Özersay'ı ortakları hep yalnız bıraktı

loading
24 Eylül, Perşembe
£

9.79

8.97

$

7.70

A- A A+

Özersay'ı ortakları hep yalnız bıraktı

Bizim hükümet bu işi yürütemeyecek düşüncesi her geçen gün daha fazla aklımda yer etmeye başladı. Nasıl olacak bu işler? Nasıl devam edecek herkes merakla bekliyor. Mali protokolün imzalanmayacağı iddia ediliyor bir yandan da imzalansa bile para akışının başlamayacağı ya da çok gecikeceği de başka iddialar arasında.

Bu hafta Halkın Partisi üzerine yoğunlaşacağız ve birkaç yazımız daha olacak. Bunu şimdiden söyleyeyim. Tabii Kudret Özersay'ın söz konusu hükümet ile ilgili en önemli sorunu da verdiği sözleri yapamıyor oluşu.

Bildiğiniz gibi bizim ülke de söz vermenin sözlük anlamı artık Kudret Özersay. Yaklaşık 14 aylık hükümet süresince Özersay halka verdiği birçok sözü yerine getiremedi. Bunun ciddi sıkıntısını yaşıyor ve bunun sorumlusu da kendisi değil. Hükümet ortakları ne yazık ki Özersay'ı hep yalnız bıraktı ve bir şekilde öteledi.

En önemlisi de zaman hızla daralıyor ve zaman daralırken Halkın Partisi hızla erimeye de devam ediyor.

Özersay'dan başka konuşan var mı?

Kudret Hocaya bir pozitif uyarı; Hocam farkında mısınız; ortaklarınız resmen sizi ateşin önüne attı ve izliyorlar. Var mı verilen sözlerin tutulması konusunda şikayet eden başka bir ortak. Bir bakın. Başbakan Erhürman'ın sesi çıkıyor mu? Ya da Serdar Denktaş'ın ya da Cemal hocanın.

Neden peki sesleri çıkmıyor? Birincisi halka verilen sözleri tutmamanın ayıbının kendi sorumlulukları olduğunu biliyorlar, ikincisi de sizin yıpranmanızı istiyorlar. Siz de gayet güzel yıpranıyorsunuz.

Ekonomi ciddi anlamda dibe vurdu ve Başbakan ve Özersay dışında bu konunun sorumluluğunu kimse üzerine almıyor. Baskılar dayanılmayacak hale geldiğinde Maliye Bakanı topu doğrudan Ankara'ya Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üzerine atıyor.

İyi güzel de bu şekilde bu hükümet nereye kadar nasıl devam edecek?

Ekonomi kötüye gidiyor... Uyanın artık

Ülke ekonomik anlamda tam bir darboğazın içine girdi. Ülkemizde ekonomik yaşantının tam anlamıyla döviz üzerinden şekillenmesi ve ithalatın döviz üzerinden yapılması çok kısa süre içerisinde yeni zamların gerçekleşmesine neden olacak.

Küçücük bir ülke. Yollar sokaklar son model arabalarla dolu, bir o kadar da lüks ev. Sanırsınız ki Monaco prensliği mübarek. Gelin görün ki hepsi borç. Gördüğünüz dükkanlar, mağazalar, şaşalı iş yerleri hepsi borç, hepsi bankalara ipotek. Adeta yarın sabah ölecekmiş ve hiçbir kaygımız yokmuşçasına yaşıyoruz.

Hükümetten ne yazık ki hiç umudum yok, eskisinden de yoktu ama yenisinden hiç yok. Çünkü eskisinden öyle sandığınız gibi çok da farklı değil.

Ekonomi Bakanı Özdil Nami; ekonomist mi? Hayır. Maliye Bakanı Denktaş, maliyeci mi? Hayır. Yani bu hükümetin mali işlerden anladığı yok, olması da gerekmez zaten. Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan oldukça başarılı bir işadamı, o nedenle evet o ekonominin nasıl iyileştirilebilir çok pratik fikirlere sahip olabilir.

Demem o ki Hükümet akıllı ekonomistlerden hizmet satın alsın ve KKTC ekonomisini rahatlatmanın bir dizi yollarını bulsunlar. Birçok kalemde yapılması gereken iyileştirilmeler yapılsın.

Ama hükümetten tık yok. Dövize karşı hiçbir şey yapılamayacağını açıkladı Serdar Denktaş. Düz mantıkla evet hiçbir şey yapılamaz. Bizim kendi merkez bankamız bile yok, kendi para birimimiz yok, borsamız yok, falan filan…

Düz mantık evet böyle.

Peki ya başka yolları yok mu dövizin negatif etkilerini düzeltmenin? Ben maliyeci değilim ekonomist de değilim, ahkam kesecek halim yok ama bu hastalığın bir çaresi olmalı.

Türkiye yolunda devam edecek ama KKTC'de batacak

Türkiye oldukça hareketli birkaç yıl yaşıyor. Türkiye'nin ekonomisi oldukça büyük, bu nedenle yaşanan savaşlar, darbe girişimleri, iç sıkıntılar Türk ekonomisini kötü etkilese bile sarsmaz. Çünkü son derece akılcı ve profesyonel bir vizyonla yönetiliyor Türkiye. Kaldı ki büyük bir ekonomi ama biz fakirlerin durumu öyle değil işte. Türkiye dövizle uğraşmıyor çok fazla, bunu minimal anlamda söylüyorum. Yani tüccarı, vatandaşı dövizle borçlanmaz. Hatta yanılmıyorsa döviz borcu vermiyor bankalar. Ama biz fakir KKTC'de durum öyle değil.

Sonuç ne peki? Tek kelimeyle felakete sürükleniyoruz dostlar.

Diyorum ki Hükümet ağlamayı bıraksın ve ülke ekonomisine gerçek anlamda bir el atsın Allah aşkına. Sadece maaş ödemenin kar sayıldığı günlere geldik. Hiç iyi günler beklemiyor bizi. Ne olsa düzelir değil mi? Ne olmasa siyaset yapanların çoğunun maddi durumu iyi, iyi olmayanlarda bir şekilde durumu düzeltecek! Ama ya fakir Kıbrıs Türkü?

DP ile TDP'den bir beklentim yok, açıkça söyleyeyim ama CTP ile HP oldukça iddialı manifestolarla geldiler iktidara. Ama gelin görün ki bu iktidar toplum nezdinde meşruluk kazanamadı.

Son söz olarak bu şekilde bu hükümet kaç ay daha dayanacak, ya da bu hükümetin düşmesi için kendi haline bıraktı birileri.

Arif olan anlasın artık bu dediğimi.

***************

Günün Sözü

Yalnızların anlayamadığı tek şey bu; tek başına özgürlük ne işe yarayacak…

Attila İlhan

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.