Cemaatten cemiyete Kıbrıs Türkleri

Yayın Tarihi: 21/09/21 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Sosyal bilimlerde genel kabul gören bir ayrışma vardır, cemaat ve cemiyet ayrımı.

Cemaatler arkadaşlık, komşuluk, akrabalık ilişkileri çevresinde toplanan topluluklardır ve genel anlamda bu ilişkilerin ortak çıkarları ile bir arada dururlar.

Cemiyetleri ise bir ülkü, bir inanç, bir sözleşme gibi bilişsel ortaklıklar meydana getirir.

Bu ayrımı ortaya atan Tönnies’in geliştirdiği modele getirilecek pek çok eleştiri mümkün olsa da temelde gözle görülür bu ayrımı en basitinden bir tür tümevarımsal/tümdengelimsel ya da somut/soyut ayrışması olarak kabul edebiliriz.

Cemaatlerde birbiriyle akrabalık veya arkadaşlık ilişkisi içindeki gurubun çıkarlarının toplamı belirleyici olurken, cemiyetlerde ortak bir çıkarın belirlediği birbiriyle fiziki bağı olmayan bireylerin ortak iradesi belirleyici olur. Daha basit söylersek, cemaatleri kişiler, cemiyetleri ortak çıkarlar belirler.

Bu basit açıklama ve yorumlardan bile anlaşılacağı üzere sosyal kurumların karmaşıklığı ve tabana yayılımı arttıkça cemaatten cemiyete dönüşmesi gerekir ki aslında bunun en başında da Kıbrıs Türk halkının cemaatten cemiyete dönüşmesinin temelinde yatan ihtiyaç da budur gibi görünüyor.

Cemaat ile cemiyet arasındaki bu temel farkın nev’i bir ayrım olması, cemaatlerin bir araya gelerek oluşturdukları ‘cemaatler federasyonları’nı da cemiyetlere dönüştürmediği gibi, cemaatlerin toplumsal düzendeki etkisini de artırıyor.

Bu kadar soyut iddiadan sonra somut olarak bu iddiayı tanımlamak gerekiyor sanırım.

En temelde siyasi partilerimizin örgütlenme biçimini belirleyen “cemaatler”i ele almak gerekiyor.

Gündelik dilde kullanılan anlamıyla, “dini cemaatler” tanımıyla değil de yukarda açıklanan biçimiyle ele aldığımızda siyasi partilerimizin hemen hepsinin bu “cemaat federasyonları”ndan oluştuğunu görmemek mümkün değildir. Partileri bir arada tutan, programları veya tüzükleri değil, parti içindeki akrabalık ağları, arkadaşlıklar, ortak geçmişler gibi kavramlardır. Ve bir cemaatte bireyin çıkarı, cemaatin çıkarını ikame ettiği için de her bir bireyin memnun edilmesi en temel ihtiyaçtır. Bu mesele sadece sağ partilerde değil sol partilerde de geçerlidir. X ve Y’nin siyaseten birlikte hareket etmesinin sebebi çok büyük oranda da gizledikleri bir akrabalık ilişkisi, meyhane arkadaşlığı, ortak bir geçmiştir.

Yine buna benzer bir şeyi spor kulüpleri için de söyleyebilirsiniz… “Bizim çocuklar” söyleminin arkasındaki hep bir akraba, bir yakın, bir arkadaştır.

Sendikalar?

Orada da öyle.

Bürokrasi?

Orada da öyle…

Peki bu durumu değiştirmek gerekir mi?

Var olan durumdan memnun değilseniz, evet değiştirmek gerekir.

Peki gerçekten memnun değil miyiz?

Ya da memnun olmayanların gerçek derdi kendi cemaatlerinin güç kaybetmesinden mi ibarettir?

İşte gerçek sorulması gereken soru sanırım budur…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Uğraş BERATLI yazıları