenen yasada, bu suçu işleyenlere üç yıla kadar hapis cezası öngörülebilecek... Duruma göre cezalar yarı oranında da artırılabilecek...

Planlanan idari tedbirler arasında medya kuruluşlarına da para cezası ve sosyal medya ağlarında bant daraltma yaptırımları da olabilecek...

Yani anlayacağınız söylemiş olduklarınız, yazmış olduklarınız, paylaşmış olduklarınız, beğenmiş olduklarınız bu kapsamlarda suç sayılırsa, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabilecek, ayrıca bu bilgilerin haberleşmesine, yayılmasına araç olanlar da aynı kapsamda ayrı ayrı yargılanabilecek...

KKTC de bundan payına düşeni fazlasıyla alacaktır...

Kapsama alanı KKTC'ye doğru genişleyecektir...

Her paylaşım suç sayılabilecektir...

Türkiye’de son yapılan meclis görüşmelerde kabul edilen en önemli maddelerden biri aynen şöyledir:

29’uncu madde: Teklifin en kritik maddesi olan "yanıltıcı bilgiyi yayma" suçunu Türk Ceza Kanunu’na ekleyen madde değiştirilmeden kabul edildi. Teklifin kabul edilmesiyle, "halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişiler" ibaresiyle gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları suçlu bulunursa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır...

Bu yasayla ilgili yapılan tarafsız hukuki uzman değerlendirmelerinde ortaya çıkan en önemli ve dikkat çekilen husus, bu yasada Anayasa'daki temel güvenceler ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı hükümlerin olduğuna yönelik yapılan önemli tespitlerdir... Bir ülkede Yargı bağımsızlığı sorunu varsa, bu tür yasaların uygulanamaz olduğu yönünde yorumlar ve uyarılar şimdi daha fazla dile getirilmeye başlanmıştır...

İfade özgürlüğünün demokratik toplumun esaslı temellerinden biri olduğu asla unutulmamalıdır...

Bu aşamadan sonra sormamız gereken en önemli sorulardan biri de; peki siyasetçilerin söylediklerinin, yaptıkları açıklamaların doğruluğunu, kim kontrol edecek?

Aslında gerçek olan şu ki, devletin sosyal platformları düzenleme ve denetleme yetkisinin olduğudur... Bunun nedeni en başta devletin, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini korumak için var olduğudur... Dolayısıyla da, sosyal medya platformlarda kişilerin aleyhine asılsız ve kastı şekilde farklı şekillerde ithamlarda bulunuluyorsa bu yönde düzenlemeler yapılabilir, iş hayatına, özel hayata ilişkin bir takım ihlaller yaşanıyorsa bu yöndeki düzenlemeler ve tedbirler artırılabilir... Fakat, ifade özgürlüğünü kısıtlamaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olarak bir takım düzenlemeler getirmeye çalışmak çok daha ciddi farklı sosyal sorunları da beraberinde getirebileceği kesinlikle göz ardı edilmemelidir... En önemli nokta tam da burasıdır ve bunun altı iki defa çizilmelidir...

Dolayısıyla, demokratik bir toplumda aslında tek bir doğrunun olmadığı, çoğulculuğun da olduğu hatırlanmalıdır...

Yaşanan tüm bu gelişmeler karşısında dünyanın özellikle Birleşmiş Milletlerin çok ciddi "endişeleri" olduğu, yaptıkları açıklamalardan açıkça görülmektedir...

BM İnsan Hakları Ofisi, bu tür yasaların öznel yorum ve suistimal olasılığını açık bıraktığını vurgulayarak, ifade özgürlüğüne tam saygının, garanti altına alınması gerektiğine dikkat çekiyor...

İfade özgürlüğüne yönelik, sınırlama riskleri olan bu tür yaklaşımların ciddi kaygıları da beraberinde getireceğine kesin gözle bakılmaktadır...

İnsanların bilgi arama, alma ve paylaşma haklarına gelebilecek kısıtlamaların karşılığının dünyada kabul görmediği bir çağda yaşandığı vurgusu da yapılmaktadır...

Son yaşanılan tüm bu gelişmeler karşısında KKTC'nin tüm bu konulara karşı hazırlıklı olması gerekmektedir...

Bu tür yasalar yapılırken, ülkedeki sivil toplum ve medya temsilcileriyle tam bir istişare yapılarak hazırlanılması ve kabul edilmesi, hayati derecede önem arz etmektedir, özellikle de ülkemizde...

Toplum olarak bizim açımızdan bunun hazırlığı tamamen bu yönde olması gerektiğinin farkındalığına ve bilincine bireyler ve toplum olarak şimdi daha fazla varmalıyız... Vardırmalıyız....

Süreç ilerliyor, genişliyor ve derinleşiyor... Kapsama alanı büyüyor, büyütülüyor... Bunun ciddiyetini anlamalı, bilmeli ve anlatmalıyız...

Demokrasinin, her seviyeden, her yaştan ve cinsiyetten insanlar arasında hüküm süren özgürlük ruhu olduğu hatırlanmalıdır...

Demokratik bir toplum, demokrasinin idealleri doğrultusunda çalışan bir toplumdur. Bireylere saygı ve onların kendi seçimlerini yapma hakkı tanır. Farklılıklara ve karşıt fikirlere toleranslı davranır. Eşitlikçidir, tüm insanlara değer vermek ve tam potansiyellerine ulaşmaları için onlara destek vermeyi sürdürür...

Unutmayınız! Özgür kurumların hayatta kalmasının anahtarlarından biri, özel ve kamusal yaşam arasındaki ilişkidir... Vatandaşın kamusal alana katılma veya katılmama şeklidir...

Sadakat, ülkesini seven ve Hükûmetlerine saygı duyan insanların kalplerinden, kendiliğinden doğmalıdır...

Hiç kimse, çok az şey yapabileceği için hiçbir şey yapamayanlardan daha büyük bir hata yapamaz...

Medeniyet bir taktik veya bir duygu değildir... "Sinizm" yerine güvenin, kaosa karşı topluluğun kararlı seçimidir...

Diğer ülkelerde özgürlüğü geliştirmenin en iyi yolu, burada demokratik sistemimizin "öykünmeye" değer olduğunu göstermektir...

Demokrasi deneyimi, yaşamın kendisi gibidir... Her zaman değişen, çeşitliliği sonsuz, bazen çalkantılı ve zorluklarla sınandığı için daha da değerlidir...

Unutulmaması gereken demokrasinin bir eritme potası olmadığıdır, güzel bir mozaik olduğudur... Farklı insanlar, farklı inançlar, farklı özlemler ve farklı hayalleri içinde barındırır...

Demokrasi bir yönetim biçiminden daha fazlasıdır; o, öncelikle, birleşik bir yaşam biçimi, birleşik iletilen deneyimdir...

Bir halktan hiçbir şey beklenmiyorsa, o insanlar bu beklentiyle "çelişmekte" zorlanırlar...

Demokrasi, liderlerinin olağanüstü şeyler yapmasıyla değil, vatandaşlarının işleri olağanüstü yapmasıyla ölçülür...

Farkındalığı olan bilgili bir halk, devam eden bir demokrasinin en iyi garantilerinden biridir...

Bireyler topluluklar oluşturabilir, ancak bir ulusu yaratabilecek tek şey tarafsız kurumlarıdır...

Yeni dünya düzeninde ve gelinen bu aşamada KKTC Hükûmetlerinin amacı, insanları rasyonel varlıklardan kuklalara dönüştürmek olmamalıdır... Zihinleri ve bedenleri güvenlik içinde geliştirmelerini ve akılların zincirsiz - özgür kullanmalarına neden olmalıdırlar...

Unutmayınız! Bu dünyadaki özgürlüklerinizi ancak karşınızdakinin özgürlüğünü koruyarak koruyabilirsiniz...

Ben özgürsem, sen de özgür olabilirsin... Biz özgürsek, siz de özgür olabilirsiniz...

Hep birlikte dünyaya bu mesajı vermeliyiz...

Ve hep birlikte şu soruyu tekrardan sormalıyız:

Peki, siyasetçilerin söylediklerinin, yaptıkları açıklamaların doğruluğunu, kim kontrol edecek?

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları