Çocuklar şiddetle savaşamazlar

loading
12 Temmuz, Pazar
£

8.66

7.76

$

6.86

A- A A+

Çocuklar şiddetle savaşamazlar

Çocuklar şiddetle savaşamazlar

Cumhuriyet Meclisinde devam eden bütçe görüşmelerinde basında çıkan haberler ve çocukların bu haberlerden dolayı olumsuz etkilendikleri konuşuldu. Bu konuyu UBP Gazimağusa Milletvekili Dursun Oğuz Meclis Kürsüsünden dile getirdi ve Çalışma Bakanı Zeki Çeler de destekledi.

Kıbrıs konusu olsun ekonomik problemler olsun bu konularda belki çok mesai ve enerji harcıyoruz ama bugünün çocukları yarının yetişkinleri olacak ve gerçekten bugünkü çocuklar her anlamda ciddi tehdit altında. Tecavüzden, tacizden tutunda hem fiziki hem de psikolojik şiddet altında eziliyorlar. İşte hem devlet hem de sivil toplum örgütleri bunun önüne geçemezse yarının yetişkinleri de intihar eden, cinayet işleyen ve kendi çocuklarına kötü davranan bireyler olarak sahnedeki yerlerini alacaklar.

Çocuk gelişimi ve büyümesi son ama son derece önemli ve ciddi ihmalle karşı karşıyalar.

Ben de siyaset üzerine yazacak çok konu vardır ancak gözüme bir çocuk ölümü ya da kanserden bir ölüm takıldı mı moralim anında düşer ve ülkede dönen onca entrikaya karşı tepkisizleşirim. Düşünsenize bizim memleket siyasi entrika üzerine kurulu bir ülke. Dedikodu yazdın mı okunma rekoru kırıyor yazılarım. Sağlık, ölüm, intihar yazdın mı başlığı gören tıklayıp açmıyor bile.

Kuzey Kıbrıs kadına şiddetten kaynaklanan intihar, kendi öz kızına tecavüz, kendiyle ilişkiye girmediği gerekçesiyle kadına şiddet olaylarıyla çalkalanıyor. Olay çok boyutlu ve yalnızca bir penceren bakmak mümkün değil. Yanlış yapılan evlilikler, yanlış eş seçimleri, aile baskıları, aldatmalar bir aileyi bir anda cinayet ya da intihar noktasına sürükleyebiliyor.

Ne yazık ki şiddet gören bir kadının sığınacağı bir sığınma evi olmadığı gibi devleti tarafından da sahiplenemiyor.

Kadına şiddet, şiddetten kaynaklanan intiharlar ve kadın cinayeti, kadının KKTC'de nasıl bire olgu içinde yaşadığını ve ne tür zorluklar çektiğini bir kez daha gündeme getirdi. Kadın savunucusu örgütlerin de aslında büyük bir çoğunluğunun tabela örgütü olduğunu anlıyoruz her geçen gün. Eğer tabela örgütü olmasalar bu ülke de kadına yönelik şiddet biraz olsun önlenirdi. Türkiye'de kadına şiddet konusu zaten kontrol edilebilir ve önlenebilir bir durum değil ve birçok ülke de olduğu gibi Türkiye de kadına şiddetin de ötesinde kadın cinayetlerine haberlerde birçok kez şahit olmuşuzdur. Peki KKTC'de bu durum nasıl diye bir araştırma yapma ihtiyacı hissettim.

Son yıllarda sıkça şahit olduğumuz bir konu haline geldi. Genç bir erkek çocuğu mini minnacık bir çocuğa tecavüz ediyor, erkek çocuğun ailesi korkudan ortadan kayboluyor.

Öte yandan kızlarıyla ilişkiye giren babalar türedi. Hikayelerini okuduğunuzda uzun yıllardır kızlarının bu tecavüze maruz kaldığını öğreniyorsunuz. Evet bu bir tecavüzdür hem de çok çirkin bir tecavüzdür. Şu an bu ülke de kim bilir ne baba kız ilişkileri vardır ki haberimiz yok. Her yıl mutlaka birkaç vaka karşımıza çıkıyor. Son derece utanılan bir durum olması nedeniyle kızlar bunu kimseye söylemiyor.

Hangi akıl sağlığı yerinde olan bir baba kızıyla ilişkiye girmek ister. Bu tek kelimeyle bir hastalık ve belki de tedavisi zor bir hastalık. Peki bununla ilgili çare nedir?

Çocuklar taciz ve şiddetle savaşamazlar

Bizim memleketin bitip tükenmek bilmeyen bir işçi sorunu var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı şu an enerjisini buna harcıyor, oldukça olumlu işler de çıkarıyor belki ama dağılan aileler, kötü giden evlilikler, şiddet gören kadınlar değil yalnızca şiddet gören çocukların sayısı hiç de az değil. Hükümetin bir bütün olarak bu işe el atması lazım.

Bir kere Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığı aynı çatıda olmamalı artık. Hükümet bir Aile bakanlığı kurabilir, böyle bir kadro yaratabilir ve bu sorunların üzerine sert bir şekilde gidebilir. Devletin kadına ve çocuğa şiddetli engelleme konusunda, intiharları engelleme konusunda hiçbir zaman bir politikası olmadı. Kıbrıs artık eski Kıbrıs değil. Nüfus yapısı değişti, yaşam tarzı değişti, insanların eğilimleri dahi değişti. Ama devletin bu korkunç değişime karşı aldığı hiçbir tedbir yok.

Benim elimde yalnızca 2015 yılına kadar yapılmış bir anket tespiti var birazdan onu da yazacağım. Devletin elinde bu toplumun yaşadığı sorunlarla ilgili hiçbir net veri yok. Bu ne kadar aciz bir durumda olduğumuzu gösteriyor.

Her eve bir psikolog artık şart

Bunu daha önce de yazdım. Her eve bir psikolog artık şart. Siz biliyor musunuz bu ülkede annesi ve babası tarafından ne kadar çok dövülen çocuk var. Bu çocukların yanında devletleri yok ki gidip sığınsınlar! Şiddet gören kadınların sığınacağı bir devlet yok bu ülkede.

Kim yardım edecek bu insanlara. Belki de yüzden fazla psikolog var bu ülkede hepsi de işsiz güçsüz geziyor ya da bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Eğer bugüne kadar Hükümetler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bütçe ve kadro yaratsaydı ve her eve bir psikolog gönderseydi düzenli olarak mutlaka o evde şiddet gören çocuklar da tespit edilirdi, taciz edilen kızlarda, dövülen kadınlarda tespit edilirdi ama bu yapılmadı. Mesele neden bu devletin böyle bir vizyonunun olmamasıdır.

Şöyle örnek verelim. Son zamanlarda yaşanan tecavüz ve taciz vakalarında; eğer ki belli aralıklarla birpsikolog hatta aynı psikolog gidip de mağdur çocuklarla konuşsaydı, sorunlarını dinleseydi; daha en başından kızlar yaşadıkları tacizi devletine anlatacak ve kötü son yaşanmayacaktı. Bu kızlar şu an medyanın diline düştü, hayatları boyunca asla mutlu olamayacaklar. Bunun sorumlusu devletten başkası değil.

Ya da babasından dayak yiyen bir çocuk, sürekli bir psikolog tarafından ziyaret edilseydi, eminim ki ikinci üçüncü seanstan sonra "babam beni çok dövüyor" diyebilecekti. İlerleyen yıllarda babasını öldüren çocuklar ya da annesini babasını döven çocuklar yetişirse hiç şaşırmayın.

Şiddeti, tecavüzü, intiharı engellemek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın altında Müsteşarlık düzeyinde geniş bir kadro yaratılabilir. Bu küçük ülkenin düzgün bireylere sahip olması için devletin hareketlenmesi lazım.

***************

GÜNÜN SÖZÜ

Ama sen yine de gitme. Gidersen peşinden gelmem ama kalırsan bu masalın sonunu birlikte öğreniriz.

Cemal Süreya

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.