Akıncı ''FOMO'' pozitif çıkmaya devam ediyor

loading
26 Eylül, Cumartesi
£

9.77

8.92

$

7.66

A- A A+

Akıncı ‘’FOMO’’ pozitif çıkmaya devam ediyor

İlk önce kapıların Rum tarafından kapanmasına kafadaki çakılı olan ille

de federal çözüm dogmasından dolayı ezberi bozmamak adına karşı

çıktı.

Konuyu idrak edemediği için Kıbrıs sorununa çözüm arayışı

penceresinden özgürlükçü, ama gerçekten uzak bir yaklaşım ile küresel

salgın konusuna liberal yorum getirdi. Lokmacıya insanları yığdı. Allahtan

bulaş olmadı.

Bir iki güne kalmadı ortaya çıktı ki Rum doğru olanı yaptı.

Sonra bakanlar kurulu benzeri bir kapatma kararı alacağını anladığı

toplantıdan siyasi duruşuna ters gelir, CTP tabanına koz verir diye karar

alınmadan kaç gitti.

Devamı var.

Önlemlerin konuşulduğu bir sonraki bakanlar kurulu toplantısından da

devletin tepesindeki dengeleyici kucaklayıcı makamın sahibi kişinin

bilinciyle hareket etmekten uzaktı.

Toplantının ortasında hışımla çıkıp giderayak canlı yayında ‘’20000 vaka

olur’’ diye insanlarda panik havası yaratacak beyanat verdi.

Konunun ekonomik boyutunu hiç düşünmeden toplum sağlığı ile

ekonomi arasında optimum noktayı yakalama sorumluluğundan uzak

komple sokağa çıkma yasağı şarttır dedi.

Bir hafta önceki lokmacıdaki liberal yaklaşımdan eser yoktu. Belli ki

küresel salgın ile ilgili bir miktar farkındalık hasıl olmuştu.

Sonra da hükümetin ve büyük ölçüde toplumun tedbirli yaklaşımı ile işin

rengi farklı bir noktaya dönüşünce de ‘’20000 vaka’’ hesaplamasını bana

falanca söylediydi deyip bunun hiç sorumluluğunu üstüne bile almadı.

Geçen gün de bir ayı aşkındır vaka çıkmadığı için kalktı ‘’ben Rum tarafı

ile konuştum kapıları açalım’’ diye kimse ile görüşmeden demeç verdi.

Bunun karar verme yetkisinin kendisinde olmadığını bilerek bunu yaptı.

Bir de üstüne üstlük Rum tarafında da hala daha her gün yeni vakaların

çıktığını bilerek bunu yaptı.

İyi mi?

Bunu niye yaptı?

Sebebi basit.

Birincisi, diğer bir FOMO virüs testi uzun süredir pozitif çıkan Başbakanın

sonu hiçbir yere varmayacağını bilerek ‘’Sağlık Bakanını kapıların

açılması konusunda Rum Sağlık bakanı ile görüşmesi için

görevlendirdim demesi ile Akıncı tahrik oldu.

Hükümet kapıları açma konusunu BM üzerinden konuşup Akıncı’yı

devreye almadan karar verme olasılığı, ki bu da ayni derecede yanlış

olur, onu işlevsiz hale düşüreceği algısına karşı bu hamleyi yaptı.

İkincisi de toplumda salgın ile mücadeleyi hükümet başarılı bir şekilde

yaptı algısını sulandırıp gündem yaratmak. Hükümeti baskı altına alıp

tepki oylarını çekmek.

Allah aşkına toplum sağlığı bunun neresinde ara ki bulasın.

Halbuki hükümete ve topluma söylemesi gereken hazır olduğumuzu

düşündüğümüzde gerekli temasları koordineli bir şekilde yapacağız

olmalıydı.

Kesin olan bir şey var. Yukarıdaki tablo Akıncı’nın kendine münhasır

numunelik bir vaka olduğunu gösterdi.

Korona virüs vakası uzunca bir süredir yapılan testlerde çıkmıyor ama

Akıncı başka bir virüsün etkisi altına girdi.

FOMO virüsüne yakalandı.

Sık sık verdiği demeçler ile de FOMO pozitif çıktığı ortadadır.

Daha önce yazdık FOMO virüsünü.

Bir kez daha hatırlatalım çünkü Akıncı’da bu virüs kronikleşti.

‘’FOMO’’ diye adlandırılan bu virüs bulaştığı siyasetçilerde sebep olduğu

psikolojik ruh halinin kısaltılmış adı.

Virüsün Latince ismi var mı bilmiyorum ama İngilizcesi ‘’Fear Of Missing

Out.’’

Türkçe ifade ile ‘’FOMO’’ virüsü gündem olmayı kaçırma, gündemi

başkasına kaptırma ve geride kalma olasılığı ile ilgili bir korku ve endişe

hissetme hastalığına sebep oluyor.

Siyasetçilerde ve üst düzey yöneticilerde görülen bir virüs.

Virüs bulaştığı siyasetçilerde ve üst düzey yöneticilerde gündemi

kaçırmakla güçten ve gözden düşme ihtimali korkusu nöbetleri ile

seyrediyor.

Virüsün bir özelliği gözleme dayalı tespit ile belirlenmesi.

Özel bir test yapmaya gerek olmadan bunu görmek mümkün.

Farkındaysanız Akıncı icraatın sorumluluğu nasıl olsa elinde değil diye

yeri geldikçe Türkiye’ye laf sokuşturuyor.

Bunu sistematik bir şekilde yapıyor son bir iki yıldır.

Niye?

İki sebebi var.

Birincisi,

Crans Montana sonrası söyleyecek lafı kalmadı çünkü eski müfredat

üzerinden diplomasi bitti.

Fırsat çıkmış olsa da eski müfredatı rafa kaldırıp yeni sayfa açmayı da

uygun bulmadı.

Hem kendi tıkandı hem de toplumu tıkadı.

‘’Yeni nesle kalır bu iş’’ dediydi.

Unutturduğunu sanıyor ya da hakikaten unuttu.

Ya da koltuk tatlı, makam da romantik geldi.

Hangisi olduğuna siz karar verin.

İkincisi de tepki çekme üzerine kurulu siyaset anlayışına kamuoyunda

haz duyan keyif alan bir kesimin olduğu ile ilgili varsayıma dayalı

beklentinin olması.

Geriye çekilip bakınca Akıncı’nın tek siyaseti iç siyasette hükümete karşı

tepki çekecek yeri geldiğinde Türkiye’ye laf sokuşturmak dahil gündem

çalmaktan ibaret hale geldi.

Tepki siyasetine toplumda karşılığı olan bir duyarlılık var.

Bizi nereye götürür bu siyaset?

Ya da bizi hayırlı bir yere götürür mü?

Akıncı’ya ve söylediklerine bakınca bunu düşünüyor musunuz?

Akıncı’nın amacı bunu düşündürtmemek üzerine kurulu.

Sonunda bizi Akıncı’nın tuttuğu yol nereye götürür diye düşünürseniz ki

şu aralar pek dile getirilmese de seçime bir iki hafta kala düşünmeye

elbette başlayacaksınız diye bundan endişe duyuyor.

Bugünden önlemini alıyor.

Kışkırtıcı demeçler ile kafaları uyuşturuyor.

Türkiye karşıtı söylemleri ile de siyasi propagandanın en önemli

unsurlarından biri olan pekiştirme ile de buna devam edecek.

Başka bir siyaseti kalmadı çünkü. Görmek isteyen için gerçek bu.

Akıncı’nın bundan sonrası için derdi siyasette pratikte karşılığı olacak

şekilde fark yaratmak üzerine değil.

İnatlaşma ve takındığım tavırla beni hatırlayın ile ilgili.

Sizi bilmem ama benim gözümün önüne otel lobisindeki saksı görüntüsü

geliyor.

Allah’ı var ama dimdik duruyor.

Tepki oylarını konsolide etmek için söyledikleri ile toplumun bir kesimine

hissettirdiği anlık haz dışında kime ne faydası var Akıncı’nın?

Ya da artık faydadan çok zararı mı var diye düşünmekte fayda var.

Nasıl olsa hiç çıkmadığımız seçim sathına tekrar aleni bir şekilde girmiş

olduk.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.