Gerginlik tırmanıyor

loading
28 Ekim, Çarşamba
£

10.69

9.66

$

8.20

A- A A+

Gerginlik tırmanıyor

Seçimlere dokuz gün kala tam da istenilen noktaya geliyor herkes anladığım. Lefkoşa Büyükelçiliğine yönelik yapılan ağır haberler ve Diyalog TV’de dün gece Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın “Büyükelçilik seçim karargahı oldu” demesi adeta gündeme damgasını vurdu.

Yanılmıyorsam Cumhurbaşkanı daha önce Türkiye Lefkoşa Büyükelçiliğine yönelik böyle bir ithamda bulunmamıştı. Öyle anlıyorum ki ya bat ya çık noktasına gelindi.

Çok yanlış ve gereksiz bir gerginlik yaşanıyor bunu söyleyim. Tüm adayların unutmaması gereken bir nokta var; 18 Ekim gecesi kim Cumhurbaşkanı seçilirse seçilsin, 19 Ekim sabahı yeni bir güne ve yeni bir konjonktüre uyanılacak. Seçilecek Cumhurbaşkanını zorlu bir süreç bekliyor olacak.

Yapılacak yanlış açıklamalar ya da hakkaniyetini aşan açıklamalar ve tutumların faturası Kıbrıs Türk Halkına kesilecek. Bu nedenle tüm adaylar bu seçim yarışını seviyeli ve hassas götürmeli.

Bu kadar gerginlik KKTC’yi çok başka noktalara sürükleyecektir buna eminim. Çok başka bir yazı kaleme alabilirdim bugün bu konuyla ilgili ama adaylara sağduyulu olmaları çağrısını yapıyorum.

BU SON SEÇİM OLMALI…

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Başkanlık sistemi gündeme gelebilir. Herkes kendini buna hazırlasın. KKTC'de bazı şeylerde ciddi değişiklikler yaşanacak. Tabii yaşanacak değişimlerle birlikte siyasi kültür ve alışkanlıkların da değişmesi lazım. Peki, hem toplum olarak hem de siyasiler alışılagelmiş bu menfi düzeni yapısıyla birlikte değiştirebilecek mi?

Dışişleri eski bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ortaya bir fikir atmıştı ve demişti ki "Bizde de başkanlık sistemi olsun". Bu öneri yıllar önce merhum Denktaş Bey tarafından da ortaya atılmıştı ve yine merhum Bülent Ecevit de siz küçük bir ülkesiniz size en iyi başkanlık uyar demişti. Yine yanlış hatırlamıyorsam ı Serdar Denktaş da bu fikri ortaya atmıştı.

Tabii başkanlık derken nasıl bir başkanlık sistemi olsun bu da son derece önemli. Tahsin Bey bu öneriyi ortaya atarken altını doldurmamıştı. Dünyanın pek çok ülkesinde başkanlık sistemi var ama her ülkenin başkanlık sistemi şekli farklı.

Başkanlık sistemine geçilmesi görüşüne katılıyorum belki de artık başkanlık sistemine geçme zamanı gelmiştir.

Zira böyle dandik bir parlamenter sistemde, milletvekillerinin kraldan da kralcı oldukları bir sistemle daha fazla nereye kadar devam edilebilir. Yazının ilerleyen aşamalarında okuyacaksınız; bize en iyi uyan Rum tarafındaki başkanlık sistemidir. Ülkeye hiçbir vekilin etkisi ve dayatması altında kalmadan yönetebilen ve meclis istifa etse bile başkanın yerinin sarsılmayacağı bir sistem. Bu bize tam olarak uygun. Türkiye'deki başkanlık sistemini de düşünenler olabilir ama biz de Türkiye de olduğu gibi güçlü bir Erdoğan yok. Yani tüm ülkeyi kanatlarının altına alıp yönetebilecek bir yapımız yok bizim. Bunun en önemli nedeni de KKTC'nin küçük bir ülke oluşu. Dahası demokrasinin hâlâ tam olarak hazmedilmemiş oluşu.

Başkanlık sistemi Amerika kıtası, Brezilya, Küba gibi ülkelerde var, çoğunlukla da Afrika ülkelerinde var ama bunların en sağlıklı çalışanı şüphesiz ki Amerika'dır, çünkü Amerika da hem sağlam bir yargı sistemi var; öyle bir yargı sistemi ki başkanı oturduğu yerde sallayabilir. Dahası kongre var senato var ki başkana nefes aldırmıyor.

Çoğu ülke de böyle bir yapı yok. Ağırlıklı olarak başkan biraz diktatör konseptinde çalışıyor. Önceleri başkanlık sisteminin biz de sağlıklı çalışmayacağına dair düşüncelerim vardı ancak içinde bulunduğumuz durumu iyice bir etüt ederseniz parlamenter sistemin parlamenter sistem olmaktan çok uzağa gittiğini ve hükümeti adeta birkaç bakanın ve vekilin tehditle yönettiğini gözlemleyebilirsiniz.

Bugün, geçmiş tüm hükümetlerde hep kabine krizlerine şahit olduk. Hükümetleri Başbakan değil adeta bakanlar yönetiyor. Şu an ki hükümetin böyle bir krizi olmayabilir ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ya da olası bir koalisyon değişikliğinde yine böyle krizlere şahit olacağız. Böyle bir yapıyla nereye kadar ve en önemlisi de nasıl devlet yönetebilirsiniz ki?

Tabii sebepleri var bunun ama sebeplerine geçmeden nasıl bir başkanlık arzu ettiğimiz de önemli.

Bir kere yargı sistemi bizde çökmüş, adeta alarm veriyor. Güçlendirilmesi lazım ama hükümetler hiçbir zaman güçlü bir yargı istemediği için yargıyı güçlendirmemişler.

Küçük bir ülke de senato kuramazsınız, ya da kurarsınız, vekillerin yerini senatörler alır; hadi diyelim bu tamam, peki ya kongre nasıl olacak? Biz de Meclis’in komiteleri bile son derece yavaş çalışıyor ve yasa üretemiyor.

Kongre olmazsa Başkanı kim kontrol edecek.

Tabii yine tekrar etmekte fayda var nasıl bir başkanlık sistemi hayal ettiğiniz de son derece önemli!

DİKTATÖRLÜK MÜ? BAŞKANLIK MI?

Bu iki konsept birbirine çok yakındır aslında. Eğer KKTC için hayal ettiğimiz; bir başkan olsun, halk seçsin ve ülkeyi tam anlamıyla o yönetsin tüm yetkiler elinde toplansın, astığı astık kestiği kestik olsun işte bu diktatörlük şeklinde bir başkanlık olur.

Bir kere başkan denetlenebilmeli, her istediği yasayı şıp diye geçirememeli, kongre onu kontrol etmeli ya da meclis önemli yetkilerle donatılmalı. Bu anlattıklarım birçok şekilde düşünülebilir çünkü birçok farklı şekli var başkanlığın.

Başkan dediğiniz adam bir sürünün çobanı olmamalı demek istiyorum.

Peki bizim ülkedeki siyasiler böyle bir şey ister mi? Yani kontrol edilmek, sorgulanmak ister mi?

Cevabı siz verin!

Konudan uzaklaşmayalım, demem o ki başkanlık sistemi birazda siyasi kültürün sağlamlığı ve alt yapısının hazır olmasıyla ilgili bir durum.

Bizim ülkemizde siyaset gelişmedi ki yetkiler tek elden yönetilsin. Tabii bu da ayrı bir sorun.

Zaman zaman bakanların adı bir takım hoş olmayan olaylara karışabiliyor gerçek ama yalan, hiç doğru düzgün soruşturma açıldı mı bugüne kadar, elbette ki hayır. Çünkü sistemin kendisi kendi kendini kilitliyor. Bu da demek oluyor ki siyasi kültür daha çok fırın ekmek istiyor bizde.

Böyle bir anlayışın hakim olduğu küçük bir ülkede başkanlık sistemi oldukça başarılı da çalışabilir daha kötü sonuçlara da yol açabilir. Bu nedenle bu durumun üzerinde iyice çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak öyle bir noktadayız ki gerçekten şu an ki siyasi yapı sürdürülebilir değil ve tam anlamıyla artık çökmüş durumda.

Umarım Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra başkanlık sistemi ciddi ciddi masaya yatırılır ve gereği yapılır. Böylelikle her Allah'ın günü erken seçim ya da koalisyon değişsin laflarını dinlemekten kurtuluruz.

Günün Sözü

3 büyük tehlike: Akıllı insanların duygusuz oluşu, duygulu insanların etkisiz oluşu ve etkili insanların akılsız oluşu.

Konfüçyus

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.