Polis yoksa ölmeye devam…

loading
10 Ağustos, Pazartesi
£

9.58

8.63

$

7.34

A- A A+

Polis yoksa ölmeye devam…

Ne kadar zor ve sıkıntılı bir gündemimiz var şu sıralar. Çok şükür ki Korona ile ilgili iyi bir önlem daha alındı. Türkiye’den gelecek olan kişilere çift PCR uygulanacak.

Bu uygulama da Türkiye’den gelişleri zorlaştıracak. Bu son derece iyi bir gelişme.

Açıkçası 18 Temmuza ertelenmesi bekleniyordu ama böyle bir şey olmadı. Olsaydı iyi olurdu ancak kimse söyleseniz hem korkuyor hem de nereye kadar kapalı kalacağız deniliyor.

İşte çift PCR testi yapma zorunluluğu en azından güvenlik önlemini üst seviyeye çıkarmış oldu.

Öte yandan alıp başını giden ölümlü trafik kazaları var. İki haftada neredeyse 5 kişi hayatını kaybetti. Bu sayı altı da olabilir.

Programıma Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Dr Mehmet Avcı’yı telefonla bağladık ve bir söyleşi yaptık.

Ne olmasa trafikte ölenler de vakti geldi de gitmiş sayıldığına göre bizim toplumda, yaşamaya devam…

Polisler şehir merkezlerinde telefonda konuşan sürücülere trafik cezası yazmaya devam etsin, ama öte yandan devriye yetersizliğinden ana yollarda jet uçağı sürdüğünü sanan vatandaş da ölmeye devam ediyor.

Konuyla ilgili Trafik Kazalarını Önleme Derneği başkanı Dr. Mehmet Avcı’yı aradım. Bu ülkede trafik kanunlarının oluşmasında tek olumlu rol oynayan kişidir dersem mübalağa etmiş olmam. Her gece hepimizin siren sesiyle irkilerek duyduğumuz 112 acil servisi kuran kişi olduğunu kaç kişi hatırlar acaba. Ama yeri gelmişken ben buraya yazayım.

Dr. Avcı ile kazaların neden sürekli olduğunu ve bunun önüne geçilemediğini konuştuk. Avcı: “Bir kazanın oluş biçimiyle birlikte ardında yatan asıl nedeni de konuşmamız gerekiyor. Neden oldu sorusunun cevabı son derece önemli; yani bu kazanın olmasında yatan asıl etkenler neler. Bunların devlet tarafından ciddi şekilde araştırılması gerekiyor. Acaba alkol mü yoksa uyuşturucu mu, eğitimsizlik mi? Öfke mi? bu sorular son derece önemli sorular. Bu ülkede gerek alkol gerekse uyuşturucunun ne kadar yaygın kullanıldığını biliyoruz. Kazaları sadece yasalarla ya da kurallarla durduramazsınız, oluş nedenlerini araştırmalı ve tedbir almanız gerekir. Bu da hükümetlerin en önemli görevidir” dedi.

Ne kadar da doğru konuştu… Küçük bir ülke…

Biz de bırakın denetim, yasa ya da kuralların uygulanması ne yazık ki trafik kazalarının önlenmesinde devlet son derece yetersiz kalıyor.

Trafik Kazalarını Önleme Derneği gibi sivil kuruluşların yapacağı işler de bir yere kadardır zira ne hükümettir böyle kurumlar ne de devlet…

KAZALAR VE CEZALAR

İnsanların cezalandırılması bana her zaman itici bir duygu gibi gelse de ceza da insanları eğitmek ya da yola getirmek için uygulanmak zorunda olan bir yöntemdir. Polisler şehir merkezlerinde ceza yazmayı bir yana bıraksa ve gece devriyelerini artırsa, vatandaşın içine her an polis çıkabilir korkusu yerleşse belki de bu kazalarda bir miktar azalma olurdu.

Defalarca yazdık bu konuyu. Bizim vatandaşımızı korkutmadığınız sürece o arabayı “tabbalamarina” sürecek illaki sürecek.

Gençler hızlı sürecek, otellerden havalimanına kumarbaz taşıyan son model Mercedes şoförleri hızlı sürecek, ara sıra motorlular kendilerini Formula pistinde zannedip yarışlarını yapacaklar ama benim polisim şehir içinde telefon cezası yazmakla gününü geçirecek. Bu kazalar bitmez beyler. Bir yerde bir mantık hatası yapıyor polis teşkilatı, gece ya da gündüz polis ana yollarda olmalı. Demiyorum ki telefonda konuşanı polis yazmasın; onu da yazsın ama asıl tehlike ana yollarda.

Asıl konu; uyuşturucu sorunu...

Bir çocuğa ya da bir gence sigaranın da zararlarını anlatırsınız, alkolün de zararlarını anlatırsınız ama zararlı olduğunu bile bile kullanır yine de. Ben adım gibi eminim ki her baba ve anne evladını böyle bir çirkefin içinde görmek istemez ve bunun olmaması için de uğraşır. Ama kimse 24 saat çocuğunun peşinde olamaz ve gençlerin edineceği kötü çevreler bir şekilde o gençleri bu illetin içine çeker.

Devlet neden bir şey yapamıyor?

Polis teşkilatı mümkün mertebe uyuşturucu satışını ya da kullanımını engellemeye çalışıyor ama tabii ki bir yere kadar zira polis teşkilatından da zaman zaman bazı polislerin bu işlere girdiğine tanık olunuyor. Zaman zaman tutuklamalar oluyor ve böylece öğreniyoruz neler olup bittiğini.

Kimlerin kimlerin çocukları yakalanmıyor ki! Burada ilginç olan iki nokta var.

Birincisi şu ki; bu kadar küçük bir ülkede polis neden kullananları yakalayabiliyor ama asıl satıcıları yakalayamıyor? Bakın bu soruyu ben değil herkes soruyor ve yanıtını da veriyor…

İkincisi de; neden devletin adam akıllı bir politikası yok? Öyle ama. Devletin hiçbir zaman uyuşturucu kullanımını engellemek için ciddi bir çabası olmadı.

Peki neden?

Bu sorunun cevabını tabii ki bu ülkeyi yönetenler verecek. Devlet bu işe ağırlığını koymadığı sürece bugün komşunun çocuğu yarın da bu ülkeyi yönetenlerin çocuğu yakalanacak.

Peki, aileler ne yapıyor, baba bir film anne bir film birçok ailede, kimse kırılmasın ama ne yazık ki aileler artık dağıldı, birbirlerine kenetlenemiyorlar ve herkes kendi hayatını yaşıyor.

Kimisi alem olsun diye deneyerek başlar kullanmaya, kimisi mutsuzdur, canı sıkkındır, amaçsız bir hayat sürer ve kullanmaya başlar. Neticede kendisine bir sebep bulur ve kullanır ve müptelası olur.

Kırmızı ışıkta geçen bir gençle uyuşturucuyu deneyen genç arasında çok bir fark var mıdır acaba?

Ya da umursuzca sürat yapan bir gençle uyuşturucu kullanan bir genç arasında fark var mıdır?

Her ikisi de hatayı bilerek işliyor. Her ikisi de yaptığı hatadan bir gün öleceğini ve ailesini perişan edeceğini bilerek yapıyor; peki neden?

Neden bu insanlar bu girdaba giriyor ve ölmeyi tercih ediyor ve neden devlet ve polis bunu önleyemiyor?

Bu soruların bir cevabı var ve bu cevap değişmediği sürece gençler zehirlenmeye ve ölmeye devam edecek. Ne yazdığımız yazılar ne yapılan bilgilendirmeler ne verilen eğitimler işe yarayacak.

Bakınız beyler. Bir ülkede kimse devleti yenemez, devlet istemediği sürece.

Günün Sözü

Aslında kadın; erkeğin beğenen bakışlarından çok, hemcinsinin kıskançlık dolu bakışlarını görünce, güzel olduğundan emin olur.

Pablo Neruda

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.