Savaş ilanı ve İstanbul Sözleşmesi

Yayın Tarihi: 23/03/21 12:42
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Kadınları uluslararası statüde koruma altına alan Avrupa Konseyi'nin üye ülkelere sunduğu İstanbul Sözleşmesi Erdoğan'ın şahsi kararı ile gece yarısı yürürlükten kaldırılan bir çok yasa gibi o da kaldırıldı.

İstanbul Sözleşmesinin yürürlükten kaldırılması savaş ilanı gibi bir şey.

Başkan Erdoğan’ın iktidar süreci uzadıkça gücünü artırma ve pekiştirme ihtiyacı duyuyor.

Şöyle ki: Ayni güçle ülkeyi sürekli yönetmeniz mümkün değildir. Orada o şekilde oturacaksanız gücünüzü artırmak zorundasınız.

E bunu da demokrasinin pastasını yani alanını biraz daha daraltarak yapabilirsiniz. Yoktur başka bir yolu.

Baskı politikaları devrede

Şuan da bu politika deverede. Hak ve özgürlüklerin son kırıntıları da ortadan kaldırılırken HDP’li vekil Gergeroğlu Meclis de tutuklanıyor. Demirtaş Cumhubaşkanına yaptığı eleştiriden dolayı 3 buçuk yıl hapse mahkum oluyor. İstanbul sözleşmesi yürürlükten kaldırılıyor. Merkez Bankası Başkanı değiştiriliyordu…

Türkiye artık dünya ile de bir yol ayırımına geliyordu…

Bu politika günün sonunda TC devletinin parçalanmasına yol açacaktı. Öyle ya Demokrasiden kaçan anti demokratik yollara sapan tüm rejimlerin başına bu geliyordu sonunda.

2011 yılında İstanbulda bayağı seçkin bir topluluk önünde bir şaşağa ile atılan imza ve iddialı bir sloganla hayat bulmuştu ''İstanbul Sözleşmesi yaşatır''

2012 yılında Bakanlar kurulu kararı ile onaylanıp yürürlüğe girmiş gerici kesimlerin ise tepkisine yol açmıştı.

Çünkü artık istediğiniz vakit karınızı dövemeyecektiniz.

Türkiye antlaşmayı ev sahibi ülke olarak ilk imzalayan ülke olarak dikkat çekmiş bayağıda sükse yapmıştı.

Tabi o günlerde AKP iktidarının Avrupalılar Birliğine bir yolculuğu söz konusuydu.

TC devleti Avrupallarla ve diğer dünya devletleriyle yaptığı antlaşmalarda uyan bir ülke değil.

Yapılan antlaşmaları taktik bir anlayışla imzalıyor ve bu şekilde herkesi aldatacağını sanıyor.

Her ikisi de insanhaklarını ihlal etmede üstlerine yok

Örneğin AHİM kararını da 1954 yılında imzalayan ülkeler arasındaydı ama buna da pek uyduğu söylenemez. Rusya'dan sonra bu kararları AHİM'in kural ve prenssiplerini ihlal eden 2'nci ülke konumunda.

Bu yüzden birbirleri ile çok iyi anlaşıyorlar. Her ikisi de insanhaklarını ihlal etmede üstlerine yok ve bu konuda iyi bir sicili oldukları söylenemez.

İstanbul Sözleşmesi o günlerde 2011 yılında imzalarken yine takiye yapmış diğer yanda AB'ye üyelik görüşmelerinde bir avantaj sağlamak için yapılan taktik bir yaklaşımdı ama tutmadı.

Çünkü Avrupa Ekonomik Topluluğu önce 5 sonradan 12'ler diye anılırken sadece yasaları geçermeniz yeterli olabiliyordu.

Fakat bazı üyelerin yasaları geçirdikten sonra bunu uygulamadıkları görüldü. bunun üzerine bir tarama politikası uygulamaya kondu.

Yani bir yasayı geçirdikten sonra ne kadar uyguladığnıza bakılıyordu.

Sonrasında topluluk daha genişledi ve 28 üyeye ulaşan Avrupalılar Birliğine dönüştü.

Devreye yeni kurallarda girmiş uluslararası antlaşmalara veya Birliğe üye olmak için geçirilen yasalara ne kadar uyduğunuza da bakıyorlar yetmez üye olmak isterseniz 28 üyenin ülkelerinde bir referandumla sizi onaylamasıda gerekiyordu.

Yani sadece imza atmanız ve söz konusu yasaları geçirmeniz yeterli değildi...

Makyaj politikasında sona doğru

Bu durum Türkiye'nin uyacağı, uyabileceği bir durum değildi. Makyaj politikasında sona geliniyordu.

Kendi ülkesinde de sık sık insan hak ve özgürlüklerden bahsediyor ama gazetecileri, politikacıları mahkemelerin, AHİM'in ''Serbest bırakın'' kararına rağmen içerde tutuyor yetmez muhalif milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp içeri tıkıyordu.

Türkiye devleti hiç bir konuda samimi olmadığı gibi bu konuda da samimi değildi.

Samimiyetsizlik Türk siyasetenin paçalarından akar dersek abartı olmaz. Öyle ya insan ilk imza attığı şeyi nasıl terkeder?

İmzayı atan Erdoğan ama bir gece yarısı bir başka imza ile sözleşmeden ayrılan yine Başkan Erdoğan oluyordu.

TC devleti için bir kara mizah bu!

Sonrasında da yakınma çabası ''Dünya bizi istemiyor, bizi AB'ye asla almazlar''

E nasıl alsınlar yavrum bu ruh halinle samimiyetsiz davranışınla...

Uluslararası arenada ise artık kimse TC devletini ciddiye almıyor gelişmeleri kaygıyla izliyorlardı.

ABD Başkanı Joe Biden İstanbul Sözleşmesinin yürürlükten kaldırılmasını ''Cesaret kırıcı bir geri adım'' olarak yorumlarken. AB'den ve modern dünyanın diğer ülkelerden de benzer tepkiler geldi.

Artık karınızı dövebilirsiniz

Sözleşmenin yürürlükten kalkması ile birlikte döviz patladı TL eridi.

Ekonomiyi belirleyen iki faktör vardı Ekonomik kriter ve insan hakları TC devleti her ikisine de uymuyor.

Sonuç ortada ÇATI bir kez daha çöküyordu...

İSTANBUL sözleşmesi bir geceyarısı yürürlükten kaldırıldı...

Türkçesi artık karınızı dövebilirsiniz....

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Yılmaz PARLAN yazıları