Onurhan cevaplasın… Başbakan’ın haberi var mı?

Yayın Tarihi: 04/03/20 07:00
okuma süresi: 8 dak.
A- A A+

Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden dolayı birkaç gün önce seçim yasakları da artık başladı. Başbakan Ersin Tatar’a bazı istihdamlar yaptığı yönünde eleştiriler yapılıyor. Ancak her şeyi Başbakanın üzerine yıkmak haksızlık olur bunu bir kez daha anladık. Güvenilir kaynaklarımdan edindiğim bilgilere göre KIB-TEK’te seçim yasaklarının girmesine ramak kala 13 kişi istihdam edildi. Liste elime ulaştı. Ortada ciddi iddialar var. Önemli bir iddiaya göre KIB-TEK’e yapılan bu istihdamlarla ilgili Başbakan Ersin Tatar’ın bilgisi yok. İkinci önemli iddia ise sınavla alınan bu kişilerden ilk dörde girenlerin hakkı yenmiş. Kaynağım bana kısa süre içerisinde hakkı yenen o dört kişinin de isimlerini göndereceğini söyledi.

Kimsenin ekmek parasında değiliz ancak seçim üstü ve seçim yasaklarına ramak kala üstelik de Başbakan Ersin Tatar’ın haberi olmadan birileri KIB-TEK’e istihdam yaparsa işte bu son derece yanlış olur. Üstelik de yapılan bu sınavda ilk dörde girenlerin hakkının yendiği ve eş dost ilişkilerine öncelik verildiği bilgisi de var. Ne kadar doğrudur bilemeyiz.

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Onurhan’a soruyorum; KIB-TEK’e yapılan  bu istihdamlardan Başbakan Tatar’ın haberi var mı?

Dahası Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy’un bilgisi var mı?

Eğer bir kuruma bir istihdam yapılıyorsa ilgili bakanın bilgisinin olmaması söz konusu olamaz. Öyleyse hem Onurhan hem de Taçoy, bu istihdamları Başbakan’dan habersiz mi yaptılar?

Seçim üstü üstelik seçim yasaklarına az bir süre kala Başbakandan habersiz yapıldığı iddia edilen bu istihdamlar Ulusal Birlik Partisi’ni hayli karıştırmış durumda.

Sn. Erdal Onurhan’ın cevap hakkı bakidir. Listeye şöyle bir göz atıldığında sınavla alındığı söylenen isimlerin UBP’li isimler olduğu da yapılan eleştiriler arasında…

Hiçbir Yönetim Kurulu Başkanı’nın hele hele Başbakanın yanında olduğunu söyleyen bir bakanın, Başbakan Tatar’a zarar verme hakkı olmadığını düşünüyorum. Unutmayın ki seçim üstü bir grup insanı sevindireyim derken birçok UBP’liyi Başbakana karşı kırmış oluyorsunuz. Dahası seçim üstü başbakana zarar vermiş oluyorsunuz.

***********************

Kötü yazılmış bir kader bizimkisi

Uzun süreceği belirtilen bir virüs salgınıyla karşı karşıyayız.  Tanrı bariz kızmış, öfkesi eve gidecek tüm yolları kapattı. Genel olarak ne olup bittiğine baktığınızda ülke gündeminin bir sarmala girdiğini ve adeta kısır döngüye kapılmış gibi tekrarlarla zaman geçirdiğimizi görürüz.

Kimsenin keyfi yok. Neden diye sorduğumuzda ise “havalardandır” diyor herkes.

Çok şükür ki havalar kötü, kötü ki moralimiz bozulabiliyor. Yoksa başka nerden ne diye bozulacak değil mi?

Gazeteler “kadın şiddetinin” önüne geçilemiyor diye feryat ediyor; dünün ailesinden dayak yiyen dünün çocukları bugün kendileri dayak atıyor. Kim bilir belki de geçmişin acısını çıkarıyorlardır.

Oldukça tehlikeli bir gidişat var. 2019 yılı kadın cinayetleri, şiddet, çocuk tecavüzleri ile çalkantılı bir yıl oldu. Döviz ve ekonomik kriz derken kimseye bu yıl yaramadı anlayacağınız.

Uzmanlar bir de 2020’nin kötü bir yıl olacağını söyleyip duruyor. Akıl alır gibi bir durum değil.

Ruhumuz bozuldu

Ruhlarımız hasta oldu. Ben hangi yaşıtım ile konuşsam hepsinde bir gitme isteği var. Sanırım dünyayı ekranlarda gördüğümüz Amerikan filmlerinden ibaret sanıyoruz ama değil. Belki bazı gelişmiş ülkelerde yaşam daha adil ama sadece o kadar. Geçinmek, ayakta durmak ya da hayalleriniz yapmak belki bu ülke de olduğu kadar değil ama yine de zor.

Hani umut, maraz, gelecek kaygısı, çözüm, yeni hayaller; tüm bu kelimeleri düşündüğümüzde açıkçası benim aklıma referandum ve çözüm süreci geliyor.

Adetten oldu her yıl bir şekilde kutluyoruz. Bazen bu kutlamalar bana oldukça anlamsız geliyor ama anlamsız olduğundan değil. Bu daha fazla çok güzel anılarınızın olduğu ve ayrıldığınız sevgilinizle ilk tanıştığınız günü hatırlayıp kutlamaya benziyor. Size güzel ve anlamlı şeyler yaşattı, kazanımları da oldu ama şimdi yok.

Evet, çok iyi bir örnek oldu sanırım. Referandum süreci Kıbrıslı Türklere ve aynı zamanda Rumlara da Kıbrıs’ta ortak bir gelecek kurma zorunluluğunu hatırlattı. Türkler çözümü çok ister de Rumlar istemez lafazanlığına girmemek lazım. Dahası referandum Kıbrıslı Türklere konuşma özgürlüğü kazandıran bir süreçti Kıbrıslı Türkler hiç bu kadar konuşmamıştı ki bitmek tükenmek bilmeyen bir iştahla konuştular, hep birlikte konuştuk.

Neleri kaybettik?

Niye konuştuk biliyor musunuz; yıllarca statüko dediğimiz yapılar tarafından susturulduğumuz için. O dönemler herkes kendini inanılmaz dünyalı hissetmişti, belki de öyle de olmuştuk. Dünya bizi fiilen tanımasa da ışığımızı görmüştü.

Referandum süreci mallarımızı on kat artırdı, yani zengin de olduk. Üç kuruş eden topraklarımız bir anda 300 bin Sterlin oldu. Evler, arabalar derken toplumsal zenginliğimizi büyüttüğü gibi bizi toplum olarak görgüsüzleştirdi de bu süreç. Aldatmalar, çarpık ilişkiler, boşanma davalarında ki inanılmaz artış hep referandum sonrasına dayanır.

Yani bir toplumu ayağa kaldırıp yürütmenin ötesinde koşturttu referandum süreci ama biz toplum olarak idmanlı olmadığımız için koşa koşa düşüp kaldık.

Şimdi ise elde var hüzün diyesim geliyor Attila İlhan’ın şiiri gibi.

Dünya’da algımız değişti ama donduk

Tam on yıl geçti 2004’ten bu yana. 2006 yılında geniş bir konferanslar dizisine katılmak için Amerika’ya gitmiştim. New York’tan Arkansas’a geçip Arkansan Üniversitesi’nde bir seminer verdiğimi hatırlıyorum.

Seminer öncesi konuşma fırsatı bulduğum öğrenciler Kıbrıs sorunu ve bizim yaşadığımız sıkıntılarla ilgili onlarca şey anlatmışlardı bana. Nereden bu kadar bilgi sahibi olduklarını sorduğumda ise yakından takip ediyoruz cevabını almıştım.

Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki referandumun en önemli etkisi Kıbrıslı Türklerin dünya tarafından doğru şekilde algılanmasını sağlamak olmuştur.

*******************

Günün Sözü

Sen bana bakma ben baktığın yerde olurum…

Cemal Süreya

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları