Yalnızlaştık… Marazlıyız artık…

Yayın Tarihi: 08/06/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+
  • İlk bakan olduğunda bunlar vardı ajandasında, bu adam yapar dedim, olmadı, yapmadı, yapamadı ya da yapmaması için dikkati başka yöne çevrildi. Dost acı söyler başkan, fakir, dünyada bir başına kalmış bu halka bir iyilik yap, toparla şu piyasaları. Bırak kiraz pahalı kalsın...

Hayırlısı ile sınır kapıları açıldı. Karşılıklı kutlamalar, müzikler, danslar yapıldı. Son derece güzel gelişmeler bunlar. Rum kardeşlerimizle yeniden bir araya gelecek ve barış hayalleri kuracağız ama biz azınlık, onlar azınlık.

Azınlıktan kastım şu, Rum tarafında kapıların açılmasını önemseyen ile Türk tarafında kapıların açılmasına sevinen zümre aslında azınlık bir zümre.

Bir kere birbirlerini özleyen dostlar kavuşacak, akşamları canı sıkılan Kıbrıslı Türkler şöyle bir uzun yola yürüyecekler, ceplerinde iki kahveye 200 lira verip de içebilecek olanlar birer kahve alıp içecekler.

Kokular baygın karnı acıkan iki tabak spagettiye 400 lira verecek.

Şaka yapmıyorum geldiğimiz durum budur. Tabii bu yazdıklarım zengin, hali vakti yerinde olanlar için değil.

Bir kere Rum yönetimi ile Rum esnafı, marketçisi, benzincisi kısa bir süre sonra bu geçişlere hayli sinir olacak. Çünkü Rum kardeşlerimiz hınca hınç Türk ekonomisine çok ciddi bir katkı sağlayacak. Marketler, restoranların yapacağı fahiş zamları düşemiyorum bile.

Rum kardeşlerimiz, Türk lirasının değer bakımından bir anlam ifade etmediği bu topraklarda hunharca avrolarını harcarken, Biz Kıbrıslı Türkler hızla değişen ve yükselen etiket fiyatlarının ardından sadece bakıp söveceğiz. Yani kapıların açılması geçinmekte zorlanan hatırı sayılır bir Kıbrıslı Türk kesime hiç ama hiç yaramayacak.

Peki kapılar açılmasın mı? Elbette ki açılsın. Bu yazdıklarım KKTC ekonomisi için bulunmaz bir nimettir. Rum kardeşlerimizin yağma yaparcasına harcayacağı avrolar gerçekten hükümet ve esnaf için bir veli nimettir. Zaten kısa süre içerisinde sevinen esnaf da vergiler peşi sıra geldiğinde sövmeye başlayacak.

EKONOMİ BAKANLIĞI NE YAPACAK?

Bir kiraz tartışmasıdır gidiyor, sağ olsun Erhan Arıklı hızla pahalılaşan piyasaları nasıl aşağı çekecek onu anlatacağına kiraz yakında ucuzlayacak demek durumunda kalıyor. Sn Bakan, siz bilmez misiniz ki kiraz zengin meyvesidir. Bu memleketin fakir çocukları kiraz yiyemez, ne kadar ucuzlatsanız da.

Mesele kiraz da değil, durup gereksiz tartışmalara gireceğinize süt, hellim, ekmek, et, tavuk, sebzeler ucuzlayacak mı bunlarla ilgili birşeyler anlatın.

Üzüldüğüm nedir bilir misiniz; Ekonomi Bakanlığının en temel görevlerinden biridir piyasaları denetlemek, fahiş fiyata yapılan satışların önüne geçmek ve yalnızca zenginlere değil fakirlere de yaşam alanı yaratmak, hayatı onlar için de kolaylaştırmak. Ne yazık ki Erhan başkan bunlarla uğraşmıyor, uğraşıyorsa da bizim haberimiz yok.

Erhan Arıklı'yı seven biri olarak onun bakanlık döneminin Kıb-Tek ihale kavgası ve YDP kurultayı dışında başka konularla anılmasını isterdim.

Seçim kapının ardında, Erhan başkan siyasete devam edecekse seçim manifestosunda ne anlatacak, yani şunları yaptık bunları da yapacağız nasıl diyecek.

Memleketin istediği şeffaflık vurgusu ve söyleminin tekrarı değil, "Aşk olsun bir Erhan Arıklı geldi ve hayat şöyle ucuzladı, üretici şu kadar ihracat yaptı, fakir fukara çocuklarının boğazından et, balık geçti..."

Bunları anlatabilecek mi Erhan başkan?

İlk bakan olduğunda bunlar vardı ajandasında, bu adam yapar dedim, olmadı, yapmadı, yapamadı ya da yapmaması için dikkati başka yöne çevrildi.

Dost acı söyler başkan, fakir, dünyada bir başına kalmış bu halka bir iyilik yap, toparla şu piyasaları. Bırak kiraz pahalı kalsın...

Günün Sözü

"Fakirlik yıkık bir şehir gibi hayırsız..."

Gökhan Altıner

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları