Sucuoğlu: “Başbakan beni konuşturmasın... Konuşursam…”

Yayın Tarihi: 08/09/21 07:00
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+
  • “Kendisi neden çekildiğimizi en iyi bilenlerdendir, deşersek altından çok şey çıkar, O nedenle kendisi çok konuşmasın onu söyleyim. Hasan bey de bunu iyi bilenlerdendir. Ama bu geride kalmış bir konudur yeniden tartışmaya açmanın bir anlamı yoktur."
  • “Derviş Eroğlu’nun zamanında partide otorite vardı, Hüseyin Özgürgün zamanında otorite vardı. Çünkü arkalarında üyenin gücü vardı. Hani şimdi bir otorite var mı ?”
  • “ Cumhurbaşkanlığında bir toplantı yaptık. Cumhurbaşkanı Tatar partiyi toparlayıcı bir görev üstlenmiştir. Evet tarafsızdır ama günün sonunda UBP’lidir. UBP’nin zarar görmesini istemez çünkü UBP’nin kurultayı ülkenin geleceğine yön verecek bir kurultaydır."

UBP Kurultayının başı çeken isimlerinden biri olan Faiz Sucuoğlu’yla dün uzun bir aradan sonra program yaptık. Her zamanki gibi güzel bir program oldu. Sucuoğlu önemli mesajlar verdi. Açıkçası Başbakan Ersan Saner’e çok sert  çıktı. Hiçbir yorum katmadan Sucuoğlu’nun söylemlerini paylaşıyorum.

Haliyle en yakın güncel konu Başbakan Saner’in yapmak istediği tüzük kurultayını sordum; “Başbakanın kendisine de söyledim. Yanlış yapılıyor. Tüzük kurultayının zamanı şimdi değil. Olağan kurultayın ardına bırakılması gerekiyor. Başka ilginç bir konu ise tüzük kurultayında oylamanın ısrarla açık yapılmasını istiyor Başbakan; Allah aşkına tüzük kurultayına 2-3 bin kişi gelirse tek tek nasıl sayacaksınız. Böyle şey mi olur ? Bu mümkün mü sağlıklı mı ?” diyerek başladı söze ve kurultaya 47 günün gibi kısa bir süre kaldığını ancak Ulusal Birlik Partisi’nin halen örgüt seçimlerini bile yapamadığını başbakanın bu seçimleri ertelediğini, partinin halen tüzük kurultayını tartıştığını, bunun çok yanlış olduğunu anlattı uzun uzun.

“BAŞBAKAN BENİ KONUŞTURMASIN..KONUŞURSAM”

Faiz beye, Başbakan Saner’in yine bizim programımızda Taçoy ve Sucuoğlu’na ithafen “ Neden çekildiğiniz kurultaydan da beni bu fakkanın altına soktunuz” sözünü sordum ve Sucuoğlu çözüldü sakin giden program bir an da boyut değiştirdi; “ Kendisi neden çekildiğimizi en iyi bilenlerdendir, deşersek altından çok şey çıkar, O nedenle kendisi çok konuşmasın onu söyleyim. Hasan bey de bunu iyi bilenlerdendir. Ama bu geride kalmış bir konudur yeniden tartışmaya açmanın bir anlamı yoktur. Aday olduğumuza göre demek ki hesap veremeyeceğimiz bir şey yok ki aday olduk. Yoksa çekilirdik kliniğimize herkes da derdi ki doktorun bak birşeyi var ki kliniğine çekildi. Zamanında verilen sözler, işte partide birlik bütünlük olsun, gerginlik olmasın, belli noktalarla sıkıntı yaşanmaması konusunda öyle görüldü o dönemde. Parti büyüklerimize sorduk, siyasi açıdan tecrübeli abilerimize sorduk, onlardan aldığımız cevaplar neticesinde bunu yaptık. Birlik bütünlüğü kırmamak adına o hareketi yaptık”..

“SANER KOŞARAK BAŞBAKAN OLDU... HANGİ FAKKADAN BAHSEDİYOR”

“Yalnız bu sürecin devamında Şubat ayında bir toplantı yaptık ve bu toplantıda Ersan bey bütün parti meclisine söz veririm ki Haziran ayında kurultayı yapacağım dedi. Kendisi fakkanın altına girdim diyor ama hiç kusura bakmasın bu göreve koşarak gitmiştir. Bunlar tam anlamıyla hikaye. Elimizi kaldırdı Haziran ayında kurultay yapacağım dedi, tam yedi ay parti meclisini dahi toplamadı. Neden çünkü kurultay tarihi verilmesin. Nasıl fakkadır bu fakka ben anlamadım ? Yapıştın kalkmıyorsun, elinde olsa 24 Ekimi de erteleyeceksin , bu nasıl bir hırs kusura bakmasın. Bütün parti meclisi şahittir Haziran ayında kurultay yapacak diye söz verdi. Zorlama yok, kendisi zorlama yapıyor. Manipüle etmemek lazım; zorla almadın bu görevi isteyerek aldın, öncesinde de belli çabaları olduğu bilgimize gelmiştir. Genel sekreter olarak bu görevi aldın tamam ama Haziran ayında bu kurultayı yapacağına söz verdi ama halen daha bir gerginlik halen daha bir isteksizlik, bunlar doğru değil. Eğer ben son parti meclisinde bugün kurultay tarihi verilecektir diye çıkışmasaydım halen tarih çıkmayacaktı, bütün parti meclisi de şahittir buna. Eğer ben bu çıkış yapmasaydım bu tarih çıkmazdı. Bu kurultay tarihi artık değişmez, lazım parti meclisi toplanıp değişsin ama bu değişemez çünkü artık süre dolmuştur. Dedikodular yapılıyor erken seçim de bunlardan biri, sürekli karışıklığa oynuyorlar.  Bu kadar korkmanın bu kadar kurultaydan kaçmanın ne anlamı var biri bana söylesin. Bu kurultay olacak ve birimiz seçileceğiz”.

“ATANMIŞ BAŞBAKAN… OTORİTESİ YOK”..

“Başbakanın fakkanın altında kaldım sözleri hiç hoş değil, bize yakışmaz. Atanmış bir Başbakan, partide otoritesi yok. Atanmış değil mi ? Bizimle kurultaya niye girmedi ? Girseydi görecektik kaç oycuk alacak. Derviş Eroğlu’nun zamanında partide otorite vardı, Hüseyin Özgürgün zamanında otorite vardı. Çünkü arkalarında üyenin gücü vardı. Hani şimdi bir otorite var mı ?”

“TATAR TOPARLAYICI BİR GÖREV ÜSTLENMİŞTİR”

“Cumhurbaşkanlığında bir toplantı yaptık. Cumhurbaşkanı Tatar partiyi toparlayıcı bir görev üstlenmiştir. Evet tarafsızdır ama günün sonunda UBP’lidir. UBP’nin zarar görmesini istemez çünkü UBP’nin kurultayı ülkenin geleceğine yön verecek bir kurultaydır. Tatar sağolsun gerginliği önlemek için elinden geleni de yapmaktadır.  Bir an önce kurultayın yapılması lazım, kurultay sonrasında oturup ne yapacağımıza karar vereceğiz. Önce ülkenin menfaatleri sonra partinin menfaatleri  gelir. Kurultay sonrasında Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile de oturup karar vereceğiz ne yapacağımıza. Tüm memleket  24 Ekime odaklanmış durumda. Bir an önce bu kurultayın olup bitmesi lazım”..

Evet daha da uzun yazabilirdim bu programı ancak burada noktalıyorum. Önemli bulduklarımı siz okurlarımla paylaştım.

***

Günün Sözü

"Bir gün dönüp geçmişe baktığınızda, mücadelelerle geçen yılların hayatınızın en güzel yılları olduğunu fark edeceksiniz."

Sigmund Freud

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları