Müdahalenin anatomisi: Anlamadığımdan hareketle vardığım sonuçlar (3)

Yayın Tarihi: 26/01/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Türkiye’deki siyasi iradeyi şu an temsil eden ‘’cumhur ittifakının’’ hassas dengeleri devrede olduğu için belli ki içinde Denktaş ve Eroğlu ismini taşıyanların olduğu bir koalisyon ile yola çıkılmak istendi.

Meclis Başkanlığını seçiminde bir yol kazası yaşanmıştır ama göreceksiniz bunun bir şekilde rövanşı ve iadesi olacaktır çünkü bu denklemin önemli bir parçası Eroğlu soyadıdır.

DP ile arasına mesafe koyan Serdar Denktaş’ın dönüp hükümet kurulmasındaki etkin sonuç alıcı rolü ve bunun içerisinde hükümet kurulması aşamasında oğlunun UBP saflarında gözükmesi ve hatta T.C. Dış işlerinde diplomat olan diğer bir Denktaş’ın bu denklemin içerisine dahil olmaları da ihtimal dahilindedir.

Yeni nesil Eroğlu ve Denktaş soyadlarının temsil ettikleri özgül ağırlıklarıyla UBP’yi dönüştürmek istedikleri noktaya getirecek “Truva atının” görünen ayakları olarak kullanmak istiyorlar.

Bu resmin içinde olurda uyumsuzluk yaşanırsa yeri geldiğinde basit bir telkin ile “cumhur ittifakından” yana Eroğlu ve Denktaş’ a karşı cephe almaktan çekinmeyecek Tatar ve Saner var. Kendi kendini sigortalamış bir yapı ile hareket ediliyor. Aralarındaki rekabeti istenilenleri yasama ve yürütme yoluyla yaptırtmak için kullanacakları siyasi bir algoritma ortaya çıktı.

Hem Ersin Tatar hem de Ersan Saner’in yakın geçmişte yeri geldiğinde farklı sebeplerden dolayı Eroğlu’na karşı duruşları da elbette bilinen ve bundan dolayı onları tercih sebebi olarak bir adım öne çıkaran unsur olmuştur.

Tüm bunları toplayıp yanına da UBP’yi topluma “aksi halde maaşlar ödenmez para akışı durur ha” denilerek hem kamuya hem de özel sektöre tek alternatif olarak sunmak “niye müdahale” sorusunu farklı bir anlam taşır duruma getirip basit bir adam kayırmanın ötesine taşımıyor mu?

Toplumun bir kesimine mal olmuş ‘’sembol’’ soyadları üzerinden laiklik de yerli İslami unsurlar ile bir sonraki seçimlerde birlikte devreye sokulursa şaşırmayın. Gidişat bu yöndedir. Olacaksa böyle olur. Bundan dolayı gelişmeleri de buna hizmet ediyor mu diye yorumlamakta fayda vardır. Bir süredir seyir eylediğimiz benimdir denilecek siyasi oluşumun nasıl hayata geçirileceğinin operasyonal planıdır.

Bu siyasi oluşumun devreye sokulacağı süreçte öyle siyasi incelik ve nezaket ve hoşgörü beklemeyelim.

Herkesin aday olması en doğal haklarıdır ama bu kişilerin kazanmaları ve parti içi oyunlara kurban gitmemeleri için de Ekim seçimlerinde ve sonrasında kurultayda gördüğümüz benzeri müdahale ve hoyratça baskı arazide yapılacaktır.

Seçim kanunu ve sistem tartışmasının yol taşlarının döşenmesine partiler üstü bir tavır ile izin verilmemesi gerekliliği de bundan dolayıdır.

Buna karşı etkili bir mücadele için farklı bir yaklaşım ve siyaset izlenmesi lazımdır.

Güçlü olan bildiği yerden iş tutmak ister. Para, yardım karşılığı baskı ve müdahale, muhatap olduklarımızın bildiği ve anladığı dil ve yöntemdir.

Pabucumuzun pahalı olduğunu göstermek için buna karşı duruşumuzu koyup bıçak sırtında seçim sonuçlarının çıkması için mücadele etmek ana hedef olmalıdır.

İktidar değildir hedef. Hedef hatayı idrak ettirtmektir. Bunu da yalnızca kendimiz için değil bir yerde Türkiye’de bunlardan haberdar olmayan sessiz çoğunluk için de yapmış olacağız. Bunu yaparken ki inancımız da tarihin bizi haklı çıkaracağına olan inancımızdır.

Yakın gelecekte pasif direnişle mahsustan teslim olmak ve müdahale ile dönüşüm umut edenleri “yütmeye” devam ederek bize özgü sabır ve inatçılığımızla yolumuza devam etmekten başka çaremiz yoktur.

Bu sabır ve inat Kıbrıs’ta Anadolu’yu bugüne kadar nasıl korumuşsa zaman yine bunun doğru yaklaşım olduğunu gösterecektir.

Zaman nötrdür. Zaman zamanı lehe kullanma zamanıdır.

Eğer adada seçim kanunu ve sistem değişikliği sonucu cumhur ittifakı benzeri bir yapılanmayla gidilecekse karşısında oluşacak olan ittifakın temeli de Laiklik ve AB çatısı altında çözüm diye özetlenecek bu iki unsur olacaktır.

Bu iki unsurun Kıbrıs Türkü üzerindeki çekim gücü canlıdır.

AB çatısı altında laik toplum düzeni bizim Kıbrıs Türkü olarak varlığımızı koruyacağımız yegâne kavram ve unsurlardır.

Partiler üstü ortak siyasi paydamız olan laiklik ve AB konusunda mevzi tektir.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Cenk UZUNOĞLU yazıları