BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

25 Kasım, KKTC ve kadınlarımız!

Yayın Tarihi: 25/11/22 07:00
okuma süresi: 13 dak.
A- A A+

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 25 Kasım'ı "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" olarak belirlemiştir...

Birleşmiş Milletler (BM), 25 Kasım'ın uluslararası olarak kadına yönelik şiddete karşı dayanışma, geniş  anlamda farkındalık yaratma günü olmasını, 7 Şubat 2000 tarihinde resmen dünyaya duyurmuştur...

Bu özel ve anlamlı günde hükûmetler, ulusal ve uluslararası kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, kadına yönelik şiddet konusunda kamuoyunu daha etkin bilinçlendirme fırsatı olarak görmelidir...

Ulusal ve uluslararası kadın hakları aktivistleri "ortak akılla" toplumlardaki cinsiyete dayalı şiddete karşı ortak mücadeleler verebilmelidir... Bu yöndeki küresel çalışmalara bölgesel katkılar, en üst düzeylerde genişletilmiş şekliyle, daha yüksek seslerle, birliktelik ruhuyla ve aklıyla, farkındalıklar yaratarak verilmelidir...

Bölgesel ve ülkesel çalışmalarla, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı bölgesel katkı vererek farkındalığı büyütmeli, genişletmeli ve daha fazla etkili olmanın yolları aranmalıdır...

Her yıl dünyada 25 Kasım'da başlayan "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" 10 Aralık İnsan Hakları Günü'ne kadar devam ediyor, gündem oluşturuluyor, çalışmalar yapılıyor ve farkındalıklar artırılıyor...

Ülkemizde de örneğin; "16 gün, 16 yol" teması gibi çalışmalarla farkındalıklar daha fazla geliştirilebilir, cinsiyete yönelik şiddeti, sona erdirme aktivizm çalışmaları daha etkili hale getirilebilir...

Kadına yönelik şiddeti, sona erdirmeye sözde değil, fiiliyatta nasıl yardımcı olunabileceğine toplum olarak daha fazla odaklanabilmeliyiz...

Şimdi bir "beyin fırtınası" yapalım ve bunların neler olabileceğine, "16 gün, 16 yol" tema formatıyla bir bakalım...

Makro ve mikro düzeyde aktivizm destekçisi olarak ne yapabilirsiniz?

  1. Cinsiyete dayalı, cinsel şiddet deneyimlerini yaşayan kadınları konuşmaya teşvik edin, onları dinleyin.
  2. Kadınların cinsel ve üreme sağlığı haklarıyla ilgili gündemler oluşturun, görünürlüğü artırın.
  3. Tecavüz kültürü, cinsel şiddetin normalleştirilmesine ve meşrulaştırılmasına izin veren sosyal bir ortamdır... Her türlü cinsel şiddetin normalleşmesine kesinlikle karşı çıkın. Cinsiyet eşitliğine yönelik insan hakları yükümlülüğüne saygı duyan, bunları koruyan ve yerine getiren toplumdaki her kesimi bir araya getirin.
  4. Kadınlara destek hizmetlerini artırın, çeşitlendirin ve genişletin.
  5. Ülkenin her tarafında kapsamlı cinsellik eğitimleri düzenleyin, düzenletin.
  6. Gençleri eğitirken, aynı zamanda onların deneyimlerini, yaşadıklarını dinleyin... Bu konularda "eğitim", olmazsa olmazıdır. Gelecek nesilleri güçlendirmek adına gençlerin yaşanmışlıklarını dinlemek ve onların dinlendiklerini hissettirmek, gerekli bilinçlenmeyi ve gelişimi teşvik edecektir.
  7. Resmi verilere göre dünyada her üç kadın ve kız çocuğundan biri, yaşamları boyunca fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor... Bölgesel ve ülkesel veriler anahtardır. Ülkedeki bu yöndeki istatistiki bilgiler artırılarak, kullanılmalı ve sürekli paylaşılmalıdır.
  8. Cinsiyete dayalı şiddet ve istismarın belirtilerini ve ihtiyacı olan birine nasıl yardım edilebileceği öğrenilmeli... Kendinizi cinsiyete dayalı konularda daha fazla eğitmek için zaman ayırmalısınız. Nereye bakacağınızı biliyorsanız, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağdurlarına da o oranda destek olabilirsiniz... Bu yönde harekete geçmekle, yarın birinin hayatını kurtarmaya yardımcı olabilirsiniz.
  9. Zararlı toplumsal cinsiyet normları, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve dolayısıyla daha yüksek toplumsal cinsiyete dayalı şiddet oranlarına yol açabilir! Cinsiyet eşitsizliğine yol açan cinsiyet normlarıyla topyökün mücadele edin.
  10. Bu tür deneyim yaşayanların seslerini, daha fazla yükseltmeleri için, onlara destek olun, onları motive edin.
  11. Birbirinize destek olun, kadına yönelik şiddeti her platformda gündeme getirin, kınayın.
  12. Kadın hakları kuruluşlarına bağış yapın, fon sağlayıcı organizasyonlarda bulunun.
  13. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetten zarar görenleri bir araya getirin, dayanışma gösterin bunun için sosyal medyayı daha etkin ve bilinçli kullanın.
  14. İnsanlar, olumlu rol modelleri ve çözümler gördüklerinde, bir fark yaratma adına, yardımcı olmak için kendilerini daha güçlü hissederler... Pozitif ve çeşitli temsiller de önemlidir, başarı öykülerini, olumlu rol modellerini ve işe yarayan her türlü çözüm önerilerini paylaşın.
  15. Ceza kanunlarındaki boşluklar, kadın ve kız çocuklarının internet ortamlarındaki tacize, siber teşhire, intikam pornosuna ve diğer dijital cinsiyete dayalı şiddet biçimlerine olanaklar sağlamamalı. Kadınlar ve kız çocukları, dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korunmalıdır.
  16. Kadına yönelik şiddeti sona erdirmeye yönelik herhangi bir başarılı çaba tüm toplumu hatta ülkeyi kapsamalıdır. Bu ve buna benzer konularda yapılacak mücadeleler ve farkındalıklar tek başına yapılamaz...

Tüm Bunlara, hükûmetlerin ve ülkeyi yönettiklerini iddia edenlerin de, en üst düzeyde destek vermeleri gerekmektedir... Sözde değil fiiliyatta davranışlarla, uygulamalarla kadına yönelik şiddete karşı, toplumsal ve ülkesel ciddi duruş ortaya konulmalıdır... Önlemler artırılmalı ve sürekli hale getirilmelidir...

Peki gelmiş geçmiş KKTC hükûmetleri bu konulara ne kadar önem verdi? Bunlar için ne yaptı?

Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet görmüş kişilere yeterince sağlık hizmetleri verilebildi mi?

Bu kişilere kapsamlı eğitimler de dahil olmak üzere, ücretsiz destekler sağlanabildi mi?

Bu bireylere destek hizmetleri için yeterli finansman yardımları sağlayabilmek adına düzenlenen organizasyonlara ve etkinliklere yeterince destek verilebildi mi?

Ülkedeki mevzuat ve politikalar, cinsiyete dayalı her türlü şiddetin kapsamını, yeterince tanımlayabildi mi?

KKTC kanunları, uygun içerik ve denetim sistemleri geliştirip, uygulayarak kadınları koruyacak şekilde güncellenebildi mi?

Sivil toplum örgütlerinin kadına yönelik şiddeti sona erdirme mücadeleleri motive edilebildi mi? Ortak mücadele ve aktivasyon kararları alınabildi mi?

Hatırlamamız gereken, cinsiyet eşitliği artırılabilir ve cinsiyete dayalı şiddet azaltılabilir... Peki, dünya standartlarında bu yönde yeterince önlemler alınıp, uygulanabildi mi? Bu konularla ilgili dünyayla işbirlikleri geliştirilebildi mi?

Ülkemizde yıllarca, hem fiziksel hem de sözlü şiddete maruz kalmış, yaşamla ölüm arasındaki çok ince çizgide yaşamış, çok sayıda kadınlarımızın olduğu, basına yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır...  Bunlardan çok azı kamuoyuna yansıyor... Bunların arasında öldürülenler var... Cinsel tacize ve tecavüze uğrayanlar var... Şiddete maruz kalanların anlattıklarında; bıçaklananlar var, çok ağır darp edilenler var, balkondan aşağıya atılmaya çalışanlar var, ateşli ve farklı kesici aletlerle tehdit edilenler var... Özgürlükleri ellerinden alınanlar var... Çalışmalarına izin verilmeyenler var...

Ülkemizde kadına karşı şiddet her geçtiğimiz gün daha fazla büyüyor, genişliyor ve derinleşiyor... Elde edilen veriler düşündürüyor, endişe veriyor... KKTC'de yapılan en son bilimsel çalışmalara göre toplumumuzda kadınların yüzde 60'ıdan fazlası yani en az her 10 kadından 6'sı sözlü şiddete maruz kalıyor... Ülkemizdeki kadınların yüzde 40'ından fazlası yani en az her 10 kadından 4'ü fiziksel şiddete uğruyor...

Şiddete ve korkuya alıştırılmış kadınlar, sessizliğe ve çaresizliğe de alıştırılmış oluyor! Çaresizlik normal bir davranışa dönüştürülüyor...

Kadına yönelik şiddettin kültürel bir hale getirilmesine, gündelik bir gerçeklik olmasına asla müsaade edilmemelidir... Ettirilmemelidir...

Üzerinde durulması gereken önemli noktalardan biri de, kadınlara yönelik ayrımcılık ve adaletsizlikle mücadele edilmeye, evlerden başlanmasıdır... Bir kadın kendi evinde güvende olamıyorsa, o zaman hiçbir yerde kendini güvende hissetmesi beklenemez...

Kadına yönelik şiddetin ancak faillerin cezalandırıldığında sona erebildiği hep bilinmelidir...

Anlaşılmalıdır ki, kadınlara yönelik şiddet, kadınların küresel olarak karşılaştığı tek adaletsizlik değildir... Küresel ve sosyal olarak dışlanmış kadınların tam gelişimini engelleyen birçok eşitsizlikten sadece bir tanesidir...

Kadınlara sadece iyi davranmak yetmez... Erkeklerin kadınlara iyi davranması için hep birlikte çalışılmalıdır... Kadınlara destek konusunda aynı görüşe sahip olan erkeklerin de, kadınların seslerini daha etkin duyurabilmeleri için hep birlikte çalışmalı ve farkındalıklar hep birlikte ortaya konmalıdır...

Şu anda burada yazılanlar, burada paylaşılanlar, kadına şiddeti destekleyen narsist kişilik özelliklerine sahip erkekler tarafından desteklenmeyecektir, beğenilmeyecektir... Bu kişiler, kendilerini öyle ya da böyle her ortamda göstermektedirler... Her şeyi kendileri bilirler, sizi yargılarlar, sizi suçlu gösterirler, yetersiz olduğunuzu hissettirmeye çalışırlar, fark etmeden bu egolu davranışsal özelliklerini yorumlarında, konuşmalarında bulundukları ortamlarda gösterirler... Bu kişilere karşı dikkatli olmalısınız... Narsist erkeklik tehlikelidir... Kadınlara fiziksel ve/veya duygusal şiddet uygulama potansiyeline bu kişiler daha fazla sahiptirler, travma yaratabilirler... Özel ikili ilişkilerin başlangıcında, bunlara hayati derecede çok dikkat edilmelidir... Yaşanılacak ilişki, kadınları her yönden ileriye taşımalıdır, geriye doğru asla itmemelidir!

Ülkemizin kadınları, aşkın bedelini kemikleriyle ve etiyle ödemek zorunda olmaya asla bırakılmamalıdır...

Kadına yönelik şiddet belki de en utanç verici insan hakları ihlali ve belki de en yaygın olanıdır... Coğrafya, kültür ve zenginlik konusunda sınır tanımıyor... Bu devam ettiği sürece eşitlik, kalkınma ve barış yolunda gerçek bir ilerleme kaydettiğimizi asla iddia edemeyiz...

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti sona erdirerek, daha mutlu ve daha sağlıklı toplumlar yaratabiliriz... Bu yöndeki farkındalıklara herkesin, her kesimin katkı koyması ve katkıyı sürdürmesi,  yapılacak mücadeleye anlam ve güç kazandıracaktır...

Kadına yönelik şiddet korkunç bir insan hakları ihlalidir ama, kaçınılmaz değildir... Buna hep birlikte son verebiliriz...

Kıbrıs Türk kadını!

Korkma!

Bugün ülkemizdeki kadına yönelik şiddeti durdurmanın tek yolunun sesinizi yükseltmek, susturulmayı reddetmek, kadın hakları konusunda toplumsal bilinci uyandırmak olduğunu hep hatırlamalısınız...

Burada yazılanları daha fazla kişiye paylaşarak, farkındalıkları büyüterek, aktivasyon alarak, birbirinize yürekten bağlanmalısınız...

"Bizim başımıza gelmez..." demeyiniz... Destek olunuz... Güç toplayınız... Birlik olunuz...

Unutmamanız, hatırlamanız gereken bir şey daha var! Ülkenin her alanda güçlü kadınlara şimdi daha fazla ihtiyacı olduğudur...

Bir kadın ne zaman kendisi için ayağa kalksa, tüm kadınlar için de ayağa kalktığını bilmelidir...

Kıbrıs Türk kadınına düşen en büyük görev birleşmesidir, cesaretli olmasıdır, ortak bilince sahip olmasıdır, farkındalığı yaymasıdır ve konuşmasıdır...

Güçlü olmak tek seçeneğiniz olana kadar ne kadar güçlü olduğunuzu asla anlayamazsınız...

Kadına yönelik şiddet hiçbir şekilde, hiçbir bağlamda, hiçbir koşulda, hiçbir siyasi lider veya hiçbir hükûmet tarafından asla tolere edilmemelidir... Buna kesinlikle göz yumulmamalıdır...

Hep birlikte birleşmelisiniz... Hep birlikte kadın haklarınızı, insan haklarınızı daha yüksek ve gür bir sesle haykırmalısınız...

Asla “bize bir şey olmaz” demeyiniz!

Unutmayınız! İnsan beyni gökyüzünden daha engindir ve denizlerden de daha derindir... Hayatınızda neyle karşılaşacağınızı asla bilemezsiniz!

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları