İşsizlik ve kaosa sürükleniyoruz…

loading
12 Temmuz, Pazar
£

8.66

7.76

$

6.86

A- A A+

İşsizlik ve kaosa sürükleniyoruz…

Asgari ücret belirlendi. Duyduğuma göre Başbakan Ersin Tatar tek kelimeyle bu sorumluluğu üstlendi. İyi bir artış yapıldı. Elbette ki ne kadar çok artış yapılırsa yapılsın asgari ücretliye bunun yeterli gelmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Ancak bu işten yine tek kelimeyle Kamu-İş Sendikası zaferle çıktı. Oldukça ilginç bir oyun sergilediler ve 400 liralık bir artış yaptırmayı başardılar. Gerçi sorumluluk Başbakanda diyoruz ama bu bakanlar kurulunun ortak kararıyla onaylanmış bir rakam. Başbakan fakir fukaranın hayır duasını kazandı mı emin değilim. Ama emin olduğum üç konu var; birincisi işçi sınıfı yine bu zamdan memnun olmadı, ikincisi işveren tarafı hükümete ateş püskürüyor, üçüncüsü ise birkaç ay içerisinde işsizler ordusunu rahat birkaç bin kişi daha katılacak.

Hepimiz biliyoruz ki ülkemiz son derece pahalı ve insanlar aldıkları asgari ücretle hayatlarını idame ettiremiyorlar. Asgari ücretin en iyi ihtimalle beş bin lira olması lazım ki ahali geçinebilsin. Bunun mümkün olmayacağını biliyoruz. Zira bunu ödeyebilecek bir sektör yok, casinolar dışında.

İşsizlik tavan yapacak

Gelelim yazımızın asıl konusuna. Kesinlikle asgari ücrete çok zam yapıldı diyecek değilim çünkü vatandaşın alım gücünün ne kadar yetersiz olduğunu çok iyi biliyorum ancak bir de plağın diğer yüzü var. İşveren tarafı. Çünkü 3820 brüt dediğiniz de iş orada bitmiyor. Bu rakam işveren tarafından zaten 4500 liralara kadar çıkıyor diğer yatırımlarla.

Asgari ücretle beni haliyle bazı işverenler aradı, kimisiyle karşılaştık konuştuk. Hepsi sinir küpü ve ağızlarından çıkan ilk tepki bu ay işçi durduruyorum. Evet işte işin bir de bu yönü var. İş camiası da ciddi bir krizin eşiğinde bunu bilmeyen yok ve adeta birçok işletme can çekişiyor ya da durumu idare ediyor.

Hali hazırda ülkemizde ciddi bir işsizlik sorunu var ve buna emin olun 2-3 bin kişi daha eklenecek. Bunun iki sebebi var. Birincisi herkese göre iş olmaması ikincisi ise artan girdi maliyetleri.

Haliyle işveren asgari ücreti uygulayacak ama yük atarak. Şu an için hepsi çalışanlarını bir yük olarak görüyorlar ve olaya kesinlikle duygusal bakmıyorlar.

Adaletsiz artışlar öfkeye neden oldu

Olayın bir de başka yönü var. Bildiğiniz gibi DPÖ hayat pahalılığı oranını 4,3 ya da 4 olarak açıkladı ve hem memurlara hem de emekli maaşlarına bu oranda bir zam yapıldı. Bu hükümet tarafı. Yani devletin kasasından çıkan para.

Ancak hükümet özel sektör çalışanına yüzde 12,3’lük bir zam yapmış oldu. Yani asgari ücret sanırım ilk kez bu kadar yüksek zam aldı.

İşverenlerin tepkisi ise devlet kendi kasasından çıkacak olanı kıstı ama işverenin kasasından çıkacak paraya yüklendi.

Dahası bunun ardından gelmesi beklenen elektrik zammı.

Bildiğiniz gibi dolar aldı başını gidiyor ve bölgede çok gergin bir savaş ortamı var. Bu iki etken petrolün fiyatını yukarıya çekecek. Böyle de olunca hükümet en geç Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından elektriğe okkalı bir zam yapmak zorunda kalacak. Ya da bunu kendisi sübvanseye edecek. Eğer hükümet bunu kendisi sübvanseye etmezse tüm ülke geneline yansıyacak elektrik zammı otomatik olarak tüm işletmelere yansıyacak ve bu da beraberinde hayat pahalılığını getirecek. Bu tam anlamıyla bir kısır döngü.

İlerleyen sürede hayat pahalılığı yeniden belirlendiğinde hem daha yüksek çıkacak hem de asgari ücret artışı daha fazla yapılmak zorunda kalınacak.

Yani anlayacağınız kabus gibi bir sarmala dönüşecek iş.

Gelin görün ki hükümetin kasası ise bomboş. Türkiye’den para gelse dahi oldukça sınırlı geleceği için ve bütçe açığı da büyüdüğü ve büyüyeceği için hiçbir şekilde yetmeyecek.

Anlayacağınız Nisan ayından sonra ülkeyi tam da bir kaos ortamı bekliyor.

Burada konuştuğumuz eğer maaşları ödemekse bunda bir sıkıntı yok ama bunun dışındaki birçok şey kaosa sürükleneceği için 2020 yılı içinde kendiliğinden bir erken seçime sürükleneceğiz. Bunun hiçbir faydası olmayacak olsa dahi bu durum kaçınılmaz olarak yaşanacak.

Devlet KIB-TEK’i sübvanseye etmeli

KIB-TEK şu an Aksa’ya borçlanıyor. Elektrik maliyet girdileri satışın çok üstünde. Bu da ekonomilerde çalışmayan bir durum. Yani devletin elektrik üretimindeki maliyet satılın üstünde olduğu için gelirler giderleri karşılamıyor.

Geçmiş hükümette olduğu gibi eğer hükümet,  KIB-TEK’i kendine borçlu yapıp vatandaşın üstüne binecek yükü kendi yüklenmezse hem KIB-TEK’in açığı büyüyecek hem de ciddi zamlar peşi sıra gelecek. Şu an bu hissedilmiyor ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından pandoranın kutusu açılacak ve felaket yaşanacak. Bugünden bu uyarıyı yapıyorum.

En azından maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu ile Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy’un bir dizi tedbir alması gerekiyor.

***************

Günün Sözü

BENVOLIO: Beni dinle ve onu düşünme, unut!

ROMEO: Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?

Romeo ve Juliet, William Shakespeare

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.