Övgüde cömert eleştiride cimri

loading
15 Ağustos, Cumartesi
£

9.64

8.73

$

7.37

A- A A+

Övgüde cömert eleştiride cimri

Ada İngiliz yönetimindeyken doğmuş, ortak cumhuriyet döneminde kamuda çalışmaya başlamış ve KKTC’den kamu emeklisi olmuş neslin mensubu olan annem ile içinden geçtiğimiz süreci geçmiş ile kıyaslayarak konuşuyoruz bu aralar.

Çok büyük fedakârlık yapmış, devlet kuran bir neslin mensubu onlar.

Hayatlarının en verimli yıllarını adada var olmak için harcamış.

Geriye kalan kısmını da onların sahip olamadığı imkanları çocuklarına vermek için çalışmış ve kendileri için yaşamayı da makul bir anlaşma sonrasına erteleyerek tam yaşayamamış bir nesil.

Korona salgınının yarattığı atmosfer 1974 yazını ve o döneme giden zorlu süreci aklıma getirdiğini iki üç hafta önce yazmıştım.

Yaşamadığım ve çocuk olmamadan dolayı hatırlamadığım kısmını annem telefonda hatırlatıyor ve tamamlıyor.

50-60 yıl geriye o günlere geri gitmemin bir sebebi de bu herhalde.

Bildiğimiz ama yine de ilerleyen yaşın verdiği olgunlukla tarihi birebir yaşayandan dinlemek çok değerli yine de.

Yarı tecrit hayatına talim olduğumuz bu günlerde tahmin ederim o günleri hatırlayıp ananlar olmuştur.

Değişen demografi ile bunun sayısı bugün kaçtır artık kestiremiyorum.

Annemi dinledikçe yarım asırlık bir süreye sığan birbirine benzemeyen bu iki travmatik süreç arasında paralellik kurmak için kendimi zorluyorum.

Bugün, 1974’ün o sıcağında eli silahlı olanlarla değil de rastgele sınıf, din, ırk ve siyasi görüş tanımadan savaş aracı olmuş görünmez bir virüs ile mücadele ediyoruz. 

O gün bizi savunma görevini üstüne almış mücahitlerimiz vardı.

Aralarında bambaşka sebeplere dayanan tarihe mal olmuş çekişmeler yaşanmış olsa da günü saati geldiğinde ortak hedefe ulaşmak için çekişmeler üstü bir yaklaşım hep hâkim olmuş.

Bu süreçte de bizi korumak ve tedavi etmek için sahada, hastanelerde, laboratuvarlarda mücadele veren sağlık ve kamu çalışanları var.

Annemin söylemi ile o mücahitler ile birlikte bu toplum yıllarca dayanamasaydı Türk Ordusu en nihayetinde gelebilecek miydi? Gelse de ne bulacaktı?

1974 yazında büyük bir endişe ile o gün çoğu sığınakta annelerimiz ile birlikte bekleyen yaşlı ve çocuklar vardı.

Son bir buçuk aydır aşağı yukarı benzeri demografi sığınakta değil ama mümkün olduğunca evlerinde tedirginlikle bekliyor.

O zaman da bu toplumun bir yönetimi vardı bugün de bir yönetim var.

İşte tam da bu noktada yalnızca yönetim değil ama toplum da ayni mi ya diye duraksıyoruz.

"O gün nasıl dayandıysak bugün de ayni şekilde dayanacağız sakın duyduklarına inanıp hemen dışarı çıkma anne" diyorum.

"O gün Türkiye’nin gelip bizi kurtaracağına ve başımızdakilere inanıyorduk, hepimiz ayni gemideydik oğlum" diyor.

Telefonu kapatırken çocukluğumdaki yönetim ve toplum ile bugünkü arasında öğreti içeren fark var mı, varsa nedir diye birkaç şey söylüyorum.

"Yine de övgüde cömert eleştiride cimri davranmak lazım oğlum" diye bize özgü hoşgörü cümlesi ile annemle görüşmeyi sonlandırıyoruz.

Bu son cümleye örnek olması adına bundan sonra nasıl seyreder bilinmez ama göreceli şartlar altında yönetim ve toplum olarak bu virüs felaketinden mücahitlerin 74 harekâtına giden süreçte yaptığı gibi zaman kazanılması ve korunma adına kim ne derse desin iyi bir sınav verildi.

Bu takdir edilmesi gereken bir başarıdır.

***

Yazının sonunda bir parantez açıp esas teşekkürü bu mücadelede sağlık çalışanlarından başlayarak isimlerini bilmediğim kamudaki kişilere yapmak lazım.

Ne olursa olsun devletimizin bunu unutmaması, takdir etmesi gerekmektedir.

Sağlık ve kamuda ön cephede mücadele edenler isimsiz kahraman ve sayı olarak anılacak bir istatistik olarak kalmamalılar.

Bir teşekkür de Milletvekili Jale Rogers’a etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bu süreç içerisinde konuştuğum insanların birçoğu, zamanlama ve alınması gereken önlemlerin alınmasında onun fark yaratan rolünü dile getirdiler.

İcraatın başındaki kişinin bu işi o kadar büyütmeyin demesine bir diğerinin de panik yaratan beyanatlarına rağmen olayı anlayıp hızlıca hareket edilmesinde Jale hanımın rolü olmuş.

Aldığı eğitimden dolayı sahip olduğu bilgi ve siyasette olmasından dolayı karar vericilere olan ulaşma kolaylığı fark yaratan bir unsur olmuştur.

Burada kişi olarak Jale hanımı aşan üzerinde durulması gereken bir durum da var. Tam da ekonomiden başlayarak yapılması gereken reformlar ile ilgili bıçağın kemiği kesmeye başladığı bu günlerde bir öğreti var.

Siyaset ve bürokraside konusunda uzman, dünyayı takip edebilen, hızlıca anlayan ve bunu Kıbrıs’ın gerçeklerine uygulayabilecek önerileri ortaya koyabilecek insanlara ihtiyacımız olduğu gerçeğine güzel ve güncel bir örnek değil mi bu?   

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.