Halk, Özersay'dan duymak istiyor

loading
28 Ekim, Çarşamba
£

10.69

9.66

$

8.20

A- A A+

Halk, Özersay’dan duymak istiyor

Koronavirüsteki tablo hızla yükseliyor. Toplam vaka sayısı 209. Tabii bu rakamlar tespit edilebilen. Yerel bulaşlar da başladı. Yazının başında şu kaygımı paylaşmam gerekiyor; yerel bulaş diyorlar ya o zaman yerel halk ifadesini kullanayım bende. Yerel halka gelişi güzel Covid testleri yapılmadığı sürece hiçbir zaman gerçek sayıyı öğrenemeyeceğiz.

Bunun tespiti için PCR da yapılmasına gerek yok, her ne kadar güvenilirliği sorgulansa dahi hızlı test kitlerinden hızla yapılmaya başlanması gerekiyor. Birkaç ay sonra sonbahar ve ardından kış mevsimi geldiğinde tablo çok daha kötü bir hal alacak.

Elimizde herhangi bir resmi veri olmadığı için bir gazeteci olarak belki de yüzlerce yerli bulaş olduğunu iddia etmek yanlış olmasa gerek.

Sağlık Bakanlığının verilerine baktığımızda yoğun bakım hastası yok deniliyor,  buradan da anlıyoruz ki vakalar genellikle semptomsuz.

Yani bir diğer deyişle birçok insan bu virüsü kapmış ama anlamadan iyileşmiş olma ihtimali çok yüksek.

Sağlık Bakanlığı halen neden yerli halka hızlı test yapmaya başlamıyor doğrusu bunu da anlamak güç

BAKAN PİLLİ ‘NİN TAVIRLARI ‘TAMAM’ DEĞİL

Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin hoş olmayan bazı tavırları var. Anlıyorum kolay bir işi yok ama her iki de birde gazeteciler hakkında soruşturma başlatmaktan, dava etmekten bahsetmeyi bir yana bırakması lazım.

Böylesine zor bir süreç ancak Medyanın, yani biz gazetecilerin desteğiyle kolay atlatılabilir. Bakanı hem Basın Sen hem de Gazeteciler birliği haklı olarak kınadı.

Eğer Sn Bakan, bakanlıktan önce yapılan açıklamalardan rahatsız ise bunun sorumluluğunu kendinde ve ekibinde araması gerekiyor.

Öyle anlıyorum ki Bakanımıza ekip dayanmıyor, olabilir zor bir işi var ve herkes bu görevi arzu edildiği gibi yapamayabilir ancak Sağlık Bakanlığı daha hızlı olmak zorunda. Daha hızlı açıklamalar yapmalı ve var olan vakaları daha erken açıklamak zorunda.

Gazetecilere soruşturma açmak yerine iletişim kurmayı denese işte o zaman o gazeteciler Sağlık Bakanlığını korur, savunur.

Ama böyle bir durum söz konusu değil ne yazık ki. Kimse Ali beyin düşmanı değil, bunu bir kere anlaması lazım, gazetecilerle iletişimi sıfır.

Tekrar ediyorum bu süreçte medyanın pozitif desteğini almazsanız işiniz zorlaşır ve topluma da ulaşamazsınız. Derdinizi anlatamazsınız, zaten en büyük sorun da bu. Toplum ile Sağlık Bakanlığı arasında olması gereken bağ kurulamadı.

Bu eleştirilere sinir olmak yerine Bakanın kendisine hisse çıkarması lazım.

ÖZERSAY YENİDEN SORUMLULUK ALMALI

Açık konuşmak gerekirse, salgının ilk günlerinde Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Kudret Özersay’ın hassas ve temkinli davranmasından ötürü salgın alıp başını gitmemişti.

Açıkçası ben Kudret Hoca’nın sahnede olduğu günleri özlüyorum. En azından toplumun tedirginliğini hisseden, hızlı ve doğru kararlar alınması noktasında gerekeni Hükümet üstünde baskı kurarak yapan biriydi ama şu an bütün iş Sağlık Bakanlığının yetkisinde.

Hal böyle olunca da işlerin olması gerektiği gibi olmadığını görüyoruz.

Yaklaşık iki buçuk ay boyunca Bakanlar Kurulu salgın krizini tek elden yönetmeye çalıştı, yanlışları da olmasına rağmen günün sonunda süreci Bakanlar Kurulu başarılı şekilde yönetti ve alınan kararları da Kudret Özersay halkın anlayacağı şekilde kamuoyu ile paylaştı, tane tane anlattı, toplumun alınan kararlara ve hükümete belirli düzeyde bir güveni oluştu. Ancak ne olduysa yetkiler Sağlık Bakanlığına geçince her şey alt üst oldu. 

TABİPLER BİRLİĞİ ÇALIŞAN BİR SİSTEMİN BOZULMASINA NEDEN OLDU

Tabipler birliğinin mahkemeye başvurup da Bakanalar Kurulunun yetkisiz olduğunu iddia etmesiyle her şey alt üst oldu. Salgın döneminde mahkemenin ara emri kararı ve aldığı kararların iptal olması tehlikesiyle karşı karşıya kalan hükümet mecburen bir karar aldı ve Sağlık Bakanlığını yetkili kıldı. Bulaşıcı hastalıklar yasası altında sağlık bakanlığı yetkili kılındı. Evet hukuki olarak tartışmalı olabilecek bir durum düzeltilmiş oldu ancak iş sadece sağlık bakanlığına kalınca sistem diye bir şey kalmadı. Kamuoyunu sağlıklı bilgilendirme diye de bir şey kalmadı. Sağlık Bakanlığı hem yetersiz kalmaya hem de olayların siyasi, ekonomik ve sosyolojik yönlerini doğru değerlendirmekten yoksun hareket etmeye başladı. Önceden Bakanlar Kurulunda farklı bakanların görüşlerinin çarpışması sonucunda daha dengeli kararlar üretilirken iş sağlık bakanına kalınca kararlar hem gecikmeye, hem de ekonomik ve sosyal yönlerden mahrum kalmaya başladı. Üstelik Sağlık bakanlığının aldığı kararları anlatan, Halk ile doğrudan iletişim kuran bir Kudret Özersay faktörü de devre dışı kalmaya başladı. Toplum daha az şeffaf bir süreci yaşamaya başladı ve kriz iyi yönetilirken son bir buçuk aydır kafalar iyice karışmaya baladı. Halka doğrudan ulaşan bir bilgilendirme güven duyulan bir isim üzerinden verilemeyince Halkın alınan kararlara uymasında da sıkıntılar olmaya başladı.

Şu anda yaşadığımız sorun tam da budur. Bu nedenle bir an önce yetkilerin yeniden Bakanlar Kurulunda toplanması ve alınan kararların halka güvenilir bir isim olan Hükümet sözcüsü Özersay kanalıyla duyurulması, anlatılması gerekmektedir.

Önümüzdeki 4-5 ay inanılmaz zor geçecek bir süreçtir, Hükümet bu konuda aklını başına alması lazım.

***

Günün Sözü

Aslında kadın; erkeğin beğenen bakışlarından çok, hemcinsinin kıskançlık dolu bakışlarını görünce, güzel olduğundan emin olur.

Pablo Neruda

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.