Projeciler: "Gerçeğe karşı zorbalık"

loading
10 Ağustos, Pazartesi
£

9.51

8.58

$

7.28

DÜŞÜN

Uğraş BERATLI
ugrasberatli@gmail.com
Uğraş BERATLI
A- A A+

Projeciler: “Gerçeğe karşı zorbalık”

Tarihi, bir “proje” olarak görmenin ben iki tezahürünü ayırt ediyorum.

Biri geçmişte olanları büyük bir planın parçası olarak görüp, buradan her şeyden üstün her şeyin üstünde bir akıl arayanlar.

Bunların başında elbette dindarlar gelir. Tanrı fikri, doğası gereği her şeyin arkasındaki gizli güçtür ve kendini çeşitli şekillerde ortaya koyar. Buradan yola çıkarak Hegel’in şu meşhur “Ortak Akıl”, sonrasında da Marx’ın “doğa yasaları”na geçersek belli bir sekülerleşme ile temelde hepsi aynı şeyi savunurlar. Marx’da bu akıl irade sahibi değildir. Ya da deistlerde de belirgin bir irade sahibi akıl yoktur. Seküler üst akılcıların modernizmdeki son mertebesi ise Faşizmin çeşitli tonlarıdır. Büyük bir lider gelir ve tüm tarihi değiştirir. Bu üst akılcıların post modernist modeli ise komplo teorisyenleridir. Kimi zaman gizli cemiyetlere olağanüstü güçler atfederler, kimi zaman da belli ailelere.

Tüm bu yaklaşımların ortak özelliği tarihselci biçimde, geriye dönük bir “proje” iddialarının olmasıdır. Bunlar herşeyin bir amacı olduğunu iddia ederler. Kimi zaman bu amaç işçi sınıfının diktatörlüğü kimi zaman da Tanrı’nın Krallığı’nın kurulmasıdır. Proje, bu insanlar için tarihsel bir referanstır.

Diğer taraftan ise “projeyi” kendileri yapanlar vardır.

Bunlar da üst aklın kendileri olduğunu ve doğanın tüm kaosundan sıyrılıp kendi iradeleri ile bu kaos ve çatışma ortamından sıyrılabileceklerini kabul ederler. Pekçok insana çocukça gelebilecek bu düşünce biçimini büyük büyük adamların hayatlarının amacı haline getirmesine anlam vermek güçtür ama evet tam olarak da olan budur.

Burada esas sorun hedefin, hayatın gerçeği ile karşılanmaması halinde hedefin hayatın gerçeğinin yerine ikame edilmesidir ki tarihte zorbalığın temeli de tam olarak budur. Başkalarını, ya da kendini,  kendi hedefleri doğrultusunda, olduklarından başka bir şey olduklarına ikna etmeye çalışmak bu gerçekleşmeyince de bu konuda onları zorlamak.

İnsan kendinden ve iradesinden bağımsız sayılamayacak kadar çok değişkenle yüzleşmek ve bunların arasında kendi yolunu bulmak yerine, bu yolda engel olarak gördüğü o değişkenleri ya yok sayarak ya da ortadan kaldırabileceğini varsayarak hedeflerini gerçekleştirebileceğini sanıyor.

Radikalizm aslında tam olarak bu radikal değişkenleri görmezden gelmektir.

Bu dünyaya seçme hakkına sahip olmadığımız bazı önverilerle ve istesek de istemesek de “bir şey” olarak geldiğimizi, ve yine biz istesek de istemesek de onunla birlikte yaşamak zorunda olduğumuzu, bir şeyleri değiştirebilsek de bir şeyleri de asla değiştiremeyeceğimizi anlamak insanlara zor gelir. Tutuculuk dediğimiz şeyin bir yüzü de işte budur. Değiştirebileceğimiz şeyleri kavramak ama değiştiremeyeceğimiz şeyleri de kavrayamamak. İnsanın değiştirme güdüsünü değiştiremeyeceğimizi anlamamak.

Çok derine dalmayalım.

Projecilerin bu iki tarafı, yani geçmişi amacı olan bir proje olarak görenler ile geleceği bir proje etrafında baştan inşaa edebileceğini düşünenlerin ortak özellikleri, bu ortak “gerçeğe karşı zorbalıktır”.

20.yy başında 1000 yıllık geçmişe karşı yaratılan zorbalık gibi yarın da bugün kim olduğumuza karşı bir zorbalıkla karşılaşmayacağımız kesin değil.

“Medeniyet” bir proje olarak kapitalizm eliyle tüm dünyaya dayatıldığından beri de zorbalığın adı medeniyettir. Medeniyet, kendini örgütlü bir değerler silsilesi olarak ortaya koyarken hem ekonomik hem de kültürel olarak ardında bulunan savunucuları da hep egemen olanlardır. Artık 15. yy’ın sevimli burjuvaları değil insandan ve insan iradesinden bağımsız yani kendini “doğa kanunu” kabul eden dolayısyla da “tanrısallaştırılmış”  dev organizasyonlardan bahsediyoruz.

Bugün sosyal medya ve internette zorbalığı tartışırken zorbanın aslında bu teknolojilerin ta kendisi olduğu ve her teknolojinin de kendi kültürü ile geldiğini unutmamak gerekiyor sanırım. Baksanıza herkes derdini sosyal medya duvarına dökerken, Süleyman Mabedi’ne yüz sürercesine bir aşkınlık beklentisi ile davranıyor.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.