Sosyal Medya'nın sonu mu geliyor?

loading
10 Ağustos, Pazartesi
£

9.55

8.58

$

7.31

DÜŞÜN

Uğraş BERATLI
ugrasberatli@gmail.com
Uğraş BERATLI
A- A A+

Sosyal Medya’nın sonu mu geliyor?

Sosyal Medyanın tarihini belki de Trump’dan önce Trump’dan sonra diye ikiye ayırmak lazım. “Sosyal Medyacı” arkadaşlar bir sürü döktürecektir ama şimdi burada reklamcılık aleminin kendi kendine reklam kampanyaları ile boğuşmanın bir alemi yok sanırım. Reklamcının iyisinin müşterisi yine reklamcılardır. 

Sosyal medyanın bir çözüm değil de bir “sorun” haline gelmesi aslında 2010’larda başlayan dünyadaki gelişmelerin sonucuydu. Dünya yeni globalizm dalgasından umudu kesip de ülkeler daha korunmacı pozisyonlar almaya başlayınca, duvarda asılı bir silah gibi duran sosyal medya duvardan indirildi. Çehov’un dediği gibi ikinci sahnede silah patladı. Obama 2008’deki ve 2012’deki seçimleri başarılı bir sosyal medya kampanyası ile yürütmüştü, bu kez 2016’da Trump hiç de konvansiyonel olmayan bir sosyal medya kampanyası ile (Twitter’dan aklına geleni söylemek gibi) seçimlerin galibi oldu. Trump kampanyasını kendi finanse etmiş, Hillary Clinton’ın  şık kampanyasına karşı, son derece “primitive” bir kampanya ile seçimi önde tamamlamıştı. Trump’ın arkasındaki ekip, zeki ve karanlık adamların yanında, Netflix belgesellerinde izleyeceğiniz bir takım “sirk müdürü kılıklı” adamdan oluşuyordu. Trump’ın çok tecrübeli olduğu “reality show” konseptlerini, dehşet verici bir şekilde ortalama Amerikalı’ya yutturup, demokratların sofistike planlarını dengesizleştirip, anlamsızlaştırdılar. Demokratlar ellerini kirletmeden dünyayı idare etmek istiyorlardı ama Trump’ın taktiği sonuna kadar toza dumana bulanıp, ABD’yi idare etmekti. Cesur, basit ve hatta bayağı ama son derece etkili bir saldırganlık ile 140 karaktere sığan bir derinlik ile gelip koltuğa oturdu.

Bu işte, diğer tarafı çılgına çevirdi. Kendi silahları ile vurulmuş olmak ve hatta en gelişmiş ışın tabancalarının sapı ile kafalarına vurula vurula yenilmeyi asla kabul edemediler ki yine absürd ama yine sofistike ve yine sonuçsuz bir “Rusya’nın rolü” diye bir harekata giriştiler.

Zamanın ruhu önemlidir.

2008’de Obama’nın kazanacağı ne kadar net ise 2016’da da Trump’ın kazanacağı o kadar netdi. Şu anda da Trump kazanmaya en yakın adaydır.

2010 sonunda başlayan Arap baharında sosyal medya platformlarının bir siyasal enstürman olarak kullanılması ile başlayıp 2013’de Ukrayna’da, 2014’de Türkiye’de devam eden sosyal medyanın, algı yönetimi aracı ya da propaganda aracı olarak kullanılması Trump’ın kazandığı seçimlerde artık bir “gri propaganda” aracı olmaktan çıkmış durumdaydı. Gri propaganda aracından kastım, kaynağı belli olmayan enformasyon kaynaklarıdır. Bunun dışında ilginç olarak reklamcılıktan ayrı olarak, propaganda da bulunan negatif mesajın gücü de sonuna kadar kullanıldı. Böylece ortada tarafsız olduğunu iddia eden ve sürekli negatif mesajlar veren veri akışı ortaya çıktı. Savaş zamanlarında bunun adı, psikolojik harptir. Fakat demokratların yoğun olarak tercih ettikleri asimetrik savaş stratejisi ile birlikte kullanıldığında aslında sosyal medyanın artık duvarda asılı silah olduğundan hiç bir şüphemiz kalmamıştı.

Kitle psikolojisine hakim olmanın yolu sanıldığının aksine, “plan, proje” değil çatışmanın, yani toplumun dinamiğinin bazen de düpedüz öfkesinin amaç yönünde düzenlenebilmesidir. Reklamcılar “aşk herşeyden üstündür” diye sağda solda atıp tutarlar ama tarihte hiç bir olay sevgi ile yön değiştirmemiştir. Propagandacılar bunu bilirler. Fakat Trump öfkenin ta kendisi olarak, yönlendirici değil de propagandanın kendisi oldu. Dedik ya Trump, show’un ta kendisi idi...

Peki bu sosyal medyayı nereye götürür?

En önemlisi artık eskiden var olabildiği şekilde var olamayacağı bir yere götürür.

Bundan en başta, bu show’da şu veya bu sebeple “show’un ta kendisi” olmak isteyen gri kaynaklar dağılmaya başlar. Yakın zamanda yalan haber yayan kaynaklar ya devletlerin eliyle ya da kullanıcıların bilinçlenmesi sebebiyle umdukları ilgiyi artık bulamazlar. Ardından da bugün anladığımız anlamda bir global sosyal medya değil, 60 yıl önce her ülkede bir televizyon kanalından her mahallede bir televizyon kanalına dönüştüğü gibi, çok merkezli bir sosyal ağ modeli ortaya çıkar. Ruslar bu konuda zaten oldukça yol almış durumda. Alibaba gibi Çin devlet kapitalizminin arkaladığı büyük internet girişimcileri de bu yola çoktan girdi.

Sosyal medya ile büyümüş kuşağa gelince, onlar da kendilerine başka bir iletişim aracı bulmakta gecikmezler. Bugün kaçımız sevgilisine mektup, onu geçtim elektronik mektup yazıyor ki?

Kendi yükünü taşıyamayacak kadar büyüyen herşeyin kendi üstüne çöktüğünü unutmayalım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.