COVİD ve EKONOMİ

Yayın Tarihi: 07/12/21 07:00
okuma süresi: 11 dak.
A- A A+

KIBRIS POSTASI’nın  20’nci yılı kutlama etkinliklerinde bu yazıyı kaleme alırken özellikle site sahibi sevgili Polat Alper’e ve tüm çalışma arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum ve hep birlikte daha nice nice yıllara diyorum.

COVİD 19 hayatın bir gerçeği. Öncelikle şunu söyleyim COVİD’in varlığını reddedenlerden değilim. Ama onu öcü görenlerden de değilim. Yani bir hastalık olarak görmüyorum. Evet biz ölüyoruz ama o var olduğu için değil. Demek istediğim biz dünyanın içine ettiğimiz için ölüyoruz. O size yaşamak için geliyor, sığınıyor siz ölünce o da ölüyor. COVİD ilahi dilde söylemek gerekirse “Tanrıların Tanrısı, dünyanın efendisi” konumunda. Bizi eve hapsetse de hareketlerimizi kısıtlasa da aslında dünyayı koruma altına almış. Bir örnek; uçaklar eski yoğunlukta uçamadığı için Ozon tabakası da, ormanlar da, denizler ve akarsular da kendini yenilemeye başladı bile...

O çoktan mutasyona uğradı  

COVİD’in tarihçesine bakarsak 3 buçuk milyar yıldır var olan sürekli mutasyona uğrayan bir virüs. İnsanlığın tarihi ise 20 milyon yıl, yazılı tarihi ise 10 bin yıl. Türkçesi; onu alt etmeniz mümkün değil. O sizden her zaman için bir adım önde olacak. Dünyamızın ve canlıların varlığı için olmak zorunda da. Siz aşı olup kurtulduğunuzda, eski hayatınıza bir an önce dönüp dünyayı talan etmeye devam etmek istiyorsunuz. Ama yağma yok, bu sefer öyle olmayacak.

İnsanlık COVİD’i alt edemez ama onunla yaşamayı öğrenebilir

O çoktan mutasyona uğradı. İki yıl önce mart ayında dünyada Pandemi ilan edildiğinde, nisan ayında bir televizyon programına çıkmıştım. Olayın ekenomik ve siyasi yanını irdelemiş, bir daha eski hayatımıza dönemeyeceğimizi, ironik bir durumdan geçtiğimizi, insanlık kazanırsa dünyanın kaybedeceğini ve doğa kazanırsa dünyanın yoluna devam edeceğini söylemiştim.

İşin gerçeği şu ki; insanlık COVİD’i alt edemez ama onunla yaşamayı öğrenebilir. Biliyor musunuz; zaten onsuz da yapamayız. Bu virüsün bir önceki hali şu anda hepimizin vücudunda bulunuyor zaten. Virüsler varlığımızı idame ettirmek için gerekli. Pekala, biz niye ölüyoruz o zaman?

İnsanlığın bir an önce dünyaya tabiat anaya saygı göstermesi gerekir

Dünyadan doğadan koptuk. Kopmakla da kalmadık; insanoğlu doğaya, çevreye inanılmaz zararlar verdi. Kendi beslenme alışkanlıklarını değiştirdi ve ortaya çıkan virüsler karşısında da zayıf düştü.

Sağlık sektörüne gerekli yatırımı yapmadı, doğayı ormanları her fırsatta talan etti, çevre politikalarını geliştirmedi. İşte bu yüzden ölüyoruz. Yapılması gereken yegane şey, insanlığın dünyaya tabiat anaya bir an önce saygı göstermesidir. Bunun yoktur başka çaresi.

E Amerika öyle yaparsa, gerisini varın siz hayal edin

COVİD’le birlikte görüldü ki insanlık Sağlığa, Egitime ve Çevre politikalarına gerekli parayı harcamamış. Ya nereye harcamış derseniz, tabii ki silahlanmaya ve ürettiği dehşet verici silahlarla dünyaya inanılmaz zararlar verdi.

Filtrelerden yoksun kurduğu santraller ve fabrikalarla dünyayı atmosferi kirletti. COVİD bu talanı sadece yavaşlattı. Aslında COVİD salgını yeni bir şey değil Alman bilim insanları 1980 yıllarda dünyayı bu konuda uyarmıştı. BM de zaman zaman uyarılarda bulundu ama kimse bunu dikkate almadı. Yani bugüne bir günde gelinmedi. Mesela dünyayı kurtarıcı gözüyle bakılan Paris iklim Antlaşması’ndan Amerika Birleşik Devletleri çok kaba bir şekilde çekilip doğanın ve çevrenin ırzına geçmeye devam etti.

E Amerika öyle yaparsa, gerisini siz hayal edin.

Paris İklim Antlaşmasına geri dönüldü

COVİD 19’un ortaya çıkıp bizi evlere hapsetmesiyle bu politikaların da yanlışlığı ortaya çıktı ve Trump’ın seçim kaybetmesiyle ilk iş olarak Paris İklim Antlaşmasına geri dönüldü. Fakat insanlık gerekli dersi çıkarmamış olacak ki hala Sağlığa ve Çevre politikalarına gerekli bütçeler ayrılmış değil. Kapitalizmin en zenginlerinden Bill Gates dahi, bu devletleri yeterli bütçe ayrılmadığı ders alınmadığı için eleştirip bir sonraki Pandemiye yine hazırlıksız yakalanacağımızı söylerken yalın gerçeği yüzümüze vuruyordu.

Paris İklim Antlaşmasının önemini anlamak için bir örnek vereyim. G.20 ülkeler seviyesinde yakın tarihe kadar bu antlaşmayı reddeden Türkiye geç de olsa antlaşmaya imza atan son ülke ve karşılığında Dünya bankası ve benzeri kuruluşlardan 3.1 milyar Euro mali yardım alacak. Paranın kokusunu alınca değişiyor her şey. Bakanlığın bile adı değişti (Çevre ve İklim Bakanlığı) Paranın amaç için kullanılması dileğiyle diyelim.  

Biz dünyanın içine ettiğimiz sürece n’apsın sana aşı

Bir de aşı olayı var. İlk anlarda insanlığın % 67’si aşılandığında bağışıklık kazanacağımız söyleniyordu, şimdi ise devletler herkesi aşılama gibi bir politikanın peşine düştüler. Pekala, hepimiz aşı olursak kurtulacak mıyız?  Bundan işte pek de emin değilim. Biz dünyanın içine ettiğimiz sürece n’apsın sana aşı?

Kaldı ki, en baba aşının sizi koruma süresi sadece 6 ay! Yani bu mantıkla soruna kesin çözüm getirmediğiniz sürece virüs de sürekli mutasyon geçirdiği sürece sürekli aşı olmanız gerekecek! Yani aşı tek başına temelde sorunu çözmüyor bize sadece zaman kazandırıyor hepsi o kadar.

İnsanlığın silkinip kendine gelmesi lazım yoksa yaşadığımız gezegen yok olacak

Aşıların insan üzerinde belli başlı yan etkileri olduğu bilinen bir gerçek ama kabul edelim ki uzun vadedeki etkilerini hiçbirimiz bilmiyoruz. Bunu ancak yaşayarak öğrenebileceğiz.

Bu arada ilaç firmalarının aşı sayesinde astronomik devasa karlar ettiklerini de gözden kaçırmamak lazım üstelik işlerin ters gitmesi durumunda ilaç firmalarına herhangi bir dava açamıyorsunuz. O hakkınız elinizden alındı. Bazı ülkelerde ise aşı vatandaşlara bir belge imzalattırılarak salındı. TC ve Kıbrıs’ın kuzeyinde ise çocuklu aileler imza vermek suretiyle çocukları aşılandı daha doğrusu imzalamaya zorlandı.

İnsanlığın iyice silkinip kendine gelmesi lazım yoksa yaşadığımız gezegen yaşanılır olmaktan çıkacak.

Kapitalizm örgütlü olduğundan bunu hızlı bir şekilde küresel ranta çevirdi

İşin bir de siyasi ve ekonomik yanı var. Kabul edelim ki kapitalizm örgütlü olduğundan, bunu hızlı bir şekilde küresel ranta çevirdi ve zenginler takımı servetlerine servet katarken insanlığın geneli daha da fakirleşti. Gıda sektörü pahalılaşırken küçük esnaf tamamen devre dışı bırakıldı.

Siyaset erbabı ve küresel sermaye COVİD’i sevdi

Siyaset erbabı COVİD’i sevdi. Öyle ya; onun sayesinde OHAL dönemlerinde bile olmayan yetkileri kullandı. COVİD bahanesiyle insanlar donuna kadar soyuldu ve çoğu da ömür boyu bankaların birer modern kölesi durumuna düşürüldü.

Kıbrıs’ın kuzeyinde 10 bine yakın işletme devre dışı kalırken insanlar gözle görülür şekilde fakirleştirildi. Kuzeyin lokomotif gücü olan otel sermayesine karantina turizmi gibi ucube bir şey yaratılarak ayda 45-50 milyon TL para akıtılırken, ücretsiz yapılan PCR testleri Maliye’ye ayda 3 milyon TL maliyeti var denilerekten iptal edilip, insanlar kaba bir şekilde aşı yapmaya zorlandı.

Ani ölümler tavan yaparken, yetkililer buna ikna edici bir açıklama getiremedi.

İronik bir durum ama insanlığı temas değil temassızlık öldürecek

COVİD 19’a rağmen sağlık sektörüne milim yatırım yapılmadı. Hastanelerde ilaç sıkıntısı had safhaya çıktı. Aşı politikası tüm zorlamalara rağmen çöktü. Güneye 40 bin aşının iadesi gündeme geldi.

İnsanların sokaktan çekilmesini fırsat bilen Orman Dairesi, Belediyeler Kıbrıs’ın kuzeyinde tam bir ağaç katliamı yaptı. Yanan ağaçlar ve fidanlarla birlikte toplamda 2 yılda 500 bin ağaç heba oldu. Bunu ben söylemiyorum Orman Dairesi söylüyor! Bu tahribatlar bu küçücük adanın yarısında oldu bir de daha geniş ölçekte dünya da yaşananları düşünün!

Yaşananlar içerisinde ise en trajik olanı şudur: COVİD’le birlikte flört de bitti!

Öyle ya biriyle çıkmaya kalktığınızda ‘’Acaba’’ sorusu kafaları kemiriyor. Unutulmasın ki, flörtün bittiği yerde insanlığın varlığı da tehlikeye girip, var oluşu tehdit ediyor!

İronik bir durum ama insanlığı temas değil temassızlık öldürecek.

Bu şekilde bir yaşam biçimi insanlığın doğasına aykırı çünkü.

COVİD 19 bir yönetim sopasına dönüştü

Dahası COVİD 19 bir yönetim sopasına dönüştü. Korkutarak yönetme bir politikaya dönüştü. Bir çok şeye itiraz bile edemiyorsunuz.

Uygulanan politikalarla geriye sadece nefes alıp vermek kaldı ama bir tavuk da nefes alıp verir. Günün sonunda kümese kapatılır ve altındaki yumurtalar güzelce alınır. Şimdilerde elimizdeki her şey de böyle alınmıyor mu zaten?

2’nci bir Pandemi ilanı yolda geliyor gibi

Yaşananlardan ders çıkarılmadığı takdirde dünyayı daha büyük felaketler bekliyor. COVİD 19 için geçici de olsa aşı bulundu ama küresel iklim felaketi için ne yapacaksınız diye sorsam?

Buzların erimesi ve denizlerin yükselmesiyle yeni virüs türleriyle tanışacağımızın farkında mıyız?

BM’de, Dünya Sağlık Örgütünde şimdilerde ise konuşulan 2’nci bir Pandemi ilanı yolda geliyor gibi!

COVİD’in varlığı ve Pandemi ilanları ile birlikte dünyanın küresel bir değişime uğrayarak yeniden şekillendiğinin ne kadar farkındayız acaba?

Görülüyor ki, COVİD’ler  21’nci yüzyılda dünya tarihinde unutulmayacak izler bırakmaya devam edecek.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Yılmaz PARLAN yazıları